CUMHURBAŞKANI ADAYI DİMİTRİS HRİSTOFYAS’IN

“KIBRIS” GAZETESİNİN SORULARINA YANITLARI

 

 16 Şubat 2008

-----------------------------------

 

 

 

 

1.        Kıbrıs sorununda diğer adaylardan siyasi farklılıklarınız nelerdir?

 

Kıbrıs sorununa ilişkin olarak şüphesiz her adayın kendi programı var. Genel olarak ilan edilen düzeyde farklılıklar önemsiz gibi görünüyorsa da, pratikte farklılıklar büyük. Örneğin, bütün temel adaylar iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümünden söz ediyor, ama bu adaylardan her birinin bu çözüme verdikleri içerik farklı. İki bölgeli, iki toplumlu federasyonun anlamı ne ise, biz bunu ve Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarında belirlenmiş olduğu şekilde siyasal eşitliği kabul ediyoruz. Taksimci çıkmazın kırılması, iki tarafın tezleri arasındaki mesafenin daralması ve bütünsel bir çözüm hedefiyle özlü görüşmelerin BM çerçevesinde başlaması için 8 Temmuz Anlaşması’nın daha fazla zaman kaybedilmeden uygulanması gerektiğine inanıyoruz. Zamanın edilgen bir şekilde geçmesi taksimci statükoyu güçlendirmektedir ve bu iki toplumun çıkarlarına terstir.

 

2.        Eğer seçilirseniz, seçimler sonrası ilk gün Kıbrıs sorunun çözümü ile ilgili olarak ne yapacaksınız? Lidra kapısını açacak mısınız?

 

Seçilmem sonrası Kıbrıs konusunda derhal yapacağım acil girişimlerle ilgili olarak Kıbrıs sorunu ile ilgili 10+1 tezi kamuoyuna açıkladım. Özet olarak, 8 Temmuz Anlaşması’nın uygulanması için derhal inisiyatif üstleneceğim, çözüm ve birlikte uyum içinde yaşama düşünce ve iradesini yeniden canlandırmak amacıyla Kıbrıstürk toplumuna yönelik dostluk atağına geçeceğim, iki bölgeli, iki toplumlu federasyonun üzerinde anlaşmaya varılmış çerçevesinde ısrar ederek her yönde sürekli olarak girişimler üstleneceğim ve taksimci mantıklardan uzak bir şekilde adil ve yaşayabilir bir çözümü hedefleyeceğim. Haklı olarak hem Lidra kapısının, hem de Limniti kapısının açılması ile ilgileniyorum.

 

3.        Kıbrıs sorununda olası müzakerelerin parametreleri nelerdir?

 

Müzakerenin parametreleri uluslar arası hukuk ve Avrupa hukuku, BM kararları, 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmaları ve insan haklarına dair uluslar arası sözleşmelerdir. Daha önce de belirttiğim gibi, bu, ilgili BM kararlarında belirlendiği şekilde iki toplumun garanti altına alınmış siyasal eşitliği ile iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümünü arzuladığımız anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, iki bölge olacak, her toplum kendisine tekabül eden bölgeyi yönetecek ve iki toplumun da merkezi iktidarın organlarına ve kararlarına sonuç alıcı katılımı olacak. Ancak aynı zamanda, işgal orduları ve adanın tarihsel olarak oluşmuş demografik yapısını değiştiren yerleşikler olmaksızın, tek egemenlik, tek uluslar arası kimlik, güvence altına alınmış insan hakları ve temel özgürlükler ile ortak devletimizin bir olacağı düşüncesiyle Kıbrıslıtürk yurttaşlarımızın da barışık olmaları gerekecek. Etnik temizliğe kararlı bir şekilde karşı çıktığımı net olarak ortaya koyuyorum. Bu, göçmenlerin geri dönüş hakkının güvence altına alınmasını çözümün öngörmesi demektir.

