|
Değerli Meslektaşlar,
Bütün dünyanın emekçilerinin sınıfsal dayanışmasının ve
mücadelesinin doruğa çıktığı gün olan 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı bu
yılda bütün dünyanın çalışanları ile birlikte onurla kutluyoruz.
Şikago’nun kahraman 1 Mayıs’ından 121 yıl sonra öncülerin zamanın
eskitemediği vizyonları canlılığını korumaya devam ediyor.
Çalışanları çalışma hakları, yaşam kalitesi, barış, demokrasi ve
sosyal ilerleme mücadelesinde birleştiriyor.
Bugünkü küreselleşme ve neoliberalizm koşullarında, emperyalist
“Yeni Dünya Düzeni” koşullarında 1 Mayıs’ın yıldönümü çalışanların
protesto ve mücadele günüdür.
Başta ABD olmak üzere emperyalist güçlerin uluslar arası ilişkiler
düzeyinde izledikleri politikalara karşı, sözde terörle mücadele
adına savaşlara, egemen devletlerin işgaline, insan haklarının
çiğnenmesine ve uluslar arası bir izleme sisteminin kurulmasına yol
açan politikalara karşı çalışanlar Kızıl 1 Mayıs’ın bayrakları
altında direniş seslerini yükseltiyorlar.
Uluslar arası hukuka, insan haklarına, devletlerin bağımsızlıklarına
ve egemenliklerine saygıyı temel alan dünya barışı talebimizi 1
Mayıs İşçi Bayramı vesilesiyle bir kez daha öne çıkarıyoruz. Aynı
zamanda neoliberal küreselleşmeye karşı zenginliğin ülkeler arasında
adil ve eşdeğerde paylaşımı için, eşitliği dayanan ekonomik
ilişkiler için, çalışanların haklarına ve çevrenin korunmasına
saygılı kalkınma için dünyanın dört bir ucunda mücadele eden
emekçilerle seslerimizi birleştiriyoruz.
Değerli meslektaşlar,
33 yıldır bölünmüş durumda olan ülkemizde 1 Mayıs doğal olarak çözüm
ve yeniden birleşme hedefi ile bağlantılı olmaya devam etmektedir.
1 Mayıs için gerçekleştirdiğimiz bugünkü toplantıda Kıbrıstürk
sendikası DEV-İŞ’ten meslektaşlarımızın temsilciliğinin de bizimle
birlikte olduğunu görmekten büyük memnuniyet ve heyecan duymaktayız.
1 Mayıs İşçi Bayramı için gerçekleştirdiğimiz bu etkinlikte birlikte
yer alışımız Kıbrıs’ın emekçilerinin geçmişinin ve geleceğinin
olduğunu göstermektedir. Ortak mücadelelerimizle dolu onurlu bir
geçmişimiz var. Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler Amerikan
işverenler karşısında Karadağ’da sendikanın tanınması için birlikte
mücadele ettiler.
Kıbrıslırumlar ile Kıbrıslıtürkler sosyal sigortalar, daha iyi
ücretler için mücadele ettiler. Grevlerde birlikteydiler, 1
Mayıslarda birlikteydiler. Şovenizm ve milliyetçilik vücudumuzu
kemirmeye, ruhumuzu yemeye, her iki toplumdan en değerli
evlatlarımızı öldürmeye çabaladığı zor günlerde, birlikte yaşam
tohumunu canlı tutmayı başardık, çünkü dini ve etnik ayrılığın
ötesine bizi gerçekten birleştireni ileri sürdük: Biz işçiyiz.
Dün bize yardım eden bu geçmiş, bugün ülkemiz bölünmüşlüğü
koşullarında da bize yardım etmeye devam eden çok değerli ve büyük
bir mirastır.
PEO ve DEV-İŞ iki toplumdan çalışanların yeniden yakınlaşması ve
eylem birliği girişimlerini moda olduğu için üstlenmiyorlar. Bu
anlayış, bizim ideolojimizin, sendikal hareketimizin sınıfsal bir
parçasıdır. Ülkemizde çalışanların bir geleceği olduğuna da tam da
bu nedenden dolayı inanıyoruz.
