|
1.
Kıbrıs
sorununda diğer adaylardan siyasi farklılıklarınız nelerdir?
Kıbrıs sorununa ilişkin olarak şüphesiz her adayın
kendi programı var. Genel olarak ilan edilen düzeyde farklılıklar
önemsiz gibi görünüyorsa da, pratikte farklılıklar büyük. Örneğin,
bütün temel adaylar iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümünden
söz ediyor, ama bu adaylardan her birinin bu çözüme verdikleri
içerik farklı. İki bölgeli, iki toplumlu federasyonun anlamı ne ise,
biz bunu ve Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarında belirlenmiş
olduğu şekilde siyasal eşitliği kabul ediyoruz. Taksimci çıkmazın
kırılması, iki tarafın tezleri arasındaki mesafenin daralması ve
bütünsel bir çözüm hedefiyle özlü görüşmelerin BM çerçevesinde
başlaması için 8 Temmuz Anlaşması’nın daha fazla zaman kaybedilmeden
uygulanması gerektiğine inanıyoruz. Zamanın edilgen bir şekilde
geçmesi taksimci statükoyu güçlendirmektedir ve bu iki toplumun
çıkarlarına terstir.
2.
Eğer seçilirseniz, seçimler sonrası ilk gün Kıbrıs
sorunun çözümü ile ilgili olarak ne yapacaksınız? Lidra kapısını
açacak mısınız?
Seçilmem sonrası Kıbrıs konusunda derhal yapacağım
acil girişimlerle ilgili olarak Kıbrıs sorunu ile ilgili 10+1 tezi
kamuoyuna açıkladım. Özet olarak, 8 Temmuz Anlaşması’nın uygulanması
için derhal inisiyatif üstleneceğim, çözüm ve birlikte uyum içinde
yaşama düşünce ve iradesini yeniden canlandırmak amacıyla Kıbrıstürk
toplumuna yönelik dostluk atağına geçeceğim, iki bölgeli, iki
toplumlu federasyonun üzerinde anlaşmaya varılmış çerçevesinde ısrar
ederek her yönde sürekli olarak girişimler üstleneceğim ve taksimci
mantıklardan uzak bir şekilde adil ve yaşayabilir bir çözümü
hedefleyeceğim. Haklı olarak hem Lidra kapısının, hem de Limniti
kapısının açılması ile ilgileniyorum.
3.
Kıbrıs
sorununda olası müzakerelerin parametreleri nelerdir?
Müzakerenin parametreleri uluslar arası hukuk ve
Avrupa hukuku, BM kararları, 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmaları ve insan
haklarına dair uluslar arası sözleşmelerdir. Daha önce de
belirttiğim gibi, bu, ilgili BM kararlarında belirlendiği şekilde
iki toplumun garanti altına alınmış siyasal eşitliği ile iki
bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümünü arzuladığımız anlamına
gelmektedir. Dolayısıyla, iki bölge olacak, her toplum kendisine
tekabül eden bölgeyi yönetecek ve iki toplumun da merkezi iktidarın
organlarına ve kararlarına sonuç alıcı katılımı olacak. Ancak aynı
zamanda, işgal orduları ve adanın tarihsel olarak oluşmuş demografik
yapısını değiştiren yerleşikler olmaksızın, tek egemenlik, tek
uluslar arası kimlik, güvence altına alınmış insan hakları ve temel
özgürlükler ile ortak devletimizin bir olacağı düşüncesiyle
Kıbrıslıtürk yurttaşlarımızın da barışık olmaları gerekecek. Etnik
temizliğe kararlı bir şekilde karşı çıktığımı net olarak ortaya
koyuyorum. Bu, göçmenlerin geri dönüş hakkının güvence altına
alınmasını çözümün öngörmesi demektir.
-
Yaptığınız açıklamalarda Kıbrıs’ın taksim
edileceğinin altını çizmiştiniz. Size bunu hissettiren nedir?
