Özker Özgür’ü Anma ToplantIsI’nda

PEO Genel Sekreterİ ve AKEL Mİlletvekİlİ Pambİs Kİrİtsİs

tarafIndan yapIlan konuşma

 

22 Kasım 2006 Çarşamba

------------------------------

 

 

 

 

Sevgili yoldaşımız, dostumuz ve hocamız Özker Özgür’ü kaybetmemizin üzerinden tam bir yıl geçti. Bir yıl sonra bu kaybın, mücadele eden halkımız için ne kadar büyük olduğunu ve ülkemizin geçtiği bu kritik dönemde Kıbrıs’ın bu büyük siyasi şahsiyetinin yokluğunun ne kadar belirgin olduğunu daha da fazla hissetmekteyiz, kavramaktayız.

Birçok Özker Özger’e ihtiyacımızın olduğu şu anda, ne yazık ki O bizimle birlikte değil. Milliyetçilik sirenlerine karşı direnişi ve yeniden yakınlaşmayı güçlendirme ihtiyacının, karşılıklı anlayış ihtiyacının bu kadar çok hissedildiği şu anda, ne yazık ki O bizimle birlikte değil.

O’nun doğal mevcudiyetini aramızda hissedemiyorsak da, tesellimiz onun anısını, ideolojik ve siyasi emanetini aramızda hissediyor olmamızdır. Son anına dek vatanımızın yeniden birleşmesi mücadelesine adadığı yaşamıyla bıraktığı mirasını aramızda hissediyoruz. Kıbrıs sorununa Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk, tüm Kıbrıslılar için barış ve güvenlik içerisinde, daha iyi ve mutlu bir geleceğin önkoşullarını yaratacak onurlu, adil ve barışçıl çözüm için adadığı yaşamı ve mücadelesiyle bize bıraktığı mirasını aramızda hissediyoruz.

Özker Özgür’ün bu amaca coşkulu bağlılığı bir rastlantı değildi. Bir devrimcinin, bir vizyona yürekten inanan bir insanın sömürülerden, haksızlıklardan kurtulmuş bir toplum vizyonuna bağlılığıydı. Dil, ırk, renk farklılığının olduğu, fakat bunların ayrılık unsuru olmadığı bir vizyona bağlılığıydı. Çünkü Özker insana inanıyordu.

Emperyalist entrikalara karşı birlik ve ortak eylem çağrısında bulunarak, çok ağır ve çetin koşullarda milliyetçiliğe ve şovenizme karşı mücadele etti. Yaşamını hedef alan tehditleri dahi hiçe sayarak, dev ahlaki ve siyasi mevcudiyetini hissettirerek, kısa insan ömrünün gerçek anlamını ve içeriğini mücadelesiyle gösteren bir halk savaşçısının samimiyetiyle, cesaret ve kararlılıkla mücadele etti.

İşte Hoca bu kutsal emaneti bize bıraktı ve o aramızda olmasa dahi, onun zengin mirasını değerlendirebiliriz ve değerlendirmeliyiz.

O, Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk emekçilerin ortak sendikal mücadelelerinin ve çalışanların antiemperyalist bilincinin geliştirilmesinin ne kadar önemli olduğunu kendisiyle konuşma fırsatı bulduğumuzda pek çok sefer bize açıklıyordu. Emek mücadelesinde çalışanlar arasında yaratılan bağların ne kadar güçlü olduğunu, yeniden yakınlaşma, işbirliği ve Kıbrıslırumların-Kıbrıslıtürklerin ortak eylemi konularında ülkemiz sınıf sendikacılığı hareketinin, PEO’nun sorumluluğunun ne kadar büyük olduğunu bize belirtiyordu.

PEO’nun Kıbrıslıtürk ilerici sendikalarla mükemmel dayanışma ve sınıfsal işbirliği ilişkilerinin olması, bugün saflarında PEO’ya güvenen yüzlerce Kıbrıslıtürk üye bulunması ve PEO’nun onların haklarını savunup koruması Özker için umut ve iyimserlik kaynağı olacaktı.

PEO, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrolü altındaki bölgelerde çalışan Kıbrıslıtürk yurttaşlarımızın örgütlenmesi ve onların toplu sözleşmelerden ve iş yasalarından kaynaklanan haklarının savunulması konusunda özel bir sorumluluk hissetmektedir.

Var olan zorluklara rağmen, bu alanda elde ettiğimiz önemli başarılardan memnuniyet duymaktayız. İşverenlerin adaletsizlikleri ve yasalara aykırı tutumları karşısında çalışanları savunmak için işverenlerle çatışmaya girmekte, grevler ve etkinlikler örgütlemekte tereddüt etmiyoruz.

DEV-İŞ’le birlikte Kıbrıslıtürk hak sahiplerinin Sosyal Sigorta hakkı için çetin mücadeleler verdik. Yakın bir zaman önce elde ettiğimiz başarılardan biri de, Sosyal Sigortalar’a prim yatıran fakat emeklilik hakkı sağlayamayan Kıbrıslıtürklere ikramiye ödenmesidir.  

Sevgili dostlar,

Mücadele arkadaşlarımız,

Özker Özgür’ü tanıma şansı olanlar, O’nun çetin ama onurlu ve cesur yolunda mücadeleye devam etmemizden daha büyük onurun olmadığını biliyorlar. O’nun düşüncelerini değerlendirerek ve daha da zenginleştirerek, tek bir hedefe, ülkemizi ve halkımızı yeniden birleştirme hedefine yönelik olarak faaliyetimizi yoğunlaştıralım. Bölünmüşlüğü ve ayrımları aşalım, ufkumuzu karartan ve yönümüzü şaşırtan ulusal ve milliyetçi zıtlaşmaları, çatışmaları bir kenara itelim. Emekçilerin, çalışanların daha iyi bir geleceğe sahip olması için ortak sosyal ve sınıfsal mücadelelerimiz üzerine yoğunlaşalım.  

Barış ve adalet mücadelesinin mütevazı evladını, Kıbrıs İşçi Sınıfı’nın lider şahsiyetini saygı ve onurla anarken, iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çerçevesinde ülkemizin yeniden birleşmesi için Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk, Kıbrıslılar arasında onurlu, kabul edilir ve gerekli bir uzlaşı için mücadeleye ısrar ve kararlılıkla devam edeceğimize dair sözümüzü bir kez daha tekrarlıyoruz.

 “Yeni Dünya Düzeni”nin oyunlarında yer almamız, Özgür’ün bize öğrettiği gibi, asla söz konusu değildir. Yorgunlukların ve güçlüklerin bizi,  Kıbrıs ve Kıbrıs halkının çıkarlarına yabancı politikalara götürmesine asla izin vermeyeceğiz.

TEK VATAN – TEK HALK

Bu küçük sloganın, Özker’in ve bugün onu gerçekten ananların tümünün vizyonun özünü içerdiğine inanıyorum.

Özker’in tüm yaşamı boyunca zorluklara ve saldırılara göğüs gererek savunduğu, bu sloganın içeriğidir.

 

Özker Özgür, sen rahat uyu. Halktan insanlar, el ve kafa emekçileri, Kıbrıslı gerçek yurtseverler seni her zaman onurla anacak.

Senin örnek yaşamın daha iyi bir dünya için mücadelede, bütün çocuklarının ortak vatanı olan, barış içerisindeki mutlu bir Kıbrıs için mücadelede genç kuşakları aydınlatan ışık olacak.

Özker Özgür seni ebediyen anacağız, toprağın bol olsun.

 

          

 

 

 

                 

   ANA SAYFAYA DÖNÜŞ