|
2008 Şubat’ında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin
AKEL’in tezinin belirlenmesine yönelik parti içi süreç bugün, 8
Temmuz 2007 tarihinde tamamlandı.
AKEL, partinin tümünün aktif olarak katıldığı geniş bir parti içi
demokratik süreç izleyerek, ne kadar demokratik, ciddi ve sorumlu
bir parti olduğunu; liderlik ve parti tabanı arasındaki bağların ve
karşılıklı saygının sürekli olarak güçlendiği bir parti olduğunu bir
kez daha gösterdi.
Parti içi süreç parti temel örgüt sekreterlerinden, taban örgüt
bürolarından Merkez Komitesi üyelerine kadar parti içinde seçilmiş
olan herkesin yer alma hakkına sahip olduğu Olağanüstü Kıbrıs
Konferansı’nın gerçekleştirilmesiyle tamamlandı. Olağanüstü
Konferans’a sadece partinin bütününü değil, aynı zamanda genel
olarak Solu ifade eden toplam olarak 1626 parti kadrosu katıldı.
AKEL’in Olağanüstü Kıbrıs Konferansı’nda parti Merkez Komitesi’nin
önerisi ele alındı. AKEL M.K. Genel Sekreteri’nin açılış konuşması
dikkatle dinlendi. Yoldaşça bir ortam içerisinde ve sorumluluk
duygusu ile Cumhurbaşkanlığı seçimleri konusu tartışıldı ve kararlar
gizli oylama ile alındı.
Kıbrıs sorunu
ile ilgili olarak, AKEL’in Olağanüstü Kıbrıs Konferansı, 2005 yılı
Kasım ayında gerçekleştirilen Partinin 20. Kongresi’nin kararlarını
teyit etti. Kıbrıs sorununa Birleşmiş Milletler kararlarını,
1977–1979 Doruk Anlaşmaları’nı, uluslar arası ve Avrupa hukukunu
dayanak alan barışçıl bir çözüm bulunmasına partinin bağlılığını
teyit etti. Çözüm Kıbrıs’ı Türk işgalinden ve yerleşiklerden
kurtarmalı; devleti, halkı, kurumları ve ekonomiyi yeniden
birleştirmelidir. Çözüm Birleşmiş Milletler kararlarında
belirlendiği gibi iki toplumun siyasal eşitliği temelinde iki
bölgeli, iki toplumlu federasyon olmalıdır. Çözüm, geriye dönüş ve
mal varlığı hakkı da dâhil olmak üzere, Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk,
halkımızın temel özgürlüklerini ve insan haklarını sağlamalıdır.
Olağanüstü Kıbrıs Konferansı ayrıca şunları tespit etti:
-
Kıbrıs sorununda durgunluk var. Bu durgunluktan Türk tarafı,
Ankara ve Kıbrıstürk liderliği sorumludur. Çözüm yolunu açabilecek
olan 8 Temmuz anlaşmasının yaşama geçmesine engeller koyuyorlar.
Yasa dışı devletin uluslar arası düzeyde konumunun yükseltilmesini
öncelikli hedef olarak koyuyorlar ve çözümü kabul etmeleri için bu
çözümün temelinin Annan planı olması gerektiği mesajını net olarak
gönderiyorlar. Durgunluğun sorumluluğu Türk tarafının omuzlarında
olsa da, sorunun süregitmesi, istila ve işgalin oldu-bittilerinin
kalıcılaşması Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk
halkımızın geleceği için büyük tehlikeler içermektedir.
-
2004 referandumlarının ardından doğan atmosferin değiştirilmesi
için çetin mücadeleler verildi. Bu mücadelelerde AKEL ve Parti’nin
M.K. Genel Sekreteri-Meclis Başkanı aktif ve kararlı bir şekilde
yer aldılar. Şüphesiz atmosfer iyileştirildi. Ancak Kıbrısrum
tarafı zor konumda olmaya devam etmektedir. Bize sorumluluklar
yüklemeye devam ediyorlar. Kıbrıs’ın AB’deki ortakları tarafından
ve genel olarak uluslar arası alanda kuşku ve olumsuz yaklaşımlar
ortaya konmaya devam edilmektedir. Sürekli olarak argümanlarımızı
ortaya koymamız ve Kıbrıs sorununun çözümünü samimi olarak
istediğimize ikna etmemiz bir gerekliliktir. İki bölgeli, iki
toplumlu federasyon çözümüne içerde bazıları tarafından şu ya da
bu derecede şüphe gösterilmesi, dışarıda Kıbrıslıtürklerin sözde
tecridinin kaldırılması bahanesiyle yasa dışı devletin konumunun
yükseltilmesini ve yapılarının kabul edilmesini öne çıkaranlara ek
dayanaklar vermektedir.
-
8 Temmuz anlaşmasının yaşama geçirilmesi çabası odak noktası olmak
üzere, Kıbrısrum tarafının hareket inisiyatifini üstlenmesi
gerekmektedir. Kıbrıs sorununun çözüm ilkeleri ve Kıbrıs’ın
hakları üzerinde müzakere yapmayacak, fakat aynı zamanda sorunun
çözümü için siyasi irade mesajları gönderecek esnek bir politika
izlenmesi gerekmektedir. Esnek ve aktif bir politika, ya
Türkiye’nin tutum değiştirmesi kaydıyla, bugünkü çıkmazların
aşılmasına izin verecektir ya da izlediği uzlaşmaz politika
hakkında Türk tarafının sorumluluklarını tekrar ortaya
çıkaracaktır.
İç idare
ve sosyo-ekonomik politika ile ilgili olarak AKEL’in
Olağanüstü Kıbrıs Konferansı, işbirliği içerisindeki partilerin
hükümetinin olumlu çalışmalar yaptığı değerlendirmesini teyit etti.
Bu hükümet bir derecede halk yanlısı politikaları ve çeşitli
alanlarda reformları öne çıkarmıştır. Kamu yaşamına ve devlet
ekonomisine bir derecede çeki düzen vermiştir. Konferans, işbirliği
içerisindeki partilerin hükümetinin ortaya koyduğu bütün olumlu
çalışmaların AKEL’in mührünü taşıdığının altını çizdi. AKEL, ülke
yönetimindeki katılımı aracılığıyla, mücadeleleri ve nüfuzu ile
hükümet programının yaşama geçmesi için ısrarlı ve tutarlı bir
şekilde çalıştı.
AKEL’in Olağanüstü Kıbrıs Konferansı aynı zamanda şunları da tespit
etti:
1.
Halkın 2003 değişiminden beklentileri gerektiği derecede
karşılanmadı. Hükümet programının yaşama geçirilmesinin ritmi
beklenen düzeyde değildi ve bunun sonucu olarak da hükümet
programının yeterli sayıda önemli hususları yaşama geçirilmeden beş
yıllık görev süresinin sonuna varıldı. Hatta bazı durumlarda hükümet
programının özü ve biçimine ters düşen politikalar yaşama geçirildi.
2.
Hükümetin sosyo-ekonomik politikasında neoliberal anlayışın etkisi
son bir buçuk yılda özellikle hissedilir oldu. Görev süresinin ilk
yıllarında hükümet tarafından sunulan sosyal destek paketlerini 2006
Aralık ayının paketiyle basit bir şekilde karşılaştırmak dahi önemli
gerileyişi göstermektedir. Ekonominin göstergelerinin iyileşmesi
için halkın katlandığı fedakârlıklara denk düşecek karşılık hükümet
tarafından gerektiği düzeyde değerlendirilmedi.
3.
İşbirliği içerisindeki partiler olarak halka vaat ettiklerimizin
tümünün yaşama geçirilmesi gerekir. Ayrıca yaşamın getirdiği büyük
sorunlara karşı koyacak halk yanlısı yeni politikaların yaşama
geçirilmesi bir zorunluluktur. Avrupa Birliği’ne girişten
kaynaklanan güçlüklere karşı konulurken, aynı zamanda Kıbrıs’ın
AB’ye girişi ile açılan perspektiflerin değerlendirilmesi için en
iyi koşullar yaratılmalıdır.
AKEL’in Olağanüstü Kıbrıs Konferansı yukarıdakilerin tümünü göz
önünde bulundurarak, demokratik ilerici güçlerin işbirliğinin
devamının Kıbrıs’ın ve halkımızın yararına olacağı görüşündedir.
DİSİ’nin tekrar iktidara gelmesi yaşamın bütün alanlarında ciddi bir
geriye dönüş olur. Bütün demokratik ve ilerici güçlerin görevi
böylesi bir geriye dönüşe izin vermemektir.
Aynı zamanda Konferans değişim beklentilerine tamamen yanıt verecek
ve daha iyi bir gelecek için umutları güçlendirecek yeni bir
başlangıcın olması gerektiği görüşündedir.
Dolayısıyla AKEL’in Olağanüstü Kıbrıs Konferansı Parti Taban
Örgütleri’ndeki oylamayı ciddi bir biçimde göz önüne alarak:
1.
Yenilenmiş ve üzerinde anlaşmaya varılmış halk yanlısı, ilerici ve
demokrat bir hükümet programı temelinde demokratik ve ilerici
güçlerin işbirliğinin yenilenmesi için çalışmaya devam etmesi
görevinin parti Merkez Komitesi’ne verilmesi,
2.
Cumhurbaşkanı’na, işbirliği içindeki partilere ve Kıbrıs halkına
ülkenin demokratik ve ilerici güçlerinin ortak adayı olarak AKEL M.K.
Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas’ın adaylığının
önerilmesi,
3.
Önerimize Cumhurbaşkanı, DİKO ve EDEK’ten olumlu yanıt alınmaması
durumunda AKEL’in Dimitris Hristofyas’ın adaylığı ile ilerlemesi
kararını aldı.
Ülkenin en büyük siyasal ve sosyal gücü olarak AKEL, Kıbrıs’a ve
halkımıza 80 yılı aşkın hizmetiyle, özgürlük, demokrasi ve sosyal
ilerleme için verdiği mücadelelerle, diğer demokratik ve ilerici
güçlerden Parti Merkez Komitesi Genel Sekreteri’nin adaylığının
desteklenmesini isteme hakkına sahiptir.
1940’lı yıllardan itibaren işbirliği politikasına sadık olarak AKEL
işbirliklerini ve işbirliği içerisinde olduğu güçleri her zaman
onurlandırdı. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilanından sonra da, halkın
birliğine katkıda bulunarak ve özgürlük, demokrasi ve ilerleme için
mücadelelerini güçlendirerek, genel olarak demokratik ve ilerici
kesimden Cumhurbaşkanlarını tutarlılık ve samimiyetle destekledi.
Demokratik alandan Cumhurbaşkanlarının seçilmesinde, Kıbrıs sorununa
ilişkin doğru politikanın belirlenmesinde ve demokratik, halk
yanlısı politikaların öne çıkarılmasında AKEL’cilerin ve daha genel
olarak Sol’un oyunun ve tutarlı desteğinin belirleyici önemde olduğu
kanıtlanmıştır.
Dimitris Hristofyas Kıbrıs sorununa ve iç idare konularına ilişkin
olarak, politikası ve verdiği mücadelelerle, Kıbrıs’a ve davasına,
özellikle geniş halk katmanlarına ve tüm Kıbrıs halkına değerli
hizmetler sunan partinin, AKEL’in lideridir.
Dimitris Hristofyas Meclis Başkanlığı’ndaki hizmeti ile Kıbrıs
Cumhuriyeti’nin en yüksek makamlarında da başarıyla görev
yapabileceğini kanıtlamıştır. Meclis Başkanı olarak ülkenin siyasal
güçleri arasında diyaloğun, karşılıklı saygının ve düşünce
birliğinin ilerlemesi için çalıştı. Hangi kesimden olursa olsun,
onunla birlikte çalışanlar onu dürüst ve içten bir politikacı olarak
tanımaktadırlar. Onun Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesi despotluktan ve
adam kayırmacılıktan uzak olan demokratik ve birleştirici bir
yönetim için güvence olacaktır.
Son yılların onlarca kamuoyu yoklaması, halk içerisinde onun siyasal
düşüncesine, siyasi lider olarak karizmasına, yeteneklerine ve
şahsına duyulan güveni ve saygınlığı göstermektedir.
Dimitris Hristofyas Kıbrıs sorunun çözümü için mücadele etmektedir.
Kıbrıs sorunun çözüm ilkelerini tutarlılık ve kararlılıkla
savunduğunu kanıtlamıştır. Kıbrıs ve halkımız aleyhine olacak kabul
edilemez çözümlerin dayatılması yönünde her türlü uğraşıya karşı
durmaktadır. Aynı zamanda, Dimitris Hristofyas, Kıbrıs sorununun
çözüm yolunu açacak arzu edilen kabul edilir uzlaşmaya ulaşabilmek
için gerekli unsurlar olan esnekliğe ve siyasi iradeye sahiptir.
Ayrıca Dimitris Hristofyas, yeniden yakınlaşması ve iki toplumun
uyum içinde birlikte yaşaması için gerekli unsur olan geniş
Kıbrıslıtürk katmanların takdir ve güvenine sahiptir.
Meclis Başkanı olarak Dimitris Hristofyas parlamenter diplomasiyi
öne çıkardı. Meclis Başkanlığı görevi boyunca kazandığı tecrübe
Cumhurbaşkanı olarak görevlerini başarı ile yerine getirmesinde ona
yardımcı olacak ek bir öğedir.
Dimitris Hristofyas Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve daha
genelde uluslararası faktör tarafından da güvenilir ve saygı duyulan
bir muhatap olarak kabul edilmektedir.
Gerek içerisinden geldiği ve içinde yer aldığı Sol, gerekse
kendisinin iyi bilinen sosyal hassasiyetleri demokratik ve halktan
yana politikaların izleneceğinin, cesur adımların atılacağının ve
reformların yapılacağının güvenilir teminatıdır.
Kıbrıs sorununun içinde bulunduğu bugünkü kritik aşamada, ülke ve
halkımızın büyük sorunlarla karşı karşıya olduğu bu aşamada Dimitris
Hristofyas demokratik - ilerici güçlerin ve halkın desteği ile yeni
bir başlangıcın lideri olabilecek ve daha iyi bir yarın için
çalışacak kişidir. Dimitris Hristofyas’ın adaylığı yenileşmenin,
çağdaşlaşmanın ve umudun adaylığıdır.
8.7.2007
|