|
AKEL M.K. Polit Bürosu bugün gerçekleştirdiği toplantısında Avrupa
Konseyi’nin Brüksel Zirvesi’nin sonuçlarını değerlendirdi ve
aşağıdaki sonuçlara vardı:
-
Cumhurbaşkanı Brüksel’de Kıbrıs’ın tezlerini kararlı fakat aynı
zamanda sorumluluk duygusu ile savunarak çetin bir mücadele verdi.
Brüksel sonuçları, Cumhurbaşkanı’nın ve hükümetin, meclis
başkanının ve siyasi liderliğin Kıbrıs’ın tezlerini ileri götürmek
amacıyla aylardan beridir vermekte oldukları sistemli uğraşıların
sonucu elde edilmiştir.
-
AKEL M. K. Polit Bürosu, Brüksel Avrupa Konsey sonuçlarının
ileri doğru bir adım olduğu değerlendirmesi yapar. Tabi ki daha
ileri olgular hedeflenmişti. Fakat somut koşullar içerisinde,
Avrupa Birliği’ndeki koşullar ve yeni dünya düzeni çerçevesinde
var olan dünyamız koşulları da dikkate alındığında, Kıbrıs mümkün
olanı başarmıştır. Türkiye başbakanı, İngiltere ve Avrupa Birliği
dışındaki faktörlerin baskısı sonrası Avrupa Konseyi’nin değişen
ve çok daha tatmin edici olan baştaki tavrını değiştirmesi bu
şekilde açıklanır. AKEL’in çıkarların ve farklı niyetlerin hakim
olduğu dünyamızda çok anlaşılır olgular için dahi mücadele
vermemiz gerektiği yönündeki tezi bir kez daha doğrulanmıştır.
-
AKEL çeşitli Avrupa ülkelerinin ve özellikle de Yunanistan’ın
Kıbrıs’a verdiği desteğe değer verir.
-
AKEL M. K. Polit Bürosu yakın gelecekte dikkatimizi aşağıdaki
konular üzerinde yoğunlaştırmamız gerektiğine inanır.
·
Türkiye’nin aldığı yükümlülükleri pratikte
yerine getirmesi için kollektif olarak çalışmamız gerekmektedir.
·
Müzakerelerin yeniden başlaması için
zeminin daha iyi hazırlanması uğraşılarında, Annan planında
değişiklik gereksinimine anlayış göstermeleri amacıyla Kıbrıslıtürk
siyasi güçlerle temaslar yoğunlaştırılmalıdır.
·
Koşullar iç cephede birliğin en mümkün
olan derecede gerçekleşmesini dayatıyor ve AKEL bu yönde çalışmaya
devam edecektir.
·
Kıbrıs sorununa olası en kısa sürede
yaşayabilir ve işler bir çözüm bulunması acil ve öncelikli hedef
olarak varlığını koruyor ve daha da artan bir uğraşı ile bu yönde
çalışmaya devam etmeliyiz. Kıbrıs hükümeti ve K/R tarafı hem
uluslararası faktöre hem de K/T vatandaşlarımıza sürekli olarak bu
mesajı vermelidir.
·
Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk tüm halkımızın
Kıbrıs sorununun çözümüne hiçbir kimsenin olmadığı kadar
ihtiyacı vardır. Üzerinde anlaşmaya varılan, yaşayabilir ve işler
bir çözümü hedefleyen özlü müzakerelerin başlaması için her tür
girişimi destekliyoruz. Çözümün temelini, müzakereler aracılığı ile
Kıbrısrum tarafına sorunun çözümü olarak kabul olanağı verecek
değişikliklerin yapılması gereken Annan planı olmaya devam
etmektedir. Hedefimizin, ne planının felsefesini değiştirmek ne de
Kıbrıstürk toplumunun haklarını ortandan kaldırmak olmadığını fakat
tüm Kıbrıs halkının çıkarına hizmet etmek olduğunu tekrarlıyoruz.
·
Çözümü istemede 3 Ekim 2005 tarihi Türkiye
için hareketlendirici bir sınır çizgisidir. Bu yılki acı veren
deneyimi de dikkate alarak zaman sınırlı takvimler ve hakemlik
tehditleri ile olumlu bir sonuca ulaşamayacakları hem Ankara hem de
uluslararası topluluk için net olmalıdır. Özel olarak Türkiye’nin ya
da Kıbrıs halkının çıkarına karşı herhangi bir başkasının değil, her
şeyden önce bütünde Kıbrıs halkının çıkarına bir çözüme ihtiyaç
olduğunu uluslararası faktör anlamalıdır.
21.12.2004
|