Biz Kıbrıslılar, yabancı müdahalelere, "böl ve yönet" politikasına
maruz kalmış bir halkız ve ne yazık ki bu politikaların
uygulanmasında birçok defa Kıbrıslılar da rol oynamıştır. Birçok
kez ayrılıkçı politikaların kurbanı olduk. Tüm bunlara rağmen,
yapılan yanlışlara ve eksiklilere rağmen bu adada doğan herkese ait
olan bir Kıbrıs'ımız var.
Geleceğe yönelik endişelerimiz, Kıbrıs sorunundaki sürece çıkar
açısından bakmayan herkesin ifade ettiği endişelerdir.
Duyulan endişe "benim" değil "bizimdir" ve kişisel başarı ve
mutluluk değil tüm Kıbrıs'ın mutluğunu söz konusudur. Hepimiz de
sorunun bir parçasıyız ve federal bir çözüm temelinde onurlu bir
çözüm içerisinde kolektif olarak gerçekçi boyutta mücadele etme
hepimizin sorumluluğudur. Bulunacak federal çözüm Kıbrıs devletini
geleceğini, Kıbrıslılık bilincini,adamızın birliğini, demokrasiyi ve
serbest dolaşım, yerleşim ve mülk edinme temel haklarını
sağlamalıdır. Çözüm bunları elde ederken her şeyden önce her iki
toplumun da ciddi endişelerini ve kaygılarını dikkate alarak
Kıbrıs'ı yabancı askerlerden ve yerleşiklere kurtarmalıdır.
Geçen Pazar günü Yurtsever Birlik Hareketinin daveti sonrası AKEL
Limasol heyeti ile Kıbrıs'ın kuzey kısmını ziyareti etme fırsatı
buldum.
Bu ziyaret sırasında beni en çok heyecanlandıran olay sıradan
Kıbrıslıtürklerin toplumlarının geleceğine ilişkin olarak ifa
ettikleri endişe oldu. Birçok Kıbrıslıtürk kırık Rumcaları ile bize
bu mesajı verdi. Baf'tan, Limasol'dan, Larnaka'dan göçmen olan
birçok insan zamanın aleyhimize çalıştığını görüyordu. Bugün var
olan ikilem "temiz çözüm" değil, fakat ülkemizi başta ifade
ettiğimiz olguları sağlayacak onurlu bir uzlaşma ile kurtuluşa
götürüp götürmeyeceğimizdir. Biz Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler
bu yönde mücadele vermeliyiz.
Her iki toplumdan da siyasi güçlerin yeniden akınlaşma ve tanışma,
birlikte düşünme ve faaliyet ortaya koyma yönünde geliştirmeye
başladığı girişimler belirleyici bir öneme sahiptir. Bu girişimler
sadece siyasi partilerin ve örgütlerin liderlik kadroları düzeyinde
değil yığınsal halk eylemleri düzeyinde gelişiyor. Gençlerin, ayni
köylerden gelen insanların kültürel içerikli buluşmaları yeniden
birleşme ve karşılıklı anlayışın yerleşmesi yönündeki büyük
uğraşılara katkı yapar.
Geçtiğimiz Pazar günü ziyaretimiz sırasında Salamina veya Girne'nin
Boğaz piknik alanlarından geçerken çamların, epkaliptoların, harup
ağaçlarının altında oturup serinlemeye çalışan insanların
Kıbrıslırum mu Kıbrıslıtürk mü olduğunu kimsenin ayırt
edemeyeceğinden eminim. Alışkanlıklar aynı, yaşama, barışa ve
ilerleme olan sevgi aynı.
Zora dayanan ayrılığın getirdiği acı ile karışık Kıbrıs sorununun
çözümüne yönelik olan samimi bir arzu olduğunu da tespit ettik.
Belki anlaşmanın imzalanmasından hemen sonra herkes evine dönme
arzusunda değildi fakat önemli olan herkesin Kıbrıs'ta kalma
arzusunda olması ve bu hakkı yaşama geçirme olanağına sahip olacak
olması.
Gerçek dostlarla, ayni ideleri paylaştığımız insanlarla bir araya
gelmek bizi heyecanlandırdı. Ortak vatanımızın ileri gitmesi
düşüncesinde ve bilincinde olan ayni ülkenin vatandaşları olarak bu
ülkenin bölünemeyecek kadar küçük ve hepimizi sığacak kadar büyük
olduğunu bir kez daha birlikte gördük.
Sevgili dostlar bir kez daha sizleri dostça selamlar ve ayrışık
duvarlarının olmadığı bir ülkede yeniden buluşma dileklerimizi
iletirim.