Ben Kıbrıs taksim edilecek demiyorum, Kıbrıs’ın nihai
olarak taksim edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylüyorum.
Beni buna inandıran yaşamın kendisidir, çevremizde olanlardır.
Otuzdört yıllık ayrılık büyük bir zaman süresidir ve korkarım ki
eğer karşılıklı olarak kabul edilecek bir çözüm için hepimiz
işbirliği içerisinde olmazsak, yaşam başka düzenlemeleri
dayatacaktır. Hepimiz şunu anlamalıyız: Nihai taksim iki toplum için
de olabilecek en kötü gelişme olacaktır ve en nihayet ayrı yaşam ve
yapıların yılların alışkanlığına dönüşmesinden kaçınmalıyız. Biz
ortak vatanı yeniden birleştirmek için tüm gücümüzle mücadele
edeceğiz.
-
Kimileri Papadopulos’u destekleyerek ve Annan
Planı’na “HAYIR” diyerek, taksime katkıda bulunduğunuzu
söylüyorlar. Bu iddiaya nasıl yanıt veriyorsunuz?
Bu tür iddialara hiç katılmıyoruz. Nitekim de facto
bölünme referandumun sonucu değildir. Toprakların bölünmesi son 34
yıldır işgalin ve Türkiye’nin izlediği iki devlet politikasının
sonucudur. Son Bizzat partimizin 80 yıllık yaşamı ve faaliyetleri bu
tür iddiaları yalanlamaktadır. Annan Planı’na neden hayır dediğimizi
defalarca izah ettik. Bilinen nedenleri tekrar etmeyeceğim ve bizim
iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümünü değil, söz konusu
somut planı reddettiğimizi hatırlatmakla yetineceğim. Adaylığımın
ana hedefi taksimi önlemek ve Kıbrıs sorunun çözümüne ulaşmaktır.
-
Yaptığınız açıklamalardan birinde Kıbrısrum
tarafının iyi durumda olmadığının altını çizmiştiniz. Bununla neyi
kastediyorsunuz?
Çözümü isteyen Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler,
hepimiz zor durumdayız. Çünkü taksimci statükoyu derinleştiren ve
giderek daha fazla sayıda Kıbrıslıyı ayrı yaşama mantığına hapseden
ve uzayan bir çıkmazla karşı karşıyayız.
-
Seçim işlemi demokratik mi?
Evet, demokratik. Demokrasi işliyor ve kimse bizi
gerilere götüremez. Elbette ki bu rehavet içerisinde olalım demek
değildir, çünkü demokrasi bağışlanan bir şey değildir, kazanılan bir
şeydir ve sürekli olarak geliştirilmelidir.
-
Kıbrıstürk liderliğine ve Kıbrıstürk toplumuna
mesajınız nedir?
Hiçbir zaman her hangi bir Kıbrıslıtürke zararı
dokunmamış bir siyasal partinin lideri olmaktan gurur duyuyorum.
Biz, tehlikeleri ve nice bedelleri hiçe sayarak, en zor yıllarda
dahi yeniden yakınlaşma ve barış içerisinde bir arada yaşama için
mücadele ettik. Bugün bütün Kıbrıslırum siyasi partiler, resmen
yeniden yakınlaşmadan yana olduklarını ifade ediyorlar. Kıbrıslıtürk
yurttaşlarımıza mesajım barış ve dostluk mesajıdır, hem iki toplumun
ama aynı zamanda bütün yurttaşların haklarını güvence altına alacak
ve karşılıklı olarak kabul edilecek çözüm için ortak mücadele
mesajıdır. Benzer sorunları yaşayan başka halklara da birlikte yaşam
örneği teşkil edecek ve ülkemizi, halkımızı yeniden birleştirecek
bir çözüm mesajıdır. Kıbrıs sorununun çözümü sadece iki toplumun
değil, aynı zamanda Yunanistan’ın, Türkiye’nin ve daha geniş olarak
bütün bölgede barış ve işbirliğinin çıkarları lehine olacaktır.
|