BM’nin Kıbrıs’la ilgili kararları, Doruk Antlaşmaları temelinde, iki
toplumun siyasi eşitliğine, insan haklarına, Avrupa ilke ve
değerlerine saygılı olacak, Birleşmiş Milletler çerçevesinde, iki
toplumlu, iki bölgeli federal çözüm için mücadeleye bağlılığımızın
devam ettiğini bir kez daha vurguluyoruz. Bu çözüm Kıbrıslılara
yabancı askerler ve anavatanlarının vasiliği olmaksızın kendi
ülkelerinin efendisi olarak yaşamada yardımcı olacaktır.
BM gözetiminde ve varlığı ortamında iki toplum lideri arasında
başarılan 8 Temmuz mutabakatı, çalışma grupları ve teknik
komitelerin işleyişi aracılığıyla Kıbrıs sorununa bütünsel çözüm
amaçlı özlü müzakerelerin başlaması için zemin hazırlayacağı
konusunda umutları ve perspektifi yeniledi. Tüm bu zaman boyunca
ortaya konan tüm çabalara karşı anlaşma yaşama geçirilemedi. Türk
tarafının dikkatini doğrudan ticaret, izolasyonlardan kurtulma gibi
başka hedefler üzerinde yoğunlaştırması çözüm ve yeniden birleşme
hedefinden uzaklaştırıyor ve bunun altını oyuyor. Gelişme olmaksızın
zamanın geçmesi çözüm amacına yardımcı olmuyor. Tam tersine bu, iki
toplumda da çözüm istemeyen güçlere yardımcı oluyor.
BM’den, Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden ve AB’den 8 Temmuz
anlaşmasının uygulanması için nüfuzlarını kullanmalarını istiyoruz.
Biz, Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk çalışanlar arasında yeniden
yakınlaşma ve eylem birliği için girişimler üstlenmeye devam
edeceğiz, halkımıza büyük acılar çektiren şoven, nifak yaratıcı ve
ayrılıkçı sesleri yalnızlaştırıp, bizi bileştiren olguları öne
çıkarmaya devam edeceğiz. Aynı zamanda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin
kontrolü altındaki bölgede çalışan Kıbrıslıtürk çalışanların toplu
sözleşmelerde öngörülen koşullarda çalışmaları için haklarını
savunmaya devam edeceğiz.
Değerli Meslektaşlar,
Kıbrıs üç yıldır Avrupa Birliği’nin üyesidir ve doğal olarak biz
çalışanlar da Avrupa Birliği’nde yaşananlara daha büyük bir ilgi
göstermekteyiz.
Avrupa’da çalışanlar ne yazık ki bugün egemen olan çevrelerin ileri
sürdükleri yeni liberal politikalarla karşı karşıyadırlar.
Bu politikalar, sıradan insanların çıkarları temelinde
kararlaştırılmıyor. Fakat büyük Avrupa sermayesine daha iyi koşullar
yaratmak, sermayenin kazançlarını daha da arttırmak ve geri kalan
dünyada ABD’de ve Asya’da rekabet gücünü daha da geliştirmek için bu
kararlar alınıyor.
AB’nin egemen çevrelerinin yeni liberal felsefeleri rekabet ve
“pazar ekonomisi” adına çalışanların haklarının altını oyuyor,
istihdam koşullarını geriletiyor ve ücretleri en düşük düzeyde
tutmaya çalışıyor. Bu hedeflerin ileri götürülmesi için toplu
sözleşme görüşmelerini ve toplu sözleşmeleri gereksiz kılmaya
uğraşıyorlar. Sözde “esneklik” adı altında toplu sözleşmelerin ya da
iş yasalarının koruması olmaksızın, kendilerinin ifadesiyle
çalışmayı serbest pazarda alınıp satılan bir metaya dönüştürmek
istiyorlar. Bu amaçlarına ulaşmak için, iş hukukun
çağdaşlaştırılması, hizmetlerin serbest bırakılması v.s. gibi
çeşitli hayal ürünü kavramlar kullanıyorlar.
