|
Sevgili yoldaşımız, dostumuz ve hocamız Özker Özgür’ü kaybetmemizin
üzerinden tam bir yıl geçti. Bir yıl sonra bu kaybın, mücadele eden
halkımız için ne kadar büyük olduğunu ve ülkemizin geçtiği bu kritik
dönemde Kıbrıs’ın bu büyük siyasi şahsiyetinin yokluğunun ne kadar
belirgin olduğunu daha da fazla hissetmekteyiz, kavramaktayız.
Birçok Özker Özger’e ihtiyacımızın olduğu şu anda, ne yazık ki O
bizimle birlikte değil. Milliyetçilik sirenlerine karşı direnişi ve
yeniden yakınlaşmayı güçlendirme ihtiyacının, karşılıklı anlayış
ihtiyacının bu kadar çok hissedildiği şu anda, ne yazık ki O bizimle
birlikte değil.
O’nun doğal mevcudiyetini aramızda hissedemiyorsak da, tesellimiz
onun anısını, ideolojik ve siyasi emanetini aramızda hissediyor
olmamızdır. Son anına dek vatanımızın yeniden birleşmesi
mücadelesine adadığı yaşamıyla bıraktığı mirasını aramızda
hissediyoruz. Kıbrıs sorununa Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk, tüm
Kıbrıslılar için barış ve güvenlik içerisinde, daha iyi ve mutlu bir
geleceğin önkoşullarını yaratacak onurlu, adil ve barışçıl çözüm
için adadığı yaşamı ve mücadelesiyle bize bıraktığı mirasını
aramızda hissediyoruz.
Özker Özgür’ün bu amaca coşkulu bağlılığı bir rastlantı değildi. Bir
devrimcinin, bir vizyona yürekten inanan bir insanın sömürülerden,
haksızlıklardan kurtulmuş bir toplum vizyonuna bağlılığıydı. Dil,
ırk, renk farklılığının olduğu, fakat bunların ayrılık unsuru
olmadığı bir vizyona bağlılığıydı. Çünkü Özker insana inanıyordu.
Emperyalist entrikalara karşı birlik ve ortak eylem çağrısında
bulunarak, çok ağır ve çetin koşullarda milliyetçiliğe ve şovenizme
karşı mücadele etti. Yaşamını hedef alan tehditleri dahi hiçe
sayarak, dev ahlaki ve siyasi mevcudiyetini hissettirerek, kısa
insan ömrünün gerçek anlamını ve içeriğini mücadelesiyle gösteren
bir halk savaşçısının samimiyetiyle, cesaret ve kararlılıkla
mücadele etti.
İşte Hoca bu kutsal emaneti bize bıraktı ve o aramızda olmasa dahi,
onun zengin mirasını değerlendirebiliriz ve değerlendirmeliyiz.
O, Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk emekçilerin ortak sendikal
mücadelelerinin ve çalışanların antiemperyalist bilincinin
geliştirilmesinin ne kadar önemli olduğunu kendisiyle konuşma
fırsatı bulduğumuzda pek çok sefer bize açıklıyordu. Emek
mücadelesinde çalışanlar arasında yaratılan bağların ne kadar güçlü
olduğunu, yeniden yakınlaşma, işbirliği ve Kıbrıslırumların-Kıbrıslıtürklerin
ortak eylemi konularında ülkemiz sınıf sendikacılığı hareketinin,
PEO’nun sorumluluğunun ne kadar büyük olduğunu bize belirtiyordu.
PEO’nun Kıbrıslıtürk ilerici sendikalarla mükemmel dayanışma ve
sınıfsal işbirliği ilişkilerinin olması, bugün saflarında PEO’ya
güvenen yüzlerce Kıbrıslıtürk üye bulunması ve PEO’nun onların
haklarını savunup koruması Özker için umut ve iyimserlik kaynağı
olacaktı.
PEO, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrolü altındaki bölgelerde çalışan
Kıbrıslıtürk yurttaşlarımızın örgütlenmesi ve onların toplu
sözleşmelerden ve iş yasalarından kaynaklanan haklarının savunulması
konusunda özel bir sorumluluk hissetmektedir.
Var olan zorluklara rağmen, bu alanda elde ettiğimiz önemli
başarılardan memnuniyet duymaktayız. İşverenlerin adaletsizlikleri
ve yasalara aykırı tutumları karşısında çalışanları savunmak için
işverenlerle çatışmaya girmekte, grevler ve etkinlikler örgütlemekte
tereddüt etmiyoruz.
DEV-İŞ’le birlikte Kıbrıslıtürk hak sahiplerinin Sosyal Sigorta
hakkı için çetin mücadeleler verdik. Yakın bir zaman önce elde
ettiğimiz başarılardan biri de, Sosyal Sigortalar’a prim yatıran
fakat emeklilik hakkı sağlayamayan Kıbrıslıtürklere ikramiye
ödenmesidir.
Sevgili dostlar,
Mücadele arkadaşlarımız,
Özker Özgür’ü tanıma şansı olanlar, O’nun çetin ama onurlu ve cesur
yolunda mücadeleye devam etmemizden daha büyük onurun olmadığını
biliyorlar. O’nun düşüncelerini değerlendirerek ve daha da
zenginleştirerek, tek bir hedefe, ülkemizi ve halkımızı yeniden
birleştirme hedefine yönelik olarak faaliyetimizi yoğunlaştıralım.
Bölünmüşlüğü ve ayrımları aşalım, ufkumuzu karartan ve yönümüzü
şaşırtan ulusal ve milliyetçi zıtlaşmaları, çatışmaları bir kenara
itelim. Emekçilerin, çalışanların daha iyi bir geleceğe sahip olması
için ortak sosyal ve sınıfsal mücadelelerimiz üzerine yoğunlaşalım.
Barış ve adalet mücadelesinin mütevazı evladını, Kıbrıs İşçi
Sınıfı’nın lider şahsiyetini saygı ve onurla anarken, iki bölgeli,
iki toplumlu federasyon çerçevesinde ülkemizin yeniden birleşmesi
için Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk, Kıbrıslılar arasında onurlu, kabul
edilir ve gerekli bir uzlaşı için mücadeleye ısrar ve kararlılıkla
devam edeceğimize dair sözümüzü bir kez daha tekrarlıyoruz.
“Yeni Dünya Düzeni”nin oyunlarında yer almamız, Özgür’ün bize
öğrettiği gibi, asla söz konusu değildir. Yorgunlukların ve
güçlüklerin bizi, Kıbrıs ve Kıbrıs halkının çıkarlarına yabancı
politikalara götürmesine asla izin vermeyeceğiz.
TEK VATAN – TEK HALK
Bu küçük sloganın, Özker’in ve bugün onu gerçekten ananların tümünün
vizyonun özünü içerdiğine inanıyorum.
Özker’in tüm yaşamı boyunca zorluklara ve saldırılara göğüs gererek
savunduğu, bu sloganın içeriğidir.
Özker Özgür, sen rahat uyu. Halktan insanlar, el ve kafa emekçileri,
Kıbrıslı gerçek yurtseverler seni her zaman onurla anacak.
Senin örnek yaşamın daha iyi bir dünya için mücadelede, bütün
çocuklarının ortak vatanı olan, barış içerisindeki mutlu bir Kıbrıs
için mücadelede genç kuşakları aydınlatan ışık olacak.
Özker Özgür seni ebediyen anacağız, toprağın bol olsun.
|