Kıbrıs sorunun çözümsüz bir şekilde
uzaması, gövdesinde var olan yarayı açık tutuyor. Kıbrıs sorununa
Birleşmiş Milletler kararların dayalı, insan hakları ve
uluslararası hukuka saygı gösteren adil ve kalıcı bir çözüm
bulunmasını istemeyen Bu ülkeyi seven Kıbrıslı yoktur.
Kıbrıs sorunu yabancı bir işgal
sorunudur. Atina Cuntası ile EOKA B’nin hain darbesi, Türk işgali
ile tamamlanan Kıbrıs trajedisinin ilk adımıydı. Bu ikili suç
olgusunu izleyen tarihi ve olayları inceleyen herkes, yabancı
güçlerin, bölünmeyi ve ayrılığı kendi çıkarlarına başarmak için
iki toplum arasında milliyetçilik ile şovenizmi uyguladıkları
tespitini yapabilir. Bu entrikaların ve uzun yıllar süren ihanetin
kurbanları Rum,Türk, Maronit, Ermeni, Kıbrıslıların tümüdür.
Her iki toplumdan da birçok onurlu
insan yabancıların bölücü planlarına karşı çıktı. Gürkan, Hikmet,
Derviş Ali Kavazoğlu, Mişaulis ve daha birçok kişi ya fiziksel
olarak ortadan kaldırılarak susturuldu ya da yurt dışına göçe
zorlandı. AKEL ve genel olarak Sol hareket bu ayrılığı önlemek için
milliyetçiliğe ve şovenizme karşı dişi ile, tırnağı ile mücadele
etti. Fakat ne yazık ki kötülükten yana güçler galip geldi. Bugün
yıllardan beridir halkımızı ayrı tutan kabusun kovulması için
iyilikten yana güçler hiçbir dönem olmadığı oranda mücadeleye davet
ediliyor.
Bizim
kuşağımız, Zürich sonarsı kısa bir süre de olsa Kıbrıslıtürklerle
birlikte yaşama ve ne kadar benzer olduğumuzu ve bizi birleştiren
olguların ne kadar çok olduğunu tespit etme fırsatı buldu. Ben
küçük yaşımdan Kıbrıslırumlar ile daha iyi bir yaşam, demokrasi ve
özgürlük için aynı cephede mücadele eden ilerici Kıbrıslıtürklerle
tanışma şansını bulmuştum. Belki de varlığımı ilerici, demokrat
Kıbrıslıtürklere borçluyum. EOKA ile TMT’nin zirvede oldukları ve
emperyalist güçlerin böl ve yönet politikasının yaşama
geçirilmesinin taşoranı olarak çalıştıkları dönemde PEO ve AKEL’ün
üst düzey yöneticilerinden olan rahmetlik babam, bir çalışma
arkadaşı ile birlikte Magosa’dan dönerken TMT’nin ekstrem
unsurlarının tuzağına düşmüştü. Anlattıklarına göre eğer PEO üyesi
demokratik bazı Kıbrıslıtürklerin müdahalesi olmasaydı TMT
ektremistleri tarafından kurban edilecekti. O dönemde birçok
Kıbrıslıtürk PEO ve AKEL üyesiydi. Birçok grev mücadelesi ve 1
Mayıslar dahil ortaktı.
Öğrenim için yurt dışına gitmeden önceki son yazım olan 1970 yazını
hiç unutmayacağım. O günlerde Kıbrıs’ta Kolera salgını vardı. Babam
PEO kliniğinin sorumlusuydu ve diğer gönüllülerle birlikte buna
karşı aşılama çalışanları örgütlüyordu. PEO kliniği o dönem
Lefkoşa’nın biraz dışında tam da yeşil hat bölgesindeydi. (Şimdi
işgal altındaki bölgede bulunuyor) O dönem birçok Kıbrıslıtürk
çekinerek çocuklarını getirip aşılatıyordu. Öncelik onlara
verilmişti ve onlarla konuşmaktan büyük bir haz alıyorduk. Bu
insanlar, cefa çekmiş Kıbrıslırumlarla birlikte, doktorları ve
hastabakıcıları gökten inmiş melekler gibi görüyordu. Ağlayan
çocukları ve onları susturabilmek için kendilerine şeker
verişlerimizi hatırlıyorum.
Kıbrıslıtürklerle bir başka deneyimim de yaz aylarında çalıştığım
bir kitapevi aracılığıyladır. Kıbrıslıtürk ilericiler bu kitap
evine gelip Nazım Hikmetin Türkçe kitaplarını alıyordu. Yorgancı
olan ilerici bir Kıbrıslıtürk en sık geleniydi ve bizimle sohbet
ediyordu. İş elbiseleriyle pamuklar saçlarında oturur ve bize bazı
mısralarını tercüme ediyordu “ben yanmasam, sen yanmasan nasıl
çıkar karanlıklar aydınlığa..” . Bir diğer genç Kıbrıslıtürk
bana Türkçe öğretmeye başlamıştı. İlkokul birinci sınıfının Türkçe
kitabını hakla daha saklarım.
Tüm bu
görüntüler ve tüm bu kişiler hain darbe ve daha sonra Denktaş’ın
propagandasını yaptığı gibi Kıbrıslıtürkleri kurtarmak için değil
Türkiye’nin ve patronları Amerikaların çıkarları için
gerçekleşemeyen Türk işgali sonrası ortadan kalktı.
Kıbrıslırumlar ile Kıbrıslıtürkler farklı dinler ve kültürel
yaklaşımlara sahip bir halkız. Farklılığımıza saygı duymalı ve bunu
cesaretlendirmeliyiz. Etnik kimliğimizi korumalıyız, fakat her şeyin
üstünde bizi birleştiren ortak vatanımızı ve ürünlerini tüm
çocuklarına eşit olarak paylaştıran ortak vatanımız Kıbrıs’ı
koymalıyız.