Günümüzün göze çarpan özelliği,
bilginin tüm alanlarında eşsiz bir patlama yapması ile sürekli
değişim ve gelişmedir.
Bilgi ağının gelişmesi ile iletişim,
ekonomik ve sosyal ilişkiler haritasını etkiliyor. Dünyamızda zaman
ve mekan kavramı küçülüyor ve bu durum siyasi, ekonomik
gelişmelerle iş ilişkilerine direkt etki yapıyor. Bugün üretim
sürecinde önemli parametreler olan bilginin ve iletişimin geliştiği
koşullarda örgütlü toplumların çağdaş kazanımları değerlendirmede,
rekabetçi dünyanın koşullarına uyum sağlamda ve kültürel kimlikleri
ile bağımsız siyasi varlıklarını korumada eğitim bir koşuldur.
Bilginin ve küreselleşmesinin patlama
yaşadığı koşullarda eğitim sürekli olarak daha aktif ve yüksek bir
rol oynama daveti ile karşı karşıyadır. Bu olgu okulun eğitimdeki
rolünün tekrardan ele alınmasını da zorunlu kılıyor.
Bugün küreselleşme olgusuna tek yanlı
olara ve o da yeni liberal bakış açısı ile sadece ekonomik açıdan
yaklaşılıyor.
Bilgi toplumunun yeni liberal çerçevede
algılanışı küresel ekonomiyi zorunlu görür. Eğitim ve bilginin elde
edilişi ekonominin emrine koşulur. Bu tek yanlı algılayış, global
alanda değerler krizinde kendi ifadesini bulurken, insanlığı da
bugün geçirmekte olduğu dramatik anlarda yeniden düşündürmelidir.
Yoksulluk,sefalet , büyük ekonomik
dengesizlik, eğitim alanındaki dengesizlik dünyamızın büyük bir
kısmında hatta Kuzeyin gelişmiş ülkeleri de dahi büyük oranda
egemendir. Ve bu, insanlığın tüm açık yaralarını başarı ile saracak
teknolojik, bilimsel başarılara rağmen böyledir.
Bugün UNESCO’nun dönem dönem gündeme
getirdiği, Bilgi Toplumunun sosyal ve insani gelişimi ve ilerleme
için bir gereksinim olduğu yönündeki görüşünün yaşama geçirilmesi
bir zorunluluktur.
Küreselleşme, tüm dünyamızda herhangi bir
sınırlama olmaksızın iletişim ağları ile hareket eden, gelişmeler
ve olaylarla şekillenen, sosyal ve siyasi ilişkilerle bağlantılı
çok yanlı bir süreçtir. Çok yönlü küreselleşmenin ürettiği çok
kültürlülük, çoğulcu eğitim eğilimini de güçlendiriyor. Bu eğilim
temelinde, insani değerler ve idelere dayalı çok kültürlü bir çok
kültürlü eğitim vizyonu güçleniyor.
Fakat bizi çevreleyen siyasi ve sosyal
gerçeklikleri dikkate almayan insani bir eğitim olabilir mi? Örneğin
aynı ülkenin vatandaşları arasında var olan derin eşitsizlik ,
işsizlikle mücadele eden yoksul kesimlerle ekonomiyi ve toplumu
yöneten kesimler arasında yaşanan eşitsizlik… İnsanlık göçmen
kitlelere karşı ırkçı yaklaşımlar sergileyen eğilimlerle ne oranda
uzlaşabilir? Milliyetçi zıtlaşmaların kızıştığı ve terörist
saldırılar sonucu binlerce insanın yaşamını yitirdiği koşullarda
eğitim nasıl bir insan yetiştirebilir? Savaş planlarının yapıldığı
ve uygulamaya konduğu koşullarda, gelişmemiş ülke insanlarının büyük
çoğunluğunun cahillik ve yoksulluğa mahkum edildiği koşullarda
hangi insani değerler temelinde eğitim verebiliriz? İnsan
haklarının çiğnenmesi ve halkların soy kırımına yönelik ilgisizliğin
var olan boyutları dikkate alındığında hangi insani temeller
üzerinde durulabilir?
Biz burada üç kıtanın ve çeşitli
kültürlerin birleştiği küçük adamızda var olan uluslararası
eğilimleri ve Kıbrıs’ın kendi ekonomik sosyal gerçekliğini dikkate
alarak insanı merkeze koyan , insanı niteliği güçlü bir eğitimi
hedeflemeliyiz. AKEL’e göre :
1.Toplumun
gelişmesinin, yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve eğitimde
eşitsizliğin önüne geçilmesi için eğitime ve yaşam boyu eğitime açık
bir şekilde geçiş. Bizim için eğitim ticari bir meta değil temel
bir sosyal üründür. Ve eğitimin kamu niteliği sağlanmalı ve herkese
eşit eğitim olanağı verilmelidir.
2.Çok
kültürlü bir eğitimle diğerlerinin kültürlerin bilerek ulusal
geleneğin birleştiriciliğinde, çeşitli kültürlerin açık bir
çerçevesinde ortak değerlerin yaratılmasına katkı. Bunu sosyal
dayanışmayı yükselterek, birlikte yaşamayı ve birlikte var olmayı
öğrenerek başarabiliriz.
Yeni liberal
küreselleşmenin uluslararası koşulları, terör, askeri egemenliğin
yeni dünya düzeni ve bunların insanlık için yarattığı tehlikeler
daha adil ve güvenilir bir dünya için mücadelemizi yükseltmeyi
gerekli kılıyor. Bu yeni dünyada enternasyonalist anlayış,
işbirliği ve uluslararası hukukla BM anayasasına dayalı eşit
demokratik ilişkiler hakim olacaktır.
Çifte standart
uygulanmadan insan haklarına saygı gösterilecek , her halkın kendi
özelliklerinin tanınacağı, sabrın ve karşılıklı kabulün olacağı,
her insanın farklılık ve eşitlik hakkının olacağı bir dünya.
İnsanın, kazancın önünde olacağı bir dünya.
Eğitimin, bu vizyonu
yaşama geçirmede belirleyici bir rolü olacaktır.