Κıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas tarafından

Temsilciler Meclisi’ndeki törende yapılan konuşma

28 Şubat 2008

------------------------------------

 

 

 

 

Sayın Başkan,

Sayın milletvekilleri,

İzninizle öncelikle oylarıyla beni onurlandıran yurttaşlara teşekkürlerimi ve şükran duygularımı ifade etmek istiyorum. Onlar beni kucakladıkları güvenleri ve oylarıyla verdikleri güçlü emir, Kıbrıs’ı ileri götürmek için, Kıbrıs’ımız için yeni bir dönemi başlatmak için, Kıbrıs sorununa adil, yaşayabilir ve işlerliği olacak çözümü sağlama çabalarımızı yoğunlaştıracağımız bir dönem için, ülkemizin siyasal yaşamının yenileneceği ve toplumumuzun çağdaşlaşacağı bir dönem için dayanak alacağımız sağlam temeldir.

Adaylığımı destekleyen ve Cumhurbaşkanı seçilmem için yorulmadan çalışan bütün siyasal güçlere, daha başından itibaren birlikte olduğumuz partim, AKEL’e ve Halk Hareketi’ne, Birleşik Demokratlar’a, Merkez Siyasal Alanın Yeniden Yapılanması Hareketi’ne, Sosyalistler İnisiyatifi’ne, Hür Yurttaşlar İnisiyatifi’ne, adaylığımı destekleme hareketlerine en sıcak teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Ayrıca seçimlerin ikinci turunda bana destek vererek, Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı’na seçilmeme katkı sağlayan Demokrat Parti’ye, Sosyal Demokratlar Hareketi EDEK’e ve Ekoloji Çevreciler Hareketi’ne teşekkür ederim.

Sadece bana oy verenlere değil, demokratik haklarını kullanarak, başka tercihlere yönelenlere de teşekkür ederim. Seçimlere kitlesel katılımlarıyla, fanatizmden, aşırılıklardan ve düşmanlıklardan uzak bir şekilde durarak, ülkemizde demokrasinin olgunlaştığını kanıtladıkları için onlara teşekkür ederim. Bu durumdan hepimiz onur duymakta haklıyız.

Demokrasi hepimizin göz bebeğimiz gibi korumamız gereken bir halk kazanımıdır. Yurttaşın politika ile güçlü ilişkisi ülkemizde sağlıklı bir olgudur, çünkü bu yurttaşların politikaya ve politikacılara güvendiğini göstermektedir. Yurttaşlar sosyal ve siyasal olaylara kolektif katılımın taşıyıcısı ve ifadecisidir ve aynı zamanda da demokratik devletin normal işleyişinin garantisidirler.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde rakip olan adaylara duyduğum saygı ve takdiri bir kez daha vurgulamak istiyorum. Seçimlerin ikinci turunda Cumhurbaşkanlığı’na aday olan Sayın Kasulidis’e saygı ve takdir duygularımı dile getiriyorum.

Cumhurbaşkanı Sayın Tassos Papadopulos’a da duyduğum saygı ve sınırsız takdir duygularımı ifade ediyorum. Sayın Papadopulos’la yıllar boyu süren işbirliği ve şahsi dostluğu geliştirdik. 2003 yılında onun Cumhurbaşkanlığına seçilmesi işbirliğimizin doruğa çıktığı nokta oldu. Onun Cumhurbaşkanlığı döneminde değişimi sağlamak için birlikte çaba ortaya koyduk. Bu işbirliği sürecinde ortaya çıkan anlaşmazlıklar ve farklı yaklaşımlara rağmen, Tassos Papadopulos tarafından memleketin yönetimi döneminde pek çok şeyin başarıldığını kesinlikle tespit edebiliriz.

Bayanlar, baylar,

Cumhurbaşkanlığına seçilmemle, 2001 Mayıs’ında başlayan Temsilciler Meclisi’ndeki Başkanlık görevim noktalanıyor. O günden bugüne 7 çok üterken yıl geçti. Tüm bu süre zarfında Meclis’in ürettiği zengin ve çok yönlü faaliyetler içerisinden, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa müktesebatına uyum sağlaması ve ülkemizi 1 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa Birliği üyesi yapması yönünde siyasal liderliğin, tüm örgütlerin ve halkın ortaya koyduğu kolektif ve dev çabaya atıfta bulunmak istiyorum. Kıbrıs Meclis’inin değinmek istediğim bu faaliyetinin bir başka yanı da Parlamento diplomasisinin geliştirilmesi ve Kıbrıs sorununun uluslar arası alanda ileri götürülmesi faaliyetidir.

