Siyasal sorunumuzun bugünkü biçim ve boyutunu aldığı 26 yıldan
beridir iki toplumun yeniden yakınlaşması ortak vatanamızın
geleceğinde oynadığı önemli rolün kimlerin ne kadar bilincinde
olunduğundan bağımsız her zaman dikkat merkezinde oldu.
Eğer bugüne dek iki tarafca da kabul edilen anlaşmalar temelinde
ortak kabul edilebilir bir çözüm aracılığı ile gerçekten barış
içinde bir arada yaşam koşullarını yaratmak istiyorsak bunun,
bugünkü koşullarda yeniden yakınlaşma politikasının kabulünden
geçtiğini kimse inkar edemez.
1974 öncesi iki toplumun yüzyıllar süren uyyum içerisinde bir yaşam
sürdüğü çok iyi bilinmektedir ve doğal olarak bu yıllar içerisinde
toplumların farkılıklarına saygı da gelişti.
AKEL, olaylar öncesi saflarında önemli sayıda Kıbrıslıtürkün
bulunduğu tek siyasi oluşumdu. Kıbrıslıtürk çalışanlar, Kıbrıslırum
çalışanlar gibi AKEL’in bünyesindekendi haklarının savunulduğunu,
dininden ve konuştuğu dilden bağımsız olarak her çalışanın günlük
mücadeleler içerisinde korunduğunu gördü.
Hem Kıbrıslırum hem de Kıbrıslıtürk ilericiler AKEL bünyesinde bir
araya geldi çünkü Kıbısrum ve Kıbrıstürk şovenistlere karşı bu
şekilde kendilerini güven içerisinde gördüler.
AKEL yeniden yakınlaşma politikasını 1974 yılında keşfetmedi: Bu
yönde çok eskiden mücadele ediyordu. AKEL bu politikası nedeniyle
hakaretlere uğradı, hakkında soruşturnalar açıldı ve yeniden
yakınlaşma politkasından ortaya çıkan ilkelere bağlılığını ve bu
ilkelerdeki ısrarını kan ile ödedi.
Kıbrıslıtürk vatandaşlarımız ile işbirliğinin sağlamlaştırılmasının
gerekliliği mücadelesinde yalnız değildik. Bizler bu mücadelede
koşulları Kıbrıslırumlara göre çok daha zor olan Kıbrıslıtürklerin
de AKEL saflarında yer almasından dolayı gurur duyuyoruz.
İçinde bulunduğumuz bu günlerde şovenizme ve karanlık güçlerin iki
toplumu birbirinden uzaklaştırma çalışmalarına karşı Kıbrıslırumlar
ile Kıbrıslıtürklerin ortak mücadelesinde sembole dönüşen Derviş Ali
Kavazoğlu ile Kostas Mişaulis’i
anıyoruz. Ne yazık ki cinayetler toplum arasında var olan sorunları
büyütme arzunda olanların en sevdikleri taktikti ve bu tür olaylarda
sorumluluk her iki topluma da yükleniyordu.
AKEL “Kıbrıslıtürkler düşmanımız değildir. Kıbrıslıtürkler
kardeşimizdir” sloganı nedeniyle Kıbrıslırum
şovenistlerden neler duymadı ki… Bu sloganın veya benzer içerikte
başka sloganların duyulması ile birklikte kin ve nefret yaratan
hastalıklı bir milliyetçilik anlayışını ortaya seren bitmez
tükenmez bir biçimde en kötü küfürlere muatap oldu. Bu insanlar
Kıbrıs’ın birleşik bir halde tutulması uğraşılarına verdikleri
zararın bilincinde midirler? Kıbrıslıtürkleri çoğunluğa baş eğen bir
azınlığa dönüştürmeyi arzulayan yaklaşımlarının veya
Kıbrıslıtükleri farklı dilleri ve dinleri nedeniyle doğaları gereği
Kıbrıslırumların düşmanı kişiler olarak gören yaklaşımlarının,
vatanımızın kalıcı taksimine yol açtığını hiç düşündüler mi?
Bugün önde gelen görev yeniden yakınlaşma ile ilgili sloganlara
karşı bizi saran çeşitli olumsuz duygulardan kurtulmak ve bir
toplumun diğerine saygı duyarak birlkkte yaşayacakları koşulları
yaratmaktır.
Bu politika temelinde Kıbrıslıtürk vatandaşlarımız ile ilişki ve
temasların geliştirilemsi yönünde ısrarlıyız. Diğer tarafa elimizi
uzatarak samimi arzumuzu ifade ediyoruz. Bunu yaparken ayni zamanda
şovenist duyguların korunmasının ülkemize getirdiği zararların
bilincinde olmayanların ülkemizin tam yıkımı için uğraştığı mesajını
veriyoruz. Denktaş ile Ankara'nın taksimci planlarına, herhangi bir
tereddüte düşmeden, iki toplumun, yabancı askerlerden ve
müdahalalerden arındırılmış barış ve işbirliği köprüsü olacak ortak
bir vatan yaratma arzusu ile karşılanmalıdır.
AKEL ve Yurtsever Birlik Hareketinin son görüşmesi ve bu görüşme
sonrası bize Karpaz bölgesini ve buradaki mahzur durumda yaşayan
Kıbrıslırumları
ziyaret olanağının verilmesi, heyecanlı anlar yaşamamıza neden oldu.
İşgal bölgesindeki sabırlı insanlarımızla ilk kez buluşmanın
duygusallığının ötesinde bu ziyaret sırasında
Kıbrıslıtürk
vatandaşlarımızın da bizimle ayni endişeleri duyduklarını tespit
ettik. Onlar da bizimle aynı endişeleri, sorunlar karşısında ayni
düşünceleri ve aynı
dilekleri ifade ettiler.
Ve bu ziyaret bizim için unutulmaz bir ziyaret olarak kalacaktır ve
ülkemizin içinden geçtği bu kritik günlerde hepimiz için yeni
adımların atılmasının kaynağı olacaktır.