| |
AKEL Merkez Komitesi
Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas 22 Nisan’da düzenlenen basın
toplantısında , 25 Nisanda referanduma sunulacak olan Annan planı
ile ilgili olarak AKEL’in son kararını açıkladı. Hristofyas , AKEL
Kıbrıs Konferansı’nda alınan kararı hatırlatarak, şöyle konuştu:
Bu karar Konferansa
katılan 1694 temsilciden 1097’sinin , yani yüzde 65’inin olumlu oyu
ile alındı. Karara 582 temsilci, yani yüzde 34,36 karşı oy verirken,
11 kişi de çekimser oy kullandı. Bizim kararımızın iki temel unsuru
vardır. Bunlardan ilki , referandumun bir kaç ay ertelenmesi,
ikincisi ise varılacak çözümün güvenlikli uygulanması için gerekli
garantilerin sağlanmasıdır. Bunun yanı sıra, bir nokta da bu planda
gerekli olabilecek bir kaç küçük değişiklik noktası da gündeme
getirildi. Kararımız , ciddi bir hareketlilik yarattı. Hiç kimse
kararımızın dikkate alınmadığını söyleyemez. Hem içte, hem dışta
ciddi bir hareketlilik yarattı. Tüm bunlara rağmen, yoğun
uğraşılarımıza rağmen, Birleşmiş Milletler’in ve diğer faktörlerin
gösterdiği anlayışa rağmen, referandumun bir kaç ay ertelenmesi
mümkün olmadı. Bunu önce Sayın Talat aracılığıyla Kıbrıstürk tarafı,
sonra da Sayın Gül aracılığıyla Türkiye tarafı reddetti.
Daha sonra Amerikan ve
İngiliz faktörü BM’den bir karar çıkması yönünde uğraş verdi fakat
bu da bir sonuç vermedi. Şunu söylemeliyim ki, AKEL’in endişeleri
ciddi bir şekilde dikkate alındı. Bunun yanı sıra, ilgili karar
metninin içeriği somut çözümün uygulanması için elle tutulur bir
güvence konusunda ne yazık ki bizim talebimize yanıt vermediğini de
ifade etmek istiyorum. Bu uğraşıların sonuç vermediği noktada, bizim
“hayır”ımızın aşırı sağın, Bozkurtların “hayır”ından ne farkı
olduğu sorusunu soranlar var. “Hayır”ımızdaki fark özlüdür ve olayın
felsefesi ile ilgilidir. “Hayır”larımız ilkesel açıdan farklıdır.
Biz “hayır”ımızla süreci ertelemeye yönlendiriyoruz ve bu şekilde
uygulanması sırasında çözümün, her iki toplumdan aşırı sağ güçlerin
faaliyetleri sonucu havaya uçurulmasını engelliyoruz. Çözümün
uygulanmasını garanti altına alacak somut önlemler alınmasını ve
halkın büyük bir çoğunluğunun “evet”ini sağlayarak, iki toplumdan
insanların özgür bir şekilde iradesini ifade etmesi ile gerekli
pratik önlemlerle zor çözümün uygulanmasını beton gibi
sağlamlaştırmak istiyoruz. Dahası AKEL’in onayı ve çok yoğun
uğraşısı sonrası, zayıf bir “evet” kararı çıksa bile, bu çözümü
istemeyenler bunu kolay bir şekilde şüpheli bir konuma
götürebilirler. Bunun için biz, gerekli uygulamısna ilişkin gerekli
güvencelerle “evet”i çok sağlamlaştırmak istiyoruz.
AKEL Genel Sekreteri ve
Meclis Başkanı , tek yanlı hakemlik rolü oynamaması ve hem siyasi
liderliğin , hem de halktan insanların büyük “evet”inin sağlanması
için gerekli motivasyonun yaratılması konusunda , uluslar arası
faktörü bir çok kez uyardı. Üzülerek söylemeliyim ki, bu noktada
beklentilerimize gerekli yanıtı alamadık ve bunu hem BM, hem AB, hem
Amerikalı ve İngiliz arabulucular biliyorlar. Bu çerçevede, AKEL’in
tavrı kimse için sürpriz değildir. Gün gelecek, görüşmelerimiz ve
uğraşılarımızla ilgili tutanaklar basına açıklanacaktır, o zaman
bugün söylediklerim kanıtlanacaktır.
...........
Hem bugünkü , hem de
daha önceki BM Genel Sekreterleri’ne Güvenlik Konseyi’nin
görevlendirmesiyle Kıbrıs sorununun çözümü için ortaya koydukları
uğraşılar için kendilerine teşekkür etmek istiyorum. Özellikle
hakemlik rolü sonrası son planını suna bugünkü Genel Sekreter’e
teşekkür etmek istiyorum. Verdikleri yoğun uğraşını bir “evet”le
başarılı bir şekilde sonlanmasını arzulayan BM yetkililerinin büyük
arzularını anlayışla karşılıyorum. Somut bir sonuç elde etmek ve
Kıbrıs sorununu çözmek için bu meseleye karışan diğer unsurları da
anlayışla karşılıyorum. Avrupa Birliği’nin yardımlarını anlıyor ve
takdir ediyorum. Annan planının onaylanması yönündeki arzularını tam
olarak anlıyorum. Bu insanların kendilerini ifade etmemeleri için ,
her hangi bir çabada bulunulmuş ise, bu yanlış ve kabul edilemez bir
şeydir. Diğer taraftan , bugünlerde uluslar arası faktörün davranış
biçimlerinin bizi, AKEL’i sevindirmediğini de söylemem gerekiyor.