Kültürel ve sanatsal faaliyetler Meclis’in bu dönemde geliştirdiği genel faaliyetin içinde önemli bir yere sahip oldular ve bu gelişmeden özel bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Bu dönem içerisinde Meclis’in bu zengin faaliyetine katkıda bulunan tüm siyasal güçlere yürekten teşekkür etmek istiyorum. Meclis’in çalışmalarının gelişmesinde önemli katkılarını sunan Meclis çalışanlarına teşekkürlerimi ve çalışmalarında başarılarının sürmesi dileklerimi ifade etmek istiyorum.

 

Sayın Başkan,

Bayanlar, baylar,

Bir yaşam vizyonundan, Kıbrıs sorununa adil bir çözüm ve daha adil bir toplum inşası vizyonundan hareketle Cumhurbaşkanlığı’na aday oldum. Bu vizyon hükümet programının bütününde yer almaktadır ve Cumhurbaşkanlığımın fenerini ve pusulasını teşkil etmektedir. Programda yer alan taahhütlerimi yaşama geçirmek için, tayin edeceğim Bakanlar Kurulu ile birlikte gücümün her zerresini harcayarak yoğun bir şekilde çalışacağım. Programım halkla onur sözleşmesidir ve bunu tam olarak onurlandıracağım.

Cumhurbaşkanlığımızın öncelikle üzerinde duracağı görev Kıbrıs sorunun çözümü olacaktır. Bunu seçim döneminde birçok kez beyan ettim ve şimdi de beyan ediyorum. Cumhurbaşkanlığına aday olma yönünde karar verirken en temel nedenim Kıbrıs sorunun çözümü idi. Kıbrıs sorunun çözümü hükümetimizin birinci önceliği olacaktır.

Cumhurbaşkanlığımızın amacı işgali ve yerleşiklerin varlığını sona erdirecek adil, yaşayabilir ve işlerliği olacak bir çözümün başarılmasıdır. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğini, bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve birliğini sağlayacak ve yabancı güçlerin ülkemizin içişlerine askeri müdahale hakkını olanak dışı tutacak bir çözümün başarılmasıdır. 1977 Makarios – Denktaş ve 1979 Kiprianu – Denktaş Doruk antlaşmalarının öngördüğü gibi, iki bölgeli iki toplumlu bir federasyon çerçevesinde, ülkemizin topraklarını, halkını, kurumlarını ve ekonomisini yeniden birleştirecek bir çözümün başarılmasıdır. Federal, iki bölgeli, iki toplumlu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tek egemenliği, tek uluslar arası kimliği ve tek vatandaşlığı olmalıdır. Çözüm, BM’nin Kıbrıs’la ilgili kararlarına dayanmalı, uluslar arası hukuk ile Avrupa hukukuna ve aynı zamanda insan hakları ile ilgili uluslar arası sözleşmelerle uyumlu olmalıdır.

Göçmenlerin geri dönüş ve mülkiyet hakları dâhil olmak üzere, Kıbrıslırum, Kıbrıslıtürk, Maronit, Ermeni ve Latin, tüm halkın insan haklarını ve temel özgürlüklerini sağlayacak ve güvence altına alacak bir çözümü arzuluyoruz.

Türk işgal askerlerinin uzaklaştırılmasını ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin askersizleştirilmesini öngören bir çözümü arzuluyoruz. Nihai hedefimiz tüm Kıbrıs’ın askersizleştirilmesi olmaya devam etmektedir.

Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarında belirlendiği gibi, federal bir çerçevede iki toplumun siyasal eşitliğini tutarlı bir şekilde destekliyoruz.

Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü dönem, dönem üstlenilen birçok uğraşıya rağmen 34 yıldır devam etmektedir. Türkiye’nin Kıbrıs halkının çıkarlarına olacak bir çözümü kabul etmeyi reddetmesi nedeniyle sorunun çözümü mümkün olmadı. Adil, yaşayabilir ve işlerliği olacak bir çözüm ile, Türkiye’nin 1974’teki istilası ve ülkemizin topraklarının büyük bir kısmını işgali ile ihlal ettiği uluslar arası hukuk ilkelerine uygun bir çözüm ile sorunun çözüm zamanının geldiğine inanıyorum.

Çıkmazın aşılması ve Kıbrıs sorununa bütünsel müzakerelerin önkoşullarının yaratılması için çıkış noktası bizzat Güvenlik Konseyi’nin kendisinin ve beş daimi üyesinin desteklediği 8 Temmuz anlaşmasıdır. 8 Temmuz anlaşmasının yaşama geçirilmesine yönelik diyalog için hazır olduğumuzu ifade ediyoruz ve Kıbrıstürk tarafından da karşılık bulacağımızı ümit ediyoruz.

Bu resmi anda Kıbrıslıtürk yurttaşlarımıza sesleniyorum ve onlara dostluk ve barış içinde bir arada yaşama için iyi niyetle dolu olduğumuzu iletiyorum. Birleşik federal Kıbrıs Cumhuriyeti’nin eşit yurttaşları olarak tüm haklardan yararlanmaları için çalışacağım konusunda bir kez daha onlara güvence veriyorum. Ancak bir kez daha açıklıkla tekrarlamak istiyorum ki, Kıbrıslıtürklerin haklarının sağlanması Kıbrıslırum, Maronit, Ermeni ve Latin yurttaşlarımızın hakları çiğnenerek sağlanamaz. Böylesi bir şey Kıbrıs sorunun çözümünü daha doğuşundan sorunlu kılar.

Kıbrıs sorunun çözümü için uluslar arası faktöre yönelik çeşitli yönlerde yoğun bir faaliyet geliştireceğimizin sözünü Kıbrıs halkına vermiştik. Cumhurbaşkanı seçiminden hemen sonra uluslar arası faktörün Kıbrıs sorununun çözüm uğraşılarına katkı yapmaya hazır olduğunu açıklamasından duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. İlkeleri dayanak alacak bir çözümün sağlanması için hem uluslararası faktöre, hem de Kıbrıstürk toplumuna yönelik olarak sürekli olarak inisiyatifler alma yönünde halka taahhüdümü bu resmi kürsüden bir kez daha teyit ediyorum.

Bu sözümüzü yerine getirmek için Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi’ne yönelik olarak hareket edeceğiz.

Bizzat Kıbrıslılar tarafından çözüm bulunması için uğraşılara iki toplumun yapıcı bir şekilde katılması yönünde son kararında da çağrıda bulunan Güvenlik Konseyi’nin tezini selamlıyoruz. Kendileriyle yıllar boyunca inşa ettiğimiz tarihsel ilişkileri de değerlendirerek, Kıbrıslıtürk yurttaşlarımızla bu işbirliğinin ve yeniden yakınlaşmanın gelişmesi için büyük bir tutarlılıkla çalışacağız.

Ancak BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet görevi aracılığıyla iki taraf arasında diyaloğun ilerletilmesine ve güçlendirilmesine katkıda bulunmasını önemli görüyoruz. Aynı zamanda Kıbrıs sorununun Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi tarafından uluslar arası örgütün Kıbrıs’la ilgili kararları temelinde kolektif bir biçimde ele alınması önemlidir.

Kıbrıs sorunun çözüm uğraşılarında Avrupa Birliği de rol oynayabilir ve oynamalıdır. Biz Avrupalı ortaklarımızın dayanışmasını bekliyoruz ve onların Kıbrıs sorunundaki çıkmazın aşılmasına ve çözüme katkılarını bekliyoruz.

Kıbrıs sorununa adil, kalıcı ve işlerliği olacak bir çözüm bulunması kolay bir mesele değildir. Zorlukları biliyoruz. Sürekli, ısrarlı ve zahmetli çalışmaların gerekli olacağını tamamen bilincindeyiz. Çözümün anahtarı Ankara’nın elindedir. Türkiye çözüm için işbirliği kararını vermelidir.

