AKEL M.K. Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas’ın

referandumların sonuçlarının açıklanmasının ardından yaptığı açıklama:
 
 

 

 

22 Mayıs 2004 Cumartesi günü AKEL ve BKP temsilcilerinin buluşmasının ardından gerçekleştirilen basın toplantısında AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas bir açıklamada bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

 

 

24 Nisan 2004

 

Hem Kıbrısrum toplumunda, hem de Kıbrıstürk toplumunda yapılan referandumların sonucuna saygımızı ifade ediyorum. Bizim görüşümüze göre, özellikle Kıbrısrum toplumunda yapılan referandumun sonucu bayram edilecek bir sonuç değildir. Bu sonuç, üzerinde ve ertesi günden itibaren başlayacak olan süreç üzerinde daha çok düşünülmesi gereken bir sonuçtur.  Bu sonucun, AKEL’in Kıbrıs Konferansı’nın aldığı kararın doğruluğunu onayladığını düşünüyorum. Bilindiği üzere, Konferans kararında, hem Kıbrıs halkının bu planın olumlu ve olumsuz yönlerini daha iyi duyması için, ama hem de ana olarak çözümün uygulanmasının güvenilir bir biçimde güvence altına alınması için uluslararası alana ve bütün ilgili taraflara yönelik olarak koordine bir çabanın üstlenilmesi olanağının verilmesi için, planla, çözümle ve çözümün öngördüğü uygulamayla ilgili olarak Kıbrıslırumlar içerisinde var olan emniyetsizlik duygusunun giderilmesi için, referandumların ertelenmesini, nedenlerini de analiz ederek istemişti. Bunun yanı sıra, net olmayan yada boşlukların var olduğu belirli meselelere de cevap bulunmasını da istemiştik.

 Birleşmiş Milletler’den uluslararası düzeyde ilgili unsurlara kadar uluslar arası camianın büyük ilgi gösterip görece olarak harekete geçmesine rağmen, maalesef, her şeyden önce referandumların ertelenmesi mümkün olmadı. Aynı esnada, çözümün uygulanması için gerekli güvencelerin sağlanması da mümkün olmadı.

 Şimdi, bundan sonraki gün üzerine büyük ciddiyetle eğilmemiz gerektiğine inanıyorum. Bundan sonraki günler daha önceki günler gibi değil, daha zor günler olacaktır. Ancak, izninizle, insanları panik içerisine düşmemeye, felaket tellallığına kulak vermemeye çağırmak istiyorum. Toplum içerisinde yenilgi hissi yaymanın yanlış olduğunu söylemek istiyorum. Siyasi liderlik Kıbrısrum toplumunda yapılan referandumun sonucunun Kıbrıs sorununun çözümünün reddi yada Annan planının reddi anlamına gelmediğini kolektif bir biçimde ve net olarak ortaya koymalıdır. Aksi türden mesajlar yanlış ve bizi yalnızlığa sürükleyecek mesajlar olacaktır. Zaman, taleplerimizin, Annan planıyla ilgili olarak istenenin  ne olduğunu net bir şekilde kolektif olarak ortaya koymamızın zamanıdır.

            Kıbrıslıtürk yurttaşlarımız şu anda yoğun duyguların etkisi altında bulunuyorlar. Onlara seslenerek, reddedici nitelemelerde bulunmamaları gerektiğini ifade etmek istiyorum.  Bunun Türkiye liderliği için de geçerli olduğuna inanıyorum. “Bizim pek çok kez planları ve insiyatifleri reddetmiş olmamızla Kıbrısrum toplumu haklı çıkmıştı. Şimdi Kıbrısrum toplumunun “hayır” demesiyle biz kurtuluyoruz, bundan sonra iki ayrı halk olarak yan yana yaşayacağız” denilemez, yani taksimin güçlendirileceği söylenmemelidir. Yoğun duygular altında olmalarına rağmen, Kıbrıstürk toplumunun ilerici güçlerinin böylesi bir anlayışı paylaşmadıklarına inanmak istiyorum. 

AKEL’in çabalarına rağmen, son iki yıl içerisinde olmayanın, yani iki toplumun ilerici güçlerinin liderliklerinin bir masa etrafında toplanmasının, var olan olası anlaşmazlık noktalarımızı ele alarak Kıbrıs sorununa ilişkin temel hususlar üzerine ortak tezlere ulaşmaya çabalamamızın zamanıdır. Kıbrıstürk toplumunun ilerici güçlerinin liderliğine yönelik çağrım budur. Ayrıca pek çok kez değindiğim meselelere cevap verilmesiyle yeni bir referandum yapılarak Kıbrısrum toplumundan da büyük bir “evet”in çıkması için AKEL’in mücadeleye devam edeceğinin altını çizmek istiyorum. 

            Kıbrıstürk toplumunun endişelerinden biri Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği’ne girmesi , Kıbrıs’ın yeniden birleşmiş olarak girmemesi olayıydı. Bu durumda Kıbrıslırumların AB’ye girişten sonra Kıbrıslıtürkleri unutacağı kaygısıydı.  Bizim için bu hiç bir zaman söz konusu değildi ve bugün de daha da fazla olarak bu söz konusu değildir. Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin anlayışının ve felsefesinin de bu olduğundan eminim. Kıbrıslıtürklerin de AB yurttaşları olması ve bunu hissetmeleri için Cumhuriyet hükümetinin AB ile işbirliği içerisinde elle tutulur bir şekilde yapacağı uygulamalar kısa zamanda görülmelidir. 

            Bir kez daha tekrar ediyorum: İlk tezimiz referandumun yapılmasına “hayır”dı. Referandum ertelenmedi. AKEL’in “hayır”ının ve referandumdaki “hayır”ın hedefi olabildiğince kısa süre içerisinde Kıbrısrum toplumundan da büyük bir “evet”in “betonlaşmasını” hedeflemekteydi ve hedeflemeye devam ediyor.   

 

Gazeteci: BM Genel Sekreteri’nin , De Soto’nun beyanlarından, hatta Verheugen’in Kıbrıs’ın bir daha böylesi bir fırsatı olmayacağına dair sözlerinden sonra, Kıbrısrum tarafının “hayır”ından sonra, referandumların tekrarı olanaksız görülmüyor mu?

Hristofyas: Hayır, bu değerlendirmelerle hemfikir değilim. Şu anda, varsayımsal konuşmamalıyız. Kolektif olarak çalışmalıyız. Uluslar arası camia ve şayet Türkiye’ye müzakerelere başlama tarihini verirse AB, BM Genel Sekreteri ve AB’nin saygın yetkililerinin de dediği gibi, uzun bir süre edilgen bir durumda kalmayacaktır. Bizim inancımız ve çabamız bu yöndedir, kısa süre içerisinde tekrar gündeme gelmesi gerekiyor ve gelecek.

 

Gazeteci: Kimilerinin felaket tellallığı yaptığına değindiniz. Şu ana kadar var olan baskı ve tehditlerden daha da kötü neler olabilir?

Hristofyas: Ben bir tehlike söyleminin yoğunlaşacağına işaret ediyorum. Şimdiden Türkiye’de ve Kıbrıstürk toplumu içerisinde bu başladı. Sayın Denktaş iki ayrı egemen devlet ve taksimin özünde yerleşmesi hakkında tehditvari beyanlar yapmaya başladı. Ama Kıbrısrum tarafında da benzer tehlike söylemleri vardı. Hiç bir tehlikeyi hatta ortaya atılan tehdidi küçümsemeksizin, var olan koşulları somut olarak incelemeliyiz. Ancak , diğer yandan referandumlardan önce dile getirilmiş olan pek çok şeyin olmasının mümkün olmayacağı kanaatindeyim. 

 

Gazeteci: Annan planında sınırlı değişikliklerle yeni bir referandum yapılmasından söz ediyorsunuz. Cumhurbaşkanının bu talebi aynı biçimde desteklemesini güvence altına aldınız mı?

Hristofyas: Hayır, güvence altına aldığımı söylemiyorum. Benim tezim şu: Cumhurbaşkanı ile ve diğer siyasal güçlerle masaya oturalım ve istediklerimizin neler olduğunu netleştirelim. İstikrarlı bir şekilde anlaşmaya çalışalım.

 

Gazeteci: Şimdiye kadar bunun olmuş olması gerekmez miydi?

Hristofyas: Bu daha önce de oldu. Ancak, (yabancılar) bizden çok diğerlerini duydular. Türkiye’yi duydular. Şimdi Kıbrısrum toplumu bir mesaj verdi. Bu mesaj, çözümün uygulanmasının daha fazla güvence altına alınmasına ihtiyacımız olduğu mesajıdır. Bugün yapılan exit poll kamuoyu yoklamalarında insanların yüzde 70’i emniyetsizlik hissettiklerini beyan ediyorlar. Müteakiben, somut olarak ne üzerinde ısrar edeceğimizin netleşmesi gerekiyor. Plan burada ve burada kalacak. Kıbrısrum toplumunun “hayır”ı ile planın çöp sepetine atıldığı şeklinde yanlış kanaatler olmamalıdır. Bunun olması söz konusu değildir.

 

Gazeteci: Kıbrıstürk toplumunun “evet”i ile bir taraf için belirli bir hali almış olan bir metnin müzakeresi artık ne şekilde yapılabilir? Çözüm biçiminin özde değişikliğini mi istiyoruz?

Hristofyas: Hayır. AKEL adına çok net olarak konuşuyorum. Hiç bir imada bulunmuyorum. Çözüm, iki toplumlu iki bölgeli federasyon çözümüdür. Daha şimdi de söyledim, bu planın gitmesi söz konusu değildir. Yani , netleştireceğimiz kesinlikle iki toplumun da çıkarına olacaktır.  Bir çözümün uygulanma güvencesinin olmasının Kıbrıstürk toplumunun da lehine olmadığı söylenemez.  Süreç içerisinde her hangi bir anormal durumun, Türkiye yada başkasının “sözümü geri alıyorum” demesi Kıbrıstürk toplumunun lehine midir? İlk zarara uğrayacak olanın Kıbrıstürk toplumu olacağını sanıyorum. Ne istediğimizi netleştirmek dediğimde, bu genel temel üzerinde diyorum.

 

Gazeteci: Siz bazı sınırlı değişiklikler diyorsunuz, Cumhurbaşkanı planda önemli değişikliklerden söz ediyor.

Hristofyas: Biz bir talebi dile getiriyoruz. Bir masanın etrafına oturalım, referandumlardan önce yaratılan duygusallıklardan, çatışmalardan uzak bir şekilde konuyu masa üzerine koyalım.  Gerçek olanaklarımızın neler olduğunu görelim ve ne istediğimiz konusunda yaklaşımı sağlamaya çalışalım. Bu ille de hepimizin aynı ortak paydaya varacağımız anlamına gelmez. Ancak görevimiz uluslararası camianın tutumunu da göz önüne alarak bunu yapmaktır. Uluslar arası camia ne getiriyorsa bunu kabul etmeliyiz demiyoruz, çünkü “madem bunu uluslar arası camia getiriyor, Sayın Verheugen, Sayın Kox bunu diyorlar, o zaman bunu kabul etmeliyiz” türünden tavırlar da duyuldu. Bu memlekette yaşayacak olanlar biziz. Ve biz , elbette uluslar arası dengeleri de, “yeni dünya düzeni” denilen durumu da, Avrupa Birliği’nin birleşik bir Kıbrıs’ı istediğini de göz önüne alarak, uzlaşmamızı yapacağız. Bunun acı verici bir uzlaşma olacağını daha önceleri de belirttik, ama bunun da sınırları olacaktır. Herkes , “Son sözü Kıbrıs halkı söyleyecek” derken, belki uluslararası alanda bazıları halkın liderliklerini aşacaklarını zannettiler. Kimden olduğunu bilmiyorum, ama bazı unsurlardan Kıbrısrum toplumunun büyük çoğunlukla “evet” diyeceğine dair onaylar almış olabilirler.  Biz AKEL olarak ve şahsen ben , Kıbrısrum toplumundan büyük “evet”in duyulmasında yardım edebilmemiz için yardımcı olmaları konusunda BM yüksek yetkilileri de dahil olmak üzere, uluslar arası unsuru onlarca kez uyardık. Bizim değerlendirmemize göre, maalesef yeterince yardım etmediler. Aksine, Sayın Erdoğan’ın Türkiye’de yeni bir lider olmasını ve askeri yapı ile yapacakları olmasını göz önüne alarak, tezlerinin geçmesi için Sayın Erdoğan’a yardımcı oldular, ama gerektiği derecede bize yardımcı olmadılar.

 

Gazeteci: Sayın Verheugen Kıbrıslıtürklere ekonomik olarak yardım edilmesi gerektiğini açıkladı. Sayın Gül de ambargonun kaldırılmasını istedi. Bu konuda Kıbrısrum tarafının tutumu ne olacaktır?

Hristofyas: Öncelikle şunu belirtelim: AKEL hiç bir zaman Kıbrıslıtürklerin ekonomik olarak tecrit edilmesinden yana olmadı. Acele ederek, referandumun tamamlanmasından bir kaç saat sonra, AB’den doğrudan yardımla bağlantılı olarak konuşmak istemiyorum.  Bu konuda Kıbrıs hükümeti cesur bir tutum içerisinde olmalıdır.

 

Gazeteci: Beş Avrupa ülkesi yeşil hattın Kıbrıs’ın sınırı olması yönünde öneri hazırlıyorlar.

Hristofyas: Yeşil hattın Kıbrıs’ın sınırları olması önerisinin yapılması mümkün değildir. Olası olanın ne olduğunu Cumhurbaşkanı da çok önceleri öngörmüştür. Yani AB’nin sınırlkarının yeşil hatta bitmesi değil, Schengen ile ilgili olarak, yeşil hattın daha sıkı olması konusudur.

 

Gazeteci:  Yeniden BM Genel Sekreteri’ne başvuracak mısınız?

Hristofyas: Hem Genel Sekreter bize , hem de bizim Genel Sekreter’e başvuracağımıza inanıyorum.

 

Gazeteci: Sadece yanlış bilgilendirme yüzünden mi “hayır” yüzde 75’e ulaştı?

Hristofyas: Elbette ki hayır.

 

Gazeteci: Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Hristofyas: Konferansımızda da bunu yorumladık, bugünkü basın toplantısında da buna değindim.

 

 

 
                 

   ANA SAYFAYA DÖNÜŞ