KÜRESELLEŞME VE  EĞİTİM

 

                                  Neoklis Silikiotis

                                  AKEL M.K. Üyesi

    

Günümüzün göze çarpan özelliği,  bilginin tüm alanlarında eşsiz bir patlama yapması ile sürekli değişim ve gelişmedir.

Bilgi ağının gelişmesi  ile iletişim, ekonomik ve sosyal ilişkiler haritasını etkiliyor. Dünyamızda zaman ve mekan kavramı küçülüyor ve bu durum  siyasi, ekonomik gelişmelerle iş ilişkilerine direkt etki yapıyor.  Bugün  üretim  sürecinde önemli parametreler olan bilginin ve  iletişimin geliştiği koşullarda örgütlü toplumların çağdaş kazanımları değerlendirmede,  rekabetçi dünyanın  koşullarına uyum sağlamda ve kültürel kimlikleri ile bağımsız  siyasi varlıklarını korumada  eğitim bir koşuldur.

Bilginin ve küreselleşmesinin  patlama yaşadığı koşullarda  eğitim sürekli olarak  daha aktif ve yüksek bir rol oynama daveti ile karşı karşıyadır.  Bu olgu okulun eğitimdeki rolünün tekrardan ele alınmasını da zorunlu kılıyor.

Bugün küreselleşme olgusuna tek yanlı olara ve o da yeni liberal bakış açısı ile sadece ekonomik açıdan yaklaşılıyor.

Bilgi toplumunun yeni liberal çerçevede algılanışı küresel ekonomiyi zorunlu görür. Eğitim ve bilginin elde edilişi ekonominin  emrine koşulur. Bu tek yanlı algılayış,  global  alanda  değerler krizinde kendi ifadesini bulurken, insanlığı da bugün geçirmekte olduğu dramatik anlarda yeniden  düşündürmelidir.

Yoksulluk,sefalet , büyük ekonomik dengesizlik, eğitim alanındaki dengesizlik dünyamızın büyük bir kısmında hatta Kuzeyin gelişmiş ülkeleri de dahi büyük oranda egemendir.  Ve bu, insanlığın tüm açık yaralarını başarı ile saracak teknolojik, bilimsel başarılara rağmen böyledir.

Bugün UNESCO’nun dönem dönem gündeme getirdiği,  Bilgi Toplumunun sosyal ve insani gelişimi ve ilerleme için bir gereksinim olduğu yönündeki görüşünün yaşama geçirilmesi bir zorunluluktur.

Küreselleşme, tüm dünyamızda herhangi bir sınırlama olmaksızın iletişim ağları ile hareket eden,    gelişmeler ve olaylarla şekillenen,  sosyal ve siyasi ilişkilerle bağlantılı çok yanlı bir süreçtir.  Çok yönlü  küreselleşmenin ürettiği çok kültürlülük, çoğulcu eğitim eğilimini de güçlendiriyor. Bu eğilim temelinde, insani değerler ve idelere dayalı  çok kültürlü  bir çok kültürlü eğitim vizyonu güçleniyor.

Fakat bizi çevreleyen siyasi ve sosyal gerçeklikleri dikkate almayan insani bir eğitim olabilir mi? Örneğin aynı ülkenin vatandaşları arasında var olan derin eşitsizlik , işsizlikle mücadele eden yoksul kesimlerle ekonomiyi ve toplumu yöneten kesimler arasında yaşanan eşitsizlik… İnsanlık göçmen kitlelere karşı ırkçı yaklaşımlar sergileyen eğilimlerle ne oranda uzlaşabilir?  Milliyetçi zıtlaşmaların kızıştığı ve  terörist saldırılar sonucu binlerce insanın yaşamını yitirdiği koşullarda eğitim nasıl bir insan  yetiştirebilir? Savaş planlarının yapıldığı ve uygulamaya konduğu koşullarda, gelişmemiş ülke insanlarının büyük çoğunluğunun  cahillik ve yoksulluğa  mahkum edildiği koşullarda hangi insani değerler temelinde eğitim verebiliriz?  İnsan haklarının çiğnenmesi ve halkların soy kırımına yönelik ilgisizliğin var olan boyutları dikkate alındığında hangi insani temeller üzerinde durulabilir?

Biz burada üç kıtanın ve çeşitli kültürlerin  birleştiği  küçük adamızda var olan uluslararası eğilimleri  ve Kıbrıs’ın kendi ekonomik sosyal gerçekliğini dikkate alarak  insanı merkeze koyan , insanı niteliği güçlü bir eğitimi hedeflemeliyiz. AKEL’e göre : 

1.             Toplumun  gelişmesinin, yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve eğitimde eşitsizliğin önüne geçilmesi için eğitime ve yaşam boyu eğitime açık bir şekilde  geçiş. Bizim için eğitim ticari bir meta değil  temel bir sosyal üründür.  Ve eğitimin kamu niteliği sağlanmalı ve herkese eşit eğitim olanağı verilmelidir. 

2.             Çok kültürlü bir eğitimle  diğerlerinin kültürlerin bilerek  ulusal geleneğin birleştiriciliğinde, çeşitli kültürlerin açık bir  çerçevesinde ortak değerlerin yaratılmasına katkı. Bunu sosyal dayanışmayı yükselterek, birlikte yaşamayı ve birlikte var olmayı öğrenerek  başarabiliriz. 

Yeni liberal küreselleşmenin  uluslararası koşulları, terör, askeri egemenliğin yeni dünya düzeni  ve bunların insanlık için yarattığı tehlikeler daha adil ve güvenilir bir dünya için mücadelemizi yükseltmeyi gerekli kılıyor.  Bu yeni dünyada enternasyonalist anlayış,  işbirliği ve uluslararası hukukla BM anayasasına dayalı eşit demokratik ilişkiler hakim olacaktır.

Çifte standart uygulanmadan insan haklarına saygı gösterilecek , her halkın kendi özelliklerinin tanınacağı, sabrın ve  karşılıklı kabulün olacağı, her insanın farklılık ve eşitlik hakkının olacağı bir dünya. İnsanın, kazancın önünde olacağı bir dünya.

Eğitimin, bu vizyonu yaşama geçirmede belirleyici bir rolü olacaktır.

 

Şubat - 2002

 

 

 

 
                    ANA SAYFAYA DÖNÜŞ