Üstleneceğimiz girişimlerin önemli ve zorunlu önkoşulu iç cephede birliktir. Herkesin çözüm amacıyla seferber olmasıdır. İç cephede birliğin inşası ve ortak anlayış ve diyaloğun varlığı hükümetimizin ilk önceliklerinden biri olacaktır.

Kıbrıs sorununu ele alışta birlik ve kolektifliği Ulusal Konsey’in daha sonuç alıcı işleyişi ve geliştirilmesi ile öne çıkaracağız. Siyasal güçlerin oynayacakları rolleri ve söyleyecekleri sözleri olacaktır ve bu onların Ulusal Konsey’e özlü katılımları aracılığıyla onlara sunulacaktır.

Bizim Cumhurbaşkanlığımız döneminde, birlik, uzlaşı ve diyalog sadece Kıbrıs sorunuyla sınırlı kalmayacaktır. Ülke yönetiminin ve iç cephenin diğer önemli yanlarında da bu onun özelliği olacaktır. Tabi ki birlik her tür farklılığın ortadan kaldırılması ya da yerle bir edilmesi anlamına gelmemektedir. Bunlar nesnel olarak mevcutturlar. Fakat birlik, diyaloğun geliştirilmesini, ülkemizin ve vatandaşlarımızın çıkarlarına birleştirici çözümlerin bulunması gereğini dayatmaktadır. Biz diyalog istiyoruz ve görüşlerin sentezini ileri götüreceğiz. Diğer yandan tabi ki hükümetimizin halkımızla imzaladığı onur sözleşmesini teşkil eden programımızın yaşama geçirilmesini ve politikamızı ileri götürecektir.

 

Sayın Başkan,

Bayanlar ve baylar,

Karma ekonomi modelinin geliştirilmesini hedefleyen hükümetimizin sosyo-ekonomik politikasıyla ülkemizde birliğe mührümüzü vuracağız. Bu model Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ilan etmesinden itibaren Kıbrıs’ta uygulanmaktadır ve ülkemize çok şeyler sunmuştur. Bu modelin sunacaklarının tükenmediğine ve daha sunacak çok şeyi olduğuna inanıyoruz. Yeter ki bu modeli geliştirelim, güçlendirelim ve çağdaşlaştıralım. Karma ekonomi modeli özel, kamu ve kooperatif sektörlerinin işbirliğini dayanak almaktadır. Girişimciliğin ve sosyal birliğin bağdaşıklığını, güçlü ekonomi ve büyük gelişme hızını dayanak almaktadır. Bu model, çalışanları destekleyen ve yurttaşların gereksinimlerine yanıt veren gelişmiş sosyal devletin varlığını dayanak almaktadır.

Arzum ve hedefim, halkla birlikte geliştireceğimiz verimli ve yapıcı diyalog aracılığıyla geleceğin Kıbrıs’ı için, barış içerisinde ve istikrarlı bir gelecek için, herkese güvenlik ve istihdam için, toplumun tümünün refahı ve ilerlemesi için, yasalar önünde eşitlik için, siyasal yaşamın yenilenmesi için, Kıbrıs toplumunun, ekonominin ve devletin çağdaşlaşması için ortak vizyonumuzu yaşama geçirmektir.

Son beş yıl, bizim özlü katkılarımızla, sorunların aşılması ve doğru ve sonuç alıcı bir şekilde değerlendirildikleri takdirde daha iyi yaşam koşullarına, hepimiz için daha iyi günlere yol açacak ön koşullar sağlandı.

Halkla ilişkimiz interaktiftir ve karşılıklı saygıyı temel almaktadır. İlkeleri, değerleri ve idealleri dayanak alacaktır.

Kıbrıs Cumhuriyeti, Avrupa Birliği’nin üyesi olarak, daha sosyal bir Avrupa vizyonunun yaşama geçmesi hedefiyle Avrupa konjonktüründe aktif olarak yer alacaktır. Kıbrıs Avrupa Birliği ile bölgemizdeki komşularımız ve Kıbrıs’ın geleneksel olarak yakın dostluk ilişkileri içerisinde olduğu bağlantısız ülkeler hareketi arasında köprü olabilir.

