1 Mayıs için Dromolaksia’da yapılan etkinlikte

AKEL Merkez Komitesi Üyesi Sotirula Haralambus

tarafından yapılan konuşma

 

26/04/2007

------------------------------

 

 

 

 

Değerli Meslektaşlar,

 

Bütün dünyanın emekçilerinin sınıfsal dayanışmasının ve mücadelesinin doruğa çıktığı gün olan 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı bu yılda bütün dünyanın çalışanları ile birlikte onurla kutluyoruz.

 

Şikago’nun kahraman 1 Mayıs’ından 121 yıl sonra öncülerin zamanın eskitemediği vizyonları canlılığını korumaya devam ediyor. Çalışanları çalışma hakları, yaşam kalitesi, barış, demokrasi ve sosyal ilerleme mücadelesinde birleştiriyor.

 

Bugünkü küreselleşme ve neoliberalizm koşullarında, emperyalist “Yeni Dünya Düzeni” koşullarında 1 Mayıs’ın yıldönümü çalışanların protesto ve mücadele günüdür.

 

Başta ABD olmak üzere emperyalist güçlerin uluslar arası ilişkiler düzeyinde izledikleri politikalara karşı, sözde terörle mücadele adına savaşlara, egemen devletlerin işgaline, insan haklarının çiğnenmesine ve uluslar arası bir izleme sisteminin kurulmasına yol açan politikalara karşı çalışanlar Kızıl 1 Mayıs’ın bayrakları altında direniş seslerini yükseltiyorlar.

 

Uluslar arası hukuka, insan haklarına, devletlerin bağımsızlıklarına ve egemenliklerine saygıyı temel alan dünya barışı talebimizi 1 Mayıs İşçi Bayramı vesilesiyle bir kez daha öne çıkarıyoruz. Aynı zamanda neoliberal küreselleşmeye karşı zenginliğin ülkeler arasında adil ve eşdeğerde paylaşımı için, eşitliği dayanan ekonomik ilişkiler için, çalışanların haklarına ve çevrenin korunmasına saygılı kalkınma için dünyanın dört bir ucunda mücadele eden emekçilerle seslerimizi birleştiriyoruz.

 

Değerli meslektaşlar,

 

33 yıldır bölünmüş durumda olan ülkemizde 1 Mayıs doğal olarak çözüm ve yeniden birleşme hedefi ile bağlantılı olmaya devam etmektedir.

 

1 Mayıs için gerçekleştirdiğimiz bugünkü toplantıda Kıbrıstürk sendikası DEV-İŞ’ten meslektaşlarımızın temsilciliğinin de bizimle birlikte olduğunu görmekten büyük memnuniyet ve heyecan duymaktayız.

 

1 Mayıs İşçi Bayramı için gerçekleştirdiğimiz bu etkinlikte birlikte yer alışımız Kıbrıs’ın emekçilerinin geçmişinin ve geleceğinin olduğunu göstermektedir. Ortak mücadelelerimizle dolu onurlu bir geçmişimiz var. Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler Amerikan işverenler karşısında Karadağ’da sendikanın tanınması için birlikte mücadele ettiler.

 

Kıbrıslırumlar ile Kıbrıslıtürkler sosyal sigortalar, daha iyi ücretler için mücadele ettiler. Grevlerde birlikteydiler, 1 Mayıslarda birlikteydiler. Şovenizm ve milliyetçilik vücudumuzu kemirmeye, ruhumuzu yemeye, her iki toplumdan en değerli evlatlarımızı öldürmeye çabaladığı zor günlerde, birlikte yaşam tohumunu canlı tutmayı başardık, çünkü dini ve etnik ayrılığın ötesine bizi gerçekten birleştireni ileri sürdük: Biz işçiyiz.

 

Dün bize yardım eden bu geçmiş, bugün ülkemiz bölünmüşlüğü koşullarında da bize yardım etmeye devam eden çok değerli ve büyük bir mirastır.

 

PEO ve DEV-İŞ iki toplumdan çalışanların yeniden yakınlaşması ve eylem birliği girişimlerini moda olduğu için üstlenmiyorlar. Bu anlayış, bizim ideolojimizin, sendikal hareketimizin sınıfsal bir parçasıdır. Ülkemizde çalışanların bir geleceği olduğuna da tam da bu nedenden dolayı inanıyoruz.