Sol ve Sınıf sendikalcılığı hareketi PEO için, Avrupa Birliği ne
aslanların arenasıdır, ne de güllerle süslü bir yoldur. Bir mücadele
alanıdır. AB’nin 50 yıllık varlığı sürecinde egemen ve belirleyici
faktör kapitalist bütünleşme ve büyük tekelci sermayeye hizmet
olmuştur. Aynı zamanda Avrupa ülkelerinin halkları, en ön safta işçi
sınıfı olmak üzere demokratik sosyal mücadeleler aracılığıyla Avrupa
Sosyal Modeli diye adlandırılan önemli kazanımları elde etmişlerdir.
Avrupa sosyal modelinin korunması ve devamı için Avrupa Sol güçleri
ile birlikte mücadele ediyoruz. Avrupa bütünleşmesi için farklı ve
ilerici bir yönde ilerlenmesini talep ediyoruz. Uluslar arası hukuku
ve barışı savunmada öncü olan bir Avrupa istiyoruz. ABD ve NATO’nun
politikalarına karşı direnen bir Avrupa istiyoruz. İnsan haklarına
gerçekten saygı duyacak bir Avrupa istiyoruz.
Avrupa Birliği’nin egemen çevrelerinin izledikleri neoliberal
politikaların, bizim tam zamanında da öngördüğümüz gibi, ülkemize de
getirilmesi yönünde çabalar ortaya konulmaktadır.
Çalışanların serbest dolaşım olanağı çalışma ilişkilerinin
kuralsızlaştırılması ve toplu sözleşmelerin altının oyulması
amacıyla işverenler tarafından kullanılmaktadır.
Bu duruma karşı konulması için, çalışanların sendikalarda örgütlenme
hakkını ve toplu sözleşmelerin uygulanmasını sonuç alıcı bir şekilde
koruyacak kurumsal ve yasal düzenlemelerin yapılmasını talep etmeyi
PEO birinci sıradaki öncelikleri arasına koymuştur.
Toplu sözleşmelerin yenilenmesi elbette ki önümüzdeki önemli
meseledir. Çalışanların ücretlerinin üretim artışından daha fazla
arttırılmasının yanı sıra, çalışanların yaşam düzeylerini
iyileştirecek başka kazanımlar da talep ediyoruz.
Aynı zamanda enflasyon oranına göre çalışanların ücretlerinin
otomatik olarak arttırılmasını öngören “eşel mobil” sistemiyle
yapılacak ücret artışlarının hesaplanma biçiminin düzeltilmesini ve
Demokratik Seferberlik Partisi DİSİ hükümeti tarafından bu
artışların güdük hale getirilmesinin öncesindeki uygulamaya
dönülmesini talep ediyoruz.
Enflasyon oranına göre çalışanların ücretlerinin otomatik olarak
arttırılması için PEO ve AKEL tarafından verilen mücadelelerin
meyvesini verdiğini görmekten mutluluk duyuyoruz.
PEO Yürütme Kurulu’nun yakın bir süre önce Cumhurbaşkanı ile
gerçekleştirdiği görüşmede, tüketim vergilerinde hükümetin her hangi
bir artış yapmak zorunda kalması durumunda, çalışanların ücret
artışlarının “eşel mobil” sistemine göre hesaplanması konusunun
öncelikle çözüme bağlanıp yeni bir anlaşma yapılacağı Cumhurbaşkanı
tarafından net bir şekilde beyan edildi. Bu taahhüdü bir ilk başarı
olarak görmekteyiz. Enflasyon oranına göre çalışanların ücretlerinin
otomatik olarak arttırılmasını öngören “eşel mobil” sistemiyle ücret
artışlarının hesaplanma biçiminin düzeltilmesi PEO ve AKEL için bir
ilke meselesidir ve bu talebi asla terk etmeyeceğiz.
Sosyal Sigortalar Kurumu’nun yaşayabilirliği konusuyla ilgili olarak
Çalışma Bakanlığı’nda diyalog başlamıştır. S.S.K.’nın
sürdürülebilmesini güvence altına alacak çözümlerin bulunması için
PEO’nun sorumluluk duygusu ve iyi niyetle diyaloğa girdiğini bu
vesile ile de beyan ediyoruz.