 

 

  1. Yaptığınız açıklamalarda Kıbrıs’ın taksim edileceğinin altını çizmiştiniz. Size bunu hissettiren nedir?

 

Ben Kıbrıs taksim edilecek demiyorum, Kıbrıs’ın nihai olarak taksim edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylüyorum. Beni buna inandıran yaşamın kendisidir, çevremizde olanlardır. Otuzdört yıllık ayrılık büyük bir zaman süresidir ve korkarım ki eğer karşılıklı olarak kabul edilecek bir çözüm için hepimiz işbirliği içerisinde olmazsak, yaşam başka düzenlemeleri dayatacaktır. Hepimiz şunu anlamalıyız: Nihai taksim iki toplum için de olabilecek en kötü gelişme olacaktır ve en nihayet ayrı yaşam ve yapıların yılların alışkanlığına dönüşmesinden kaçınmalıyız. Biz ortak vatanı yeniden birleştirmek için tüm gücümüzle mücadele edeceğiz.   

 

  1. Kimileri Papadopulos’u destekleyerek ve Annan Planı’na “HAYIR” diyerek, taksime katkıda bulunduğunuzu söylüyorlar. Bu iddiaya nasıl yanıt veriyorsunuz?

 

Bu tür iddialara hiç katılmıyoruz. Nitekim de facto bölünme referandumun sonucu değildir. Toprakların bölünmesi son 34 yıldır işgalin ve Türkiye’nin izlediği iki devlet politikasının sonucudur. Son Bizzat partimizin 80 yıllık yaşamı ve faaliyetleri bu tür iddiaları yalanlamaktadır. Annan Planı’na neden hayır dediğimizi defalarca izah ettik. Bilinen nedenleri tekrar etmeyeceğim ve bizim iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümünü değil,  söz konusu somut planı reddettiğimizi hatırlatmakla yetineceğim. Adaylığımın ana hedefi taksimi önlemek ve Kıbrıs sorunun çözümüne ulaşmaktır.   

 

  1. Yaptığınız açıklamalardan birinde Kıbrısrum tarafının iyi durumda olmadığının altını çizmiştiniz. Bununla neyi kastediyorsunuz?

 

Çözümü isteyen Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler, hepimiz zor durumdayız. Çünkü taksimci statükoyu derinleştiren ve giderek daha fazla sayıda Kıbrıslıyı ayrı yaşama mantığına hapseden ve uzayan bir çıkmazla karşı karşıyayız.

 

  1. Seçim işlemi demokratik mi?

 

Evet, demokratik. Demokrasi işliyor ve kimse bizi gerilere götüremez. Elbette ki bu rehavet içerisinde olalım demek değildir, çünkü demokrasi bağışlanan bir şey değildir, kazanılan bir şeydir ve sürekli olarak geliştirilmelidir. 

 

  1. Kıbrıstürk liderliğine ve Kıbrıstürk toplumuna mesajınız nedir?

 

Hiçbir zaman her hangi bir Kıbrıslıtürke zararı dokunmamış bir siyasal partinin lideri olmaktan gurur duyuyorum. Biz, tehlikeleri ve nice bedelleri hiçe sayarak, en zor yıllarda dahi yeniden yakınlaşma ve barış içerisinde bir arada yaşama için mücadele ettik. Bugün bütün Kıbrıslırum siyasi partiler, resmen yeniden yakınlaşmadan yana olduklarını ifade ediyorlar. Kıbrıslıtürk yurttaşlarımıza mesajım barış ve dostluk mesajıdır, hem iki toplumun ama aynı zamanda bütün yurttaşların haklarını güvence altına alacak ve karşılıklı olarak kabul edilecek çözüm için ortak mücadele mesajıdır. Benzer sorunları yaşayan başka halklara da birlikte yaşam örneği teşkil edecek ve ülkemizi, halkımızı yeniden birleştirecek bir çözüm mesajıdır. Kıbrıs sorununun çözümü sadece iki toplumun değil, aynı zamanda Yunanistan’ın, Türkiye’nin ve daha geniş olarak bütün bölgede barış ve işbirliğinin çıkarları lehine olacaktır.

 

 

 

 

                 

   ANA SAYFAYA DÖNÜŞ