 

BM’nin Kıbrıs’la ilgili kararları, Doruk Antlaşmaları temelinde, iki toplumun siyasi eşitliğine, insan haklarına, Avrupa ilke ve değerlerine saygılı olacak, Birleşmiş Milletler çerçevesinde, iki toplumlu, iki bölgeli federal çözüm için mücadeleye bağlılığımızın devam ettiğini bir kez daha vurguluyoruz. Bu çözüm Kıbrıslılara yabancı askerler ve anavatanlarının vasiliği olmaksızın kendi ülkelerinin efendisi olarak yaşamada yardımcı olacaktır.

 

BM gözetiminde ve varlığı ortamında iki toplum lideri arasında başarılan 8 Temmuz mutabakatı, çalışma grupları ve teknik komitelerin işleyişi aracılığıyla Kıbrıs sorununa bütünsel çözüm amaçlı özlü müzakerelerin başlaması için zemin hazırlayacağı konusunda umutları ve perspektifi yeniledi. Tüm bu zaman boyunca ortaya konan tüm çabalara karşı anlaşma yaşama geçirilemedi. Türk tarafının dikkatini doğrudan ticaret, izolasyonlardan kurtulma gibi başka hedefler üzerinde yoğunlaştırması çözüm ve yeniden birleşme hedefinden uzaklaştırıyor ve bunun altını oyuyor. Gelişme olmaksızın zamanın geçmesi çözüm amacına yardımcı olmuyor. Tam tersine bu, iki toplumda da çözüm istemeyen güçlere yardımcı oluyor.

 

BM’den, Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden ve AB’den 8 Temmuz anlaşmasının uygulanması için nüfuzlarını kullanmalarını istiyoruz.

 

Biz, Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk çalışanlar arasında yeniden yakınlaşma ve eylem birliği için girişimler üstlenmeye devam edeceğiz, halkımıza büyük acılar çektiren şoven, nifak yaratıcı ve ayrılıkçı sesleri yalnızlaştırıp, bizi bileştiren olguları öne çıkarmaya devam edeceğiz. Aynı zamanda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrolü altındaki bölgede çalışan Kıbrıslıtürk çalışanların toplu sözleşmelerde öngörülen koşullarda çalışmaları için haklarını savunmaya devam edeceğiz.

 

Değerli Meslektaşlar,

 

Kıbrıs üç yıldır Avrupa Birliği’nin üyesidir ve doğal olarak biz çalışanlar da Avrupa Birliği’nde yaşananlara daha büyük bir ilgi göstermekteyiz.

 

Avrupa’da çalışanlar ne yazık ki bugün egemen olan çevrelerin ileri sürdükleri yeni liberal politikalarla karşı karşıyadırlar.

 

Bu politikalar, sıradan insanların çıkarları temelinde kararlaştırılmıyor. Fakat büyük Avrupa sermayesine daha iyi koşullar yaratmak, sermayenin kazançlarını daha da arttırmak ve geri kalan dünyada ABD’de ve Asya’da rekabet gücünü daha da geliştirmek için bu kararlar alınıyor.

 

AB’nin egemen çevrelerinin yeni liberal felsefeleri rekabet ve “pazar ekonomisi” adına çalışanların haklarının altını oyuyor, istihdam koşullarını geriletiyor ve ücretleri en düşük düzeyde tutmaya çalışıyor. Bu hedeflerin ileri götürülmesi için toplu sözleşme görüşmelerini ve toplu sözleşmeleri gereksiz kılmaya uğraşıyorlar. Sözde “esneklik” adı altında toplu sözleşmelerin ya da iş yasalarının koruması olmaksızın, kendilerinin ifadesiyle çalışmayı serbest pazarda alınıp satılan bir metaya dönüştürmek istiyorlar. Bu amaçlarına ulaşmak için, iş hukukun çağdaşlaştırılması, hizmetlerin serbest bırakılması v.s. gibi çeşitli hayal ürünü kavramlar kullanıyorlar.