Sosyal Avrupa vizyonunun halkların ve medeniyetlerin yerle bir edilmesini ve yabancılaştırılmasını değil, farklılıkları kabul etme ve farklılıklara saygı aracılığıyla birliği dayanak aldığını göz önüne alarak, yıpratıcı etkilere karşı direncimizi güçlendirmek için eğitimi, kültürel değerlerimizi, gelenek ve göreneklerimizi, spor ve atletizmi değerlendireceğiz.

Ülkemizin siyasal, sosyal ve ekonomik sistemini yenilemek ve çağdaşlaştırmak için birlikte çalışacağız. İktidar mekanizmalarının yurttaşlara yakın ve dost olması için, bu mekanizmaların ve işlemlerin modernizasyonu ve çağdaşlaşması için birlikte çalışacağız. Hükümetimizi icraatında yönlendirecek olanlar yurttaşların haklarına ve demokrasinin ilkelerine saygı, yasalar önünde eşitlik, hakkı olanın hak ettiği yere gelmesi ve sosyal adalet olacaktır.

Bütün karar alma düzeylerinde diyalog ve kolektifliği hedef alacağız. Her koşulda, kendilerini ilgilendiren ve etkileyen her konuda yurttaşlar kendi söz ve seslerine sahip olacaklardır. Kamu işlemlerinin basitleştirilmesini, bürokrasiye karşı mücadeleyi ve bu ülkenin her yurttaşının yaşam biçimini ve günlük yaşamı olumsuz yönde etkileyen her parametrenin ve altyapıların iyileştirilmesini hedefleyeceğiz.

Bilişim ve yeni teknolojiler alanına özel önem vereceğiz ve dikkat göstereceğiz. Çağdaş gelişmiş toplumların en önemli ayaklarından birini teşkil eden bilişim alanında yeni adımlar atacağız ve bu alana yatırımlarda bulunacağız. İlerleme ile ortak kökleri olan bu alana perspektif ve yeni bir soluk vermek için yurttaşlarla birlikte çalışacağız.

Sanayi sektöründe araştırmanın geliştirilmesi ve yeni teknolojilerin uygulanması Kıbrıs ekonomisine dev bir ivme kazandıracaktır. Üreticilik ve Kıbrıs sanayisinin rekabet gücü artacaktır. Bu parametreler, Avrupa Birliği’nin büyük ailesi içerisinde yer almasıyla doğan yeni koşullara Kıbrıs ekonomisinin yanıt verebilmesinde belirleyici olacaktır.

Gerek turizm alanında, gerekse diğer alanlarda kararları ve projeleri sonuç alıcı bir şekilde uygulayacak mekanizmaların, gerekli projelerin ve altyapıların yaşama geçirilmesinin hızlandırılması şarttır.

Hükümetin yerel yönetimlerle işbirliği yurttaşlara hizmeti geliştirecektir. Yerel yönetimler karşısında üstlendiğimiz taahhütleri kesinlikle yerine getireceğiz.

Kıbrıs başarmaya muktedirdir. Bunun için, programımda da üstlendiğim gibi, Kıbrıs’ın eğitim, sağlık ve hizmetler merkezi olarak öne çıkması için çalışacağım. Bütün toplumsal gruplara yönelik olarak ihtimam ve hizmetlerimizi sunacağız. Ancak izninizle Kıbrıs’ın genç nesillerine özel bir atıfta bulunmak istiyorum. Ülkemizin sosyal yaşamında daha aktif bir role sahip olmaları genç nesillerin hakkıdır. İzleyeceğimiz bütün politikalar aracılığıyla genç insanlarımıza yeteneklerini göstermeleri ve özlü toplumsal katılımları için fırsatlar sunmak boynumuzun borcudur. Barış ve işbirliğinin Avrupasında güven içerisindeki bir Kıbrıs vizyonumuz genç insanların vizyonudur.

Sosyal hassasiyet ve dayanışma ile bunları izleyen insanın acısında yanında olma Cumhurbaşkanlığımızın en yoğun karakteristik özellikleri olacaktır. Tüm şahsi yaşamımın ve içinden geldiğim alanın tarihinin aşamalı bir şekilde yoksulluğun ortadan kaldırılmasını, yurttaşların