Ancak sorunları tek yanlı bir biçimde çalışanların sırtına
yükleyecek çözümleri hiçbir şekilde kabul etmeyeceğiz. 63 yaşında
emekliye ayrılma hakkının kaldırılması ve emeklilik yaşının 65’e
çıkarılması ile hemfikir olmamız söz konusu değildir.
Çözümler sosyal olarak dengeli olmalıdır ve Sosyal Sigortalar’ın
yaşayabilirliğinin güvence altına alınması için ortaya çıkacak yük
orantılı bir şekilde işverenlere ve devlete paylaştırılmalıdır.
Değerli Meslektaşlar,
Zor ekonomik koşullarla karşı karşıya olan hükümet alınan önlemlerle
kamu açıklarını sınırladı ve ekonomi yükseliş gösterdi. Bu çabada
çalışanların belirleyici katkısı oldu.
Sol kesimden gelen bakanların belirleyici katılımı ile hükümet
tarafından genel olarak ekonomi ve sosyal politika alanında atılan
adımları takdirle karşılamaktayız.
Ancak bu alanda atılan adımlar konusunda hükümetin son yıllarında
değil, ilk yıllarında yapılanlardan daha memnun olduğumuzu da
söylemeliyiz. Özellikle, Kıbrıs’ın Avrupa Ortak Para Birimi Avro
kullanım bölgesine 1 Ocak 2008 tarihinde girmesi konusunda bizim
görüşümüze göre yanlış bir şekilde alınan karar sonrası hükümetin
sosyal destek önlemlerinin beklentilerimize yanıt vermediğini ve
hatta sosyal politika ve ekonomi politikası alanında ortaya konulan
bazı tercihlere karşı olduğumuzu belirtiyoruz.
Hükümetin seçim programını uygulamasından ne daha fazlasını, ne de
daha azını istemiyoruz ve bu nedenle de hükümet programından uzak
olan kararlara doğal olarak tepki gösteriyoruz.
AKEL ve PEO olarak, Cumhurbaşkanı ile gerçekleştirdiğimiz
görüşmelerde somut sosyal içerikli önerilerde bulunduk.
Vergiden muaf tutulan yıllık gelirin arttırılmasını ve 12 liraya
kadar olan yıllık gelirlerin vergiden muaf tutulması talep ediyoruz.
Gelir vergisi kademelerinde yeniden düzenlemeler yapılmasını ve aynı
zamanda vergiden muaf tutulan gelir miktarının yükseltilmesinden her
hangi bir yarar sağlamayanlara yönelik olarak da somut bazı
olanakların sunulmasını istiyoruz.
Maliye Bakanı’nın söz verdiği gibi, gelir vergisi konusunda somut
önerisini derhal sunmasını bekliyoruz. Sendikal hareket bu konuda
daha fazla gecikme yapılmasını kabul etmeyeceğini net bir şekilde
beyan etmiştir.
·
Emeklilere 14. aylık verilmesini,
·
bütün emekli çok çocuklu anneler için analık yardımının
yaygınlaştırılmasını,
·
düşük emekli aylıklarının arttırılması için önlemler alınmasını,
·
analık izni ve yardımının arttırılmasını,
·
çok çocuklu ailelerle ilgili yardımların ve üç çocuklu aileler için
çocuk yardımının verilmesi biçiminin iyileştirilmesini,
·
tek ebeveynli ailelere gelirleri ölçüt alınarak yardım edilmesini,
·
haksız kazanç sağlanmasına karşı ve ürünlerin kalite ve sağlık
kontrolleri için kararlı önlemlerin alınmasını
talep ediyoruz.
Değerli Meslektaşlar,
İşçi Bayramı 1 Mayıs’ı milyonlarca çalışan bir kez daha şanlı 1
Mayıs bayrakları altında kutlayacaklar, yürüyüşlerini
gerçekleştirecekler, meydanlarda toplanacaklar. Kıbrıslırum-
Kıbrıslıtürk çalışanlar da onlarla birlikte yürüyecekler,
toplanacaklar.
Ülkemizin güvenlik ve refah içerisinde yeniden birleşmesini talep
ediyoruz.
Barış ve sosyal ilerlemenin Kıbrıs’ını talep ediyoruz.
Birleşik bir Kıbrıs için Ortak Mücadele!
|