 

Sol ve Sınıf sendikalcılığı hareketi PEO için, Avrupa Birliği ne aslanların arenasıdır, ne de güllerle süslü bir yoldur. Bir mücadele alanıdır. AB’nin 50 yıllık varlığı sürecinde egemen ve belirleyici faktör kapitalist bütünleşme ve büyük tekelci sermayeye hizmet olmuştur. Aynı zamanda Avrupa ülkelerinin halkları, en ön safta işçi sınıfı olmak üzere demokratik sosyal mücadeleler aracılığıyla Avrupa Sosyal Modeli diye adlandırılan önemli kazanımları elde etmişlerdir.

 

Avrupa sosyal modelinin korunması ve devamı için Avrupa Sol güçleri ile birlikte mücadele ediyoruz. Avrupa bütünleşmesi için farklı ve ilerici bir yönde ilerlenmesini talep ediyoruz. Uluslar arası hukuku ve barışı savunmada öncü olan bir Avrupa istiyoruz. ABD ve NATO’nun politikalarına karşı direnen bir Avrupa istiyoruz. İnsan haklarına gerçekten saygı duyacak bir Avrupa istiyoruz.

 

Avrupa Birliği’nin egemen çevrelerinin izledikleri neoliberal politikaların, bizim tam zamanında da öngördüğümüz gibi, ülkemize de getirilmesi yönünde çabalar ortaya konulmaktadır.

 

Çalışanların serbest dolaşım olanağı çalışma ilişkilerinin kuralsızlaştırılması ve toplu sözleşmelerin altının oyulması amacıyla işverenler tarafından kullanılmaktadır.

 

Bu duruma karşı konulması için, çalışanların sendikalarda örgütlenme hakkını ve toplu sözleşmelerin uygulanmasını sonuç alıcı bir şekilde koruyacak kurumsal ve yasal düzenlemelerin yapılmasını talep etmeyi PEO birinci sıradaki öncelikleri arasına koymuştur.

 

Toplu sözleşmelerin yenilenmesi elbette ki önümüzdeki önemli meseledir. Çalışanların ücretlerinin üretim artışından daha fazla arttırılmasının yanı sıra, çalışanların yaşam düzeylerini iyileştirecek başka kazanımlar da talep ediyoruz.

 

Aynı zamanda enflasyon oranına göre çalışanların ücretlerinin otomatik olarak arttırılmasını öngören “eşel mobil” sistemiyle yapılacak ücret artışlarının hesaplanma biçiminin düzeltilmesini ve Demokratik Seferberlik Partisi DİSİ hükümeti tarafından bu artışların güdük hale getirilmesinin öncesindeki uygulamaya dönülmesini talep ediyoruz.

 

Enflasyon oranına göre çalışanların ücretlerinin otomatik olarak arttırılması için PEO ve AKEL tarafından verilen mücadelelerin meyvesini verdiğini görmekten mutluluk duyuyoruz.

 

PEO Yürütme Kurulu’nun yakın bir süre önce Cumhurbaşkanı ile gerçekleştirdiği görüşmede, tüketim vergilerinde hükümetin her hangi bir artış yapmak zorunda kalması durumunda, çalışanların ücret artışlarının “eşel mobil” sistemine göre hesaplanması konusunun öncelikle çözüme bağlanıp yeni bir anlaşma yapılacağı Cumhurbaşkanı tarafından net bir şekilde beyan edildi. Bu taahhüdü bir ilk başarı olarak görmekteyiz. Enflasyon oranına göre çalışanların ücretlerinin otomatik olarak arttırılmasını öngören “eşel mobil” sistemiyle ücret artışlarının hesaplanma biçiminin düzeltilmesi PEO ve AKEL için bir ilke meselesidir ve bu talebi asla terk etmeyeceğiz.

 

Sosyal Sigortalar Kurumu’nun yaşayabilirliği konusuyla ilgili olarak Çalışma Bakanlığı’nda diyalog başlamıştır. S.S.K.’nın sürdürülebilmesini güvence altına alacak çözümlerin bulunması için PEO’nun sorumluluk duygusu ve iyi niyetle diyaloğa girdiğini bu vesile ile de beyan ediyoruz.

