| |
| |
22 Mayıs 2004 Cumartesi günü AKEL ve BKP temsilcilerinin
buluşmasının ardından gerçekleştirilen basın toplantısında AKEL
Genel Sekreteri
Dimitris Hristofyas bir açıklamada bulundu ve
gazetecilerin
sorularını yanıtladı. |
|
Dimitris
Hristofyas’ın açıklaması ve basın mensuplarının sorularına
yanıtları:
Birleşik Kıbrıs Partisi temsilciler heyetine en sıcak bir şekilde
“AKEL Merkez Komitesi bürolarına hoş geldiniz” demek istiyorum. Bu
referandumların ardından gerçekleştirdiğimiz ilk buluşma. Her zaman
olduğu gibi, birbirimizi karşılıklı olarak anlıyoruz ve var olan
endişeleri paylaşıyoruz. Referandumlardan sonra da, duyguların yoğun
bir biçimde egemen olmasının ardından da, iki bölgeli, iki toplumlu
federasyon çözümüne mümkün olan en kısa sürede ulaşabilme yönünde
ortak isteğe sahibiz. Referandumda Kıbrıslırumların “hayır” tezinin
iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümüne “hayır” değil, Annan
planının bazı yönlerine yönelik bir “hayır” olduğunu ve Annan
planını “ölmüş” olarak görmediğimizi ifade ettik. Bu plan, Kıbrıs
sorununun çözüm parametrelerini içerdiği için tartışma gündeminde
kalacak bir plandır. Görüşümüze göre, ister plan içerisinde, ister
dışında, Kıbrısrum toplumunun bazı endişeleri vardır ve bu
endişelerle ilgili bazı noktaların değişmesi gerekmektedir.
Kıbrıslırumların büyük çoğunluğunun referandumda olumsuz tutum
almasının ardında güvencesizlik duymaları ve bu çözümün
uygulanacağından emin olmamalarının olduğu kanıtlanmıştır. Bizim
kanaatimize göre, yapılması gereken, her şeyden önce bu
güvencesizlik duygusuna cevap verecek bazı düzenlemelerin yapılması,
herkesin güvenliği hissetmesinin ve çözümün uygulanmasının
güvencesinin sağlanmasıdır. Bunun yanı sıra , AKEL de dahil olmak
üzere bazı siyasal güçlerin değindiği ikincil düzeydeki, planın
özünü değiştirmeyen başka meseleler de vardır. Kıbrıslırum,
Kıbrıslıtürk, bütün Kıbrıslılar için güvenli bir geleceği sağlayacak
şekilde, mümkün olan en kısa zamanda Kıbrıs sorununun çözümüne
ulaşmak ve vatanımızın yeniden birleşmesini sağlamak için, biz,
Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum yurttaşlarımızla bunları tartışmaya
hazırız.
Kıbrıstürk toplumu içerisinde bu dönemde Avrupa Parlamentosu
seçimleri konusunun tartışıldığını ve bu seçimlerde neden sadece
Kıbrıslırumların yer aldığı, yada neden Kıbrıs Cumhuriyeti’nin
yaptığı seçimlerde en azından neden iki yerin Kıbrıslıtürk
yurttaşlarımız için bırakılmadığı, neden Avrupa Parlamentosu’nda
Kıbrıslıtürk yurttaşlarımızın olmadığı sorularını Kıbrıslıtürk
yurttaşlarımızın sorduklarını biliyorum. Bu meselelere ilişkin
olarak bizim izahatımızı dile getirmek istiyorum. Var olan duyguları
biliyorum, buna rağmen ben tamamen samimi olarak konuşmak
zorundayım. Kıbrıs sorununun çözülmediği koşullarda, Avrupa
Birliği’ne giriş verileri zemininde , Avrupa Parlamentosu için
seçimleri yapmaktan Cumhuriyet hükümeti sorumludur. Bizim görüşümüze
göre, mümkün olduğunca en kısa sürede Kıbrıs sorunun çözümü için, AB
ile birlikte sıkı bir şekilde çalışmamız gerekir. Çözüm temelinde,
Kıbrıslırumlarla birlikte temsil edilmelerinde, Kıbrıslıtürk
yurttaşlarımıza düşen payı almaları için düzenlemeleri yapıp bunun
yollarını bulabileceğimizden eminim.
