1 Eylül yıllar önce
sendikal hareketin barış için eylem günü olarak belirlenmiştir.
Uluslararası dayanışma, kardeşlik, ve özellikle de
barışın emekçi hareketin verdiği mücadelenin ayrılmaz bir parçası
olması bir rastlantı değildir.
Savaş doğal olarak
doğası gereği bize uzaktır. Ölüm, yıkım getirir. İnsanları kök
saldığı alanlardan söker ve toplumsal zenginlikleri mahveder.
Avrupa’daki işçi
hareketi birçok kez yıkıcı savaşlara sürüklendi ve büyük tekelci
ekonomik çevrelerin maceralarını ağır bir şekilde ödedi.
Sahte yurtseverlikler,
ulusal üstünlük, etnik temizlik, dinsel fanatizm, egemen ekonomik ve
siyasi askeri çevrelerin işçi sınıfını kendi çıkarlarına hizmet için
yıkıcı, maceracı savaşlarına çekmek amacı ile kullandıkları
ideolojik ambalajlarını oluşturdu.
Çalışanların, barış
mücadelesi ve savaşa karşı savaş ilanları ile pratik ve direkt
olarak bağlanmaları,savaşa karşı direnmeleri bir rastlantı değildir.
Kıbrıs, yurdumuz büyük
siyasi askeri çevrelerin kendi seçimleri için kendi çıkarları için
etnik önyargıları kullanmalarına karakteristik bir örnektir.
Emperyalist güçlerin
planlarına göre Kıbrıs işçi sınıfı dinsel ve etnik kökenlerindeki
farklılıklar aracılığı ile ayrılıkçı unsurlar işlenerek bölünmeli ve
böylece Kıbrıs devletinin dağıtılması ve Kıbrıs’ın bilinen kendi jeo-stratejik
planlarına hizmet etmesi için bu güçlerin soğuk savaş planları
yaşama geçirilmeliydi.
Tüm bu yöndeki
uğraşılara karşı Kıbrıs işçi sınıfı milliyetçiliğe ve bölücülüğe
karşı direndi. Sınıfsal dayanışma uzun bir süre milliyetçi
önyargılardan daha güçlü bir şekilde kendisini gösterdi. Bu
nedenden dolayı da gerçeğin sesinin kısılması, verilen mücadelenin
Türk ve Rum olmasından bağımsız her çalışan için ortak olması
gerektiğini, daha iyi bir yaşam için, sosyal ve ekonomik haklar için
olması gerektiğini ikna edici bir şekilde ortaya koyan sendikacılara
karşı ve özellikle de Kıbrıslıtürk sendikacılara karşı açık şiddet,
terör biçiminde hızlandırıldı.
Bu noktada, bu yönde
görüş ifade edenlerin ne kadar haklı olduklarının yaşam tarafından
doğrulandığını vurgulamaya gerek görmüyoruz.
Ne yazık ki yıkıcı
savaş bizim evimizden de geçti. Silahların gücü şimdi bir
statükoyu dayatmış olabilir. Ayni zamanda yaşamımızı patlamaya
hazır bir bombanın üzerine kurmamızın koşularını da getirdi.
Savaş sorunlarımızı
çözmedi. Yeni sorunlar yarattı, önyargıları güçlendirdi, ekonomik
gelişmeyi dizginledi ve güvensizlik duygularını güçlendirdi.
Ülkemizin yakın
tarihinde geçirdiği sürecin acı ve kanlı sonuçlarını
değerlendirdiğimizde bu ülkeyi gerçekten seven ve geleceği için
endişe duyan insanlar için öğretici olan tek şey, gerçek barışın,
her yurttaş için gerçek güvenliğin, ayrılıkçılık, etnik karşıtlık ve
etnik temizlik mantığında aranamayacağının ortaya konmasıdır.
Birinin hakkı diğerinin
hakkı üzerinde temellendirilemez.
Sendikaların barış için
eylem günü ortak vatanımız için özel bir önem taşıyor.
Kıbrıs için barış
sadece çatışmalardan ve çarpışmalardan kaçınmak anlamına gelmiyor.
Bizim için barış yeniden birleşme, güven duygularının yeniden
yerleşmesi demektir, tüm Kıbrıslı çalışanların ekonomik ve sosyal
açıdan eşitlenmesi demektir, tüm yurttaşların kişisel
özgürlüklerinin var olacağı ve demokrasinin işlerlik kazanacağı, tüm
vatandaşların insan haklarına tam saygı gösterileceği federal,
demokratik bir cumhuriyetin inşası demektir.
Her iki tarafta da
Kıbrıs sendikal hareketini birleştiren vizyon budur.
Sendikal örgütlerin
eylem birliği, Sendikal Forum’un güçlendirilmesi ve ileri
götürülmesi, barış ve yeniden birleşme için mücadele, ülkemiz
çalışanlarının öncelikli hedefidir.