 

Ancak sorunları tek yanlı bir biçimde çalışanların sırtına yükleyecek çözümleri hiçbir şekilde kabul etmeyeceğiz. 63 yaşında emekliye ayrılma hakkının kaldırılması ve emeklilik yaşının 65’e çıkarılması ile hemfikir olmamız söz konusu değildir.

 

Çözümler sosyal olarak dengeli olmalıdır ve Sosyal Sigortalar’ın yaşayabilirliğinin güvence altına alınması için ortaya çıkacak yük orantılı bir şekilde işverenlere ve devlete paylaştırılmalıdır.

 

Değerli Meslektaşlar,

 

Zor ekonomik koşullarla karşı karşıya olan hükümet alınan önlemlerle kamu açıklarını sınırladı ve ekonomi yükseliş gösterdi. Bu çabada çalışanların belirleyici katkısı oldu.

 

Sol kesimden gelen bakanların belirleyici katılımı ile hükümet tarafından genel olarak ekonomi ve sosyal politika alanında atılan adımları takdirle karşılamaktayız.

 

Ancak bu alanda atılan adımlar konusunda hükümetin son yıllarında değil, ilk yıllarında yapılanlardan daha memnun olduğumuzu da söylemeliyiz. Özellikle, Kıbrıs’ın Avrupa Ortak Para Birimi Avro kullanım bölgesine 1 Ocak 2008 tarihinde girmesi konusunda bizim görüşümüze göre yanlış bir şekilde alınan karar sonrası hükümetin sosyal destek önlemlerinin beklentilerimize yanıt vermediğini ve hatta sosyal politika ve ekonomi politikası alanında ortaya konulan bazı tercihlere karşı olduğumuzu belirtiyoruz.

 

Hükümetin seçim programını uygulamasından ne daha fazlasını, ne de daha azını istemiyoruz ve bu nedenle de hükümet programından uzak olan kararlara doğal olarak tepki gösteriyoruz.

 

AKEL ve PEO olarak, Cumhurbaşkanı ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde somut sosyal içerikli önerilerde bulunduk.

 

Vergiden muaf tutulan yıllık gelirin arttırılmasını ve 12 liraya kadar olan yıllık gelirlerin vergiden muaf tutulması talep ediyoruz. Gelir vergisi kademelerinde yeniden düzenlemeler yapılmasını ve aynı zamanda vergiden muaf tutulan gelir miktarının yükseltilmesinden her hangi bir yarar sağlamayanlara yönelik olarak da somut bazı olanakların sunulmasını istiyoruz.

 

Maliye Bakanı’nın söz verdiği gibi, gelir vergisi konusunda somut önerisini derhal sunmasını bekliyoruz. Sendikal hareket bu konuda daha fazla gecikme yapılmasını kabul etmeyeceğini net bir şekilde beyan etmiştir.

 

·         Emeklilere 14. aylık verilmesini,

·         bütün emekli çok çocuklu anneler için analık yardımının yaygınlaştırılmasını,

·         düşük emekli aylıklarının arttırılması için önlemler alınmasını,

·         analık izni ve yardımının arttırılmasını,

·         çok çocuklu ailelerle ilgili yardımların ve üç çocuklu aileler için çocuk yardımının verilmesi biçiminin iyileştirilmesini,

·         tek ebeveynli ailelere gelirleri ölçüt alınarak yardım edilmesini,

·         haksız kazanç sağlanmasına karşı ve ürünlerin kalite ve sağlık kontrolleri için kararlı önlemlerin alınmasını

talep ediyoruz.

 

 

Değerli Meslektaşlar,

 

İşçi Bayramı 1 Mayıs’ı milyonlarca çalışan bir kez daha şanlı 1 Mayıs bayrakları altında kutlayacaklar, yürüyüşlerini gerçekleştirecekler, meydanlarda toplanacaklar. Kıbrıslırum- Kıbrıslıtürk çalışanlar da onlarla birlikte yürüyecekler, toplanacaklar.

 

Ülkemizin güvenlik ve refah içerisinde yeniden birleşmesini talep ediyoruz.

Barış ve sosyal ilerlemenin Kıbrıs’ını talep ediyoruz.

 

Birleşik bir Kıbrıs için Ortak Mücadele!

 

 

 

 

 

                 

   ANA SAYFAYA DÖNÜŞ