Kıbrıslıtürk yurttaşlarımıza şunu da söylemek istiyorum. AKEL, bu
Avrupa Parlamentosu seçimleri çerçevesinde aday listesinde
Kıbrıslıtürk adaya yer verme ve seçilmesi için çalışma arzusunu
taşıyordu. Ancak referandumdan sonra Kıbrıstürk toplumunda egemen
olan duyguları, Kıbrıslıtürk dostlarımızın, şahsiyetlerin ve
örgütlenmelerin tavsiyelerini çok ciddi olarak göz önüne aldık ve bu
konuda arzu ettiğimizi yapmaktan, yani aday listemizde Kıbrıslıtürk
yurttaşlarımıza yer vermekten kaçındık.
Aday listemizde Kıbrıslıtürk olması yönünde başlangıçtaki kararımız
olmasına rağmen ve bunu arzu etmemize rağmen, böylesi bir hareketi
eğer Kıbrıslıtürkler kendilerini tahrik edici olarak görüyorlarsa,
böylesi bir tahriki yapmayı istemedik.
Sonuç olarak, şunları belirtmek istiyorum. Referandumlardan sonra
iki topluluk içerisindeki yoğun duyguları anlıyorum, ancak bu
duygulara yapışıp kalmamalıyız, geleceğe doğru bizi bunlar
götürmemelidir. Çağrım, ileriye doğru bakalım. Özellikle iki
toplumun ilerici güçleri, nasıl ortak sonuçlara varabileceğimize,
iki tarafta da var olan endişeleri ve yabancıların elden geldiğince
daha az rolünün olmasıyla, mümkünse Kıbrıs’ın işlerinde hiç
rollerinin olmamasıyla, ülkemizin barış, dostluk ve işbirliği
koşullarında yeniden birleşmesi için ortak isteğimizi göz önüne
alarak Genel Sekreter’in planı temelinde, mümkün olan en kısa süre
içerisinde, Kıbrıs sorunun çözümü için ilerlemeye dikkatimizi
yoğunlaştıralım.
Soru: Yunanistan ve Kıbrısrum tarafından uluslararası alanda
büyük hareketliliğin ortaya konulduğunu görüyoruz. Sayın
Karamanlis’ten sonra Sayın Papadopulos ta ABD’ye gidecek. Bu
temasların amacı nedir? Müzakerelerin yeniden başlaması konusunda ne
düşünüyorsunuz? Geçişlerde pasaport gösterme işleminin kaldırılması
kararı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Hristofyas: Sayın Karamanlis , ABD’ye özellikle referandumlar ve
bilinen sonuçları için, ya da Kıbrıs sorunu için özel olarak
gitmedi. Sayın Karamanlis’in ABD ziyaret etmesi seçimleri
kazanmasının ardından programlanmıştı. Ziyareti sırasında ABD
Başkanı Bush ve başka Amerikan yetkililerle esas olarak Olimpiyat
müsabakaları ve Olimpiyatların güvenliği konusuyla, ABD-Yunanistan
ikili ilişkileri hakkında görüştüğü görülüyor. Tabi ki böylesi bir
ziyaret sırasında Kıbrıs sorunu hakkında da görüşülmemesi paradoks
olurdu. Ama gelen bilgilere göre, Kıbrıs konusu ana konu değildi.
Sayın Papadopulos bir konferansa katılmak için Meksika’ya gidecek ve
Meksika’dan ABD’ye geçecek. Orada BM Genel Sekreteri’ni de görecek.
Bunlar, Kıbrıs ve Yunanistan tarafından Kıbrıs sorununa ilişkin
olarak tekrar hareketliliğin olması, müzakere olması için ilgi
anlamına gelmektedir. Müzakere dediğimizde ne demek istediğimizi
netleştirmek istiyorum. Biz müzakere dediğimizde, planın yeniden
müzakere edilmesini söylemiyoruz. Planın yeniden müzakeresini
istemiyoruz. Taraflardan biri reddettiği takdirde planın yok
sayılacağı ve hiç bir uygulama değeri olmayacağı yönündeki plan
unsurunu izleyebilirdik. Tam bu noktada, sorunun çözümü için iyi
niyet içerisinde olduğumuzu, irademizi ve isteğimizi göstererek,
bunu demiyoruz. Bazı meselelerin olduğuna işaret ediyoruz ve bunları
Kıbrıstürk toplumu ile birlikte, BM ve uluslararası unsurla da
tartışmamız gerektiğini, böylece çözümün, bu acılı uzlaşmanın sadece
bir toplum tarafından değil, iki toplum tarafından kabul edilir
olmasını söylüyoruz.
Pasaport gösterilmesi konusuyla ilgili olarak ise, biz, (pasaport
gösterilmesi talebinin) ortaya konulduğu ilk andan itibaren bununla
hemfikir olmadık. Bunun mantıksız olduğunu, iki toplum arasında
temaslara yardımcı olmadığını dile getirdik. Eğer bu uygulamayı
kaldıran karar alınırsa biz bunu selamlarız. Çünkü bu uygulama
süresinde, biz Kıbrıslıtürk partilerle, buradaki dostlarımızla
birlikte, bunun yanlış olduğunu, bu kararın gözden geçirilmesi
gerektiğini, Kıbrıs sorunun çözümü için en iyi koşulların
yaratılması için yaklaşıma, işbirliğine ve ortak çabalarımıza
yardımcı olmadığını dile getirmiştik. Dolayısıyla, böylesi bir
kararın alınıp uygulanmasından mutluluk duyarız. Örneğin, ben de
(Soruyu soran Kıbrıslıtürk gazeteciye hitaben) sizi ziyaret
edebileceğim ve bundan memnuniyet duyacağım.
Soru: Sayın Markos Kiprianu’nun AB Komisyonu üyesi olarak işgal
altındaki bölgeye geçmesine izin vermediler. Bu olayı nasıl
yorumluyorsunuz?
Hristofyas:
Yurttaşlarının Türkçe yada Rumca konuşmasından bağımsız olarak,
Kıbrıs Cumhuriyeti 1 Mayıstan itibaren AB üyesidir. Kıbrıs
Cumhuriyeti’nin bütün toprakları AB üyesidir. AB yasalarının
uygulanmasında problem var: Devam etmekte olan bölünme, statüko,
yabancı askerlerin varlığı, tüm bunların sona ermesini istiyoruz.
İnanıyorum ki, hepimiz birlikte, bütün halk tarafından kabul
edilemez olarak görülen bu durumun sona ermesini istiyoruz.
Kıbrıslıtürkler Avrupa Birliği’ne gittiklerinde AB vatandaşları
olarak karşılanmakta, kabul edilmektedir. Bir AB vatandaşının, kendi
vatanında bir yerden başka bir yere serbest olarak geçmesi söz
konusu olduğunda, bunun olmaması, uluslararası hukuk ve AB kuralları
temelinde, siyasi olarak kabul edilemez. Dün, Markos Kiprianu ile
yaşanan, yanlış biçimde bir güç gösterisidir. Yanlış biçimde ortaya
konmuş bir çabadır. En azından talihsiz olarak nitelenecek, siyasi
olarak yanlış ve kabul edilemez bir harekettir. Gerçekten vatanımızı
yeniden birleştirmeyi ve birlik olarak AB içerisinde ilerlemeyi arzu
ettiğimizi söylediğimiz esnada bu tür hareketlerden kaçınılması
gerekir.
22.5.2004 -
Lefkoşa
|
|