Baskı ve şantajların varlığını üzülerek ifade etmek durumundayım.
.......
Ben halktan insanlara,
sıradan insanlara son kararı kendilerinin vereceklerini söylüyorum.
Hangi hislere sahip oldukları ve nasıl karar alacakları konusunda
kimseyi yönlendirip zorunlu kılma uğraşı içerisinde değiliz. Fakat,
bu partinin süreçleri nasıl gördüğünü anlatmamız bir zaruretti ve
tarih tarafından sınanacağız. Ben, Kıbrıs sorununun çözümü
meselesinin kapanacağı ve tekrardan bir fırsatın yıllar sonra
çıkacağı düşüncesini taşıyanlardan değilim. Bazıları tehlike
söyleminin içerisindeler. Ben, uluslararası topluluk çözümün
uygulanmasına yönelik somut garantileri sağlayarak, tekrar geri
gelebileceğine ve gelmesi gerektiğine inanıyorum. Kıbrıs halkı
buradadır ve buna anlayış gösterecektir.
.....
Gazeteci: Referandumun
tekrarlanacağı konusunda beklentiniz var mı ve bu beklenti nereden
kaynaklanıyor, Birleşmiş Milletler’den bu yönde mesajlar var mı?
Hristofyas: Bu saatte
BM’den mesajlar olduğunu söyleyemem ve böylesi bir şey mantıklı da
olmazdı. Bugün Kıbrıs halkının önüne bir planı koyanlar ,
referandumların tekrar edileceğini söyleyemezler, böylesi bir tutum
sanki insanlara referandumda “hayır” demelerinin istenmesi anlamına
gelirdi. Bugün elbette , doğal olarak BM çalışmasının sonucunu,
bizden Kıbrıs halkının kabul etmesini istiyor.
.......
Gazeteci: Güçlü bir
şekilde “hayır” denilmesi iki toplumu karşı karşıya getirmeyecek mi?
Bazı Kıbrıslıtürk örgütler işbirliğini kesme yolunda karar aldılar,
bu konuda ne diyorsunuz?
Hristofyas: Türk
tarafının yıllardır bu çözümden daha kötüsünü isteyen tutumuna
rağmen, iki toplumun birbirlerine yakınlaşması ve birlikte Kıbrıs
sorununun çözmeleri için, zaman içerisinde de işlerliği olacak ve
birlikte kabul edilecek bir çözüm için biz ısrarla çalıştık. O
dönemde biz Kıbrıstürk toplumuna eleştirel yaklaşmadık. Hatta bugün
bile, Sayın Talat’ın başta olduğu bugün ortaya koyduğu tutumu tatmin
edici bulmamamıza rağmen, görüşme çabalarımızın sonuç almamasına
rağmen, biz ertesi günü de düşünerek çok dikkatli olmayı tercih
ediyoruz. Yıllardır tecrit içerisindeki Kıbrıslıtürklerin hayal
kırıklığına uğrayacaklarından eminim. Ancak, biz kısa süre
içerisinde işlerliği olacak bir çözüme, uygulanacağı güvence altına
alınan bir çözüme ulaşabilmek için çalışmaya devam edeceğimiz
konusunda bir kez daha sizi temin ediyorum. Şunu da eklemek
istiyorum, deneyip başarılı olmamanın sonucu gerçekten daha kötü
olacaktır. Deneyeceğimiz zaman, çözüm olumlu ve sürekli olmalıdır.
..........
Gazeteci:
Reddedildiğinde Annan planı ölecek mi?
Hristofyas: Hayır. BM
Genel Sekreteri , biraz önce de ifade ettiğim gibi , planın
onaylanması için yapabileceklerini yapıyor. Ben daha önce de
belirttim: Bu plan geldi ve gitmeyecek. Sonuçta , Kıbrıs sorununun
çözümünde bu planın damgası olacak. Bu nedenle , bu planda kökten
değişiklikler yapılması konusuna yoğunlaşmıyoruz. Biz dikkatimizi
daha çok çözümün uygulanması konusu üzerine topluyoruz.
..........
Gazeteci: Referandumun
ertelenmesi konusundaki talebiniz kabul edilmedi. Siz Annan
planından yana mısınız değil misiniz?
Hristofyas: Parti
Konferansımızın aldığı karar çok net. Çözümün uygulanmasına ilişkin
güvenceler olduğu takdirde, bu planla biz Kıbrıslıtürk
yurttaşlarımızla birlikte yaratıcı bir riski üslenerek birlikte
yaşayabiliriz.
..........
|
|