Son dönemlerde Kıbrısrum
toplumu içerisinde Kıbrıs sorununda hedeflenen çözüme karşı protesto
sesleri duyulmaya başlandı. Konuya ilişkin görüş ayrılıkları ve
farklı yaklaşımlar iki bağımsız yönden gelmekle birlikte bunlar
birbirlerine bağlıdır. Somut olarak ifade edecek olursak Yeni Ufuklar
Partisi ve kilise liderliğinin bir bölümü federal çözüm hedefinin terk
edilmesini isterken bunun yerine Londra ve Zürih antlaşmalarının daha
da iyileştirdiği bir birleşik devletin hedeflenmesi talebini ileri
sürüyor. Diğer taraftan çok küçük bir Kıbrıslırum grup kamuoyu önünde
yaptıkları açıklamalarında çok dikkatli olmakla birlikte bir biçim
olarak konfederasyonu kabule hazır görünümü veriyor.
AKEL’in
değerlendirmesine göre bu iki görüş farklı noktalardan hareketle
birlikte ileri götürülmeleri durumunda ayni şekilde adanın taksiminin
kalıcılaşması ve ada için tahmin edilemeyecek sonuçlarla bir
gerginliğin yaratılmasına sonuca yol açacaktır.
İki bölgeli, iki toplumlu federasyon, Kıbrıslılar tarafından özgür bir
biçimde seçilmedi. Yunan cuntasının örgütlediği ve EOKA B’nin
katıldığı darbe ve Türkiye’nin adayı işgali sonrası biçimlenen
gelişmeler tarafından dayatıldı. Kıbrıs Cumhuriyetinin birliğinin
korunması için, Kıbrıslırumlar ile Kıbrıslıtürklerin birlik halinde
ortak vatanlarının korunması için seçilen bir çözüm oldu.
Adanın bütünlüğünün korunması arzusu, Birleşmiş milletlerin sürekli
olarak aldığı kararları aracılığı ile de ifade edildi. Makarios-
Denktaş(1977) ve Kiprianu - Denktaş (1979) doruk antlaşmaları
aracılığı ile de ifade edildi.
Adanın birliğinin korunması eşitlik, insan haklarına saygı,
karşılıklı saygı koşullarında Kıbrıslıların çoğunluğunun bilincinde
de korunmalıdır. Kıbrıslırumlar arasında son dönemlerde yapılan bazı
kamuoyu yoklamalarının endişe verici bazı sonuçlar verdiği görülüyor.
Bu kamuoyu yoklamaları Denktaş’ın konfederal çözüm konusunda ısrarlı
açıklamalar yaptığı ve kilise liderliğinin bir kısmının üniter
devlet açıklamaları yaptığı bir ortamda gerçekleştirildi. Bu durumun
bazı karmaşalar ve endişeler yaratması doğaldı ve kamuoyunda baz
dalgalanmalar oldu. Tüm bu duruma kamuoyu yoklaması yapanların soru
biçimini de ilave edersek kamuoyu sonuçları büyük oranda izah
edilebilir.
İki toplumlu, iki bölgeli Federal çözümün terk edilmesi ne anlama
gelir? Böylesi bir gelişme ülkemiz için ne gibi tehlikeler doğurur?
Federal çözümün terk edilmesi adamızın bütünlüğünü koruma için önemli
bir kalkanın otomatik olarak terk edilmesi anlamına gelir. Bu güçlü
kalkanı Birleşmiş Milletler kararları ve uluslararası örgütün kendisi
oluşturuyor. üzerinde anlaşmaya varılan çözüm temelinin terk edilmesi,
müzakere için isteyenin istediği olguyu müzakere masasına koymasını da
beraberinde getirir. Uluslararası topluluğun istediği ve iki tarafın
kabul ettiği temel konusunda uzlaşmanın zorlukları dikkate alındığında,
imkansız değilse de bir anlaşma üzerinde görüş birliği sağlanmanın ne
kadar zor olduğu herkes tarafından görülebilir.
BM kararlarının ve doruk
antlaşmalarının terki her ki taraftaki şövenist ve aşırı unsurlara
faaliyetlerini yükseltme, uzlaşmazlıklarını daha da artırma ve
ayrılıkçı taksimci çözüm taleplerinde bulunma olanağı da yaratır.
Şövenist ve aşırı milliyetçi propaganda, Kıbrıs halkını daha da böler
ve sonuçlarının önceden tahmin edilmesine olanak olmayacak olumsuz
sonuçlara yol açar.
Kıbrıs’ın çok özel zor bir dönemden geçtiğinin bilinci içerisindeyiz.
Adanın kalıcı taksimi ve halkının bölünmesi tehlikesi her
zamankinden fazladır. Bu ülkeyi seven ve ortak yaşam ve işbirliği
alanına dönüştürmek isteyen herkesin onun yaşaması için mücadele etme
görevi vardır. Kıbrıslırumlar ile Kıbrıslıtürklerin eşitliğine, insan
haklarına saygıya, karşılıklı saygılarına dayalı bir birliğin
korunması için mücadele görevimiz var. Bunun yanı sıra hangi topluma
ait olduğundan bağımsız bu ülkenin tüm ilerici insanlarının BM
kararlarının öngördüğü gibi federal bir çözümü, açık bir şekilde
savunmasının büyük bir önemi var. Bu şekilde Kıbrıs halkının ve
Kıbrıs adasının birliğini de savunmuş oluruz.