Geri Dönüş Arzusu

Fanis Hristodulu

AKEL M.K. Polit Büro Üyesi.

     Kıbrıs ve halkının yeniden birleşmesinin  başarılabilir bir olgu olup olmadığını kendi kendime birçok kez sordum. İnsanların bu soruya farklı yanıtlar verdikleri biliniyor. Hiç şüphem yok ki  soru net olarak ortaya konduğunda hem Kıbrıslırumların hem de Kıbrıslıtürklerin büyük çoğunluğu halkın ve ülkenin birleşmesini arzuladıklarını  net bir şekilde ortaya koyacaklar.

     Taksim ve toplumun birini diğerinden uzaklaştıracak olan bir çözüm düşüncesi ile uzlaşamazlar.

     Kıbrıs halkının arzularının ötesinde bir çözümün rüyasını gören ve böylesi bir çözümü planlayan yerliler ve yabancılar bu hesaplarında otelciyi hesaba katmıyor. Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler köylerini, şehirlerini, mallarını ve evlerini unutmadılar ve unutmaları mümkün değildir.  Birlikte büyüdükleri komşularını unutmuyorlar.  Yaşlı işçiler ve çiftçiler madenlerde ve diğer alanlarda sekiz saatlik iç günü, sosyal sigorta, hayat pahalılığı ödeneği ve daha iyi yaşam koşulları için gerçekleştirdikleri grevleri unutmadı. Düğünlerde ve bayramlarda birlikte yaptıkları kutlamaları unutmuyorlar.

     Yapay ve şiddete  dayalı ayrılığın üzerinden birkaç on yıl geçmesine rağmen  dönüş  arzusu varlığını korumaya devam ediyor.  Lidra Palas’ta, Pile’de veya bir başka alanda ortak toplantılarda Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler ile konuştuğun zaman bunu tespit etmek zor değildir.

     İlk cümleler “nasılsın, ne yapıyorsun?” ile başlar ve sonra da herkes konuşmaya şehri, köyü,  tanıdıkları ve   dostları ile ilgili a devam eder.  Ve  ayni köyden insanlar bir araya geldiğinde de evlerinin durumu gündeme gelir.

     Ve ben eminim ki o anda  hafıza geçmişe kayar ve  doğduğu evdeki ailenin güzel günlerine ait ilişkiler bir sinema şeridi gibi gözlerinin önünden geçer.

     O anlarda evini görme arzusu en üst noktalara çıkar. Onun için  en büyük ve en güzel hediye , en büyük iyilik  bir an için olsa dahi baba evine gidip o evi görmektir, evinin bahçesinden bir çiçek kopartmak, ailesine bir saksı çiçek götürmek, bir dal fesleğen , bir limon veya zeytin dalı   veya avlusundan bir taş götürmektir.  O an o kadar büyük bir heyecan yaşar ki ayrılık duvarını unutur. Günlük sorunlarını unutur ve  büyük bir mutluluk yaşar.

     Yabancı turistlerin  ve diğer bazı kişilerin  mahallelerimizden  geçtiklerini, evlerimizin fotoğraflarını çektiklerini ve ülkemizin güzelliklerinden zevk aldıklarını gördüğümüzde  bizim bunu yapamadığımızı kendi ülkemizde  göçmen konumunda olduğumuzu  görmek aslında ne büyük bir trajedidir.

     Bize yabancı merkezler tarafından  , bizim bazı  yanlışlarımız sonucu  dayatılan bu anormal ve trajik durumun bir bitiş tarihi olmalı. Ve ben bu bitiş tarihinin var olduğundan eminim , çünkü  bu dünyayı yöneten ve yönlendirmeye çalışanların belki de kendileri için küçük olan hesaplamadıkları bir durum var, o da:

     Her ailenin , her ananın  doğduğu eve dönme, etrafında çocukları, torunları ile mutlu bir yaşam arzunu  yıllardan beridir  biriktirmesidir. Bu çözüm yabancılaşmaya değil Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk halkın saf ve temiz duygularına yanıt verecektir.

     Bu ülkeyi seven tüm kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler insan haklarının elde edileceği federal bir Kıbrıs’ta dönüş arzusunun olabildiğince kısa sürede gerçekleşmesi için mücadeleye devam etmek zorundadır.

     Kıbrıslırumlar böylece Apostol Andreas’ı, Karpazı, Magosa’yı, Girne’yi, Morfu’yu ve Kıbrıslıtürkler de Larnaka’yı, Limasol’u, Baf’ı ve  köylerini her gün görebilecektir. 

 

Haziran - 2000

 

 
                    ANA SAYFAYA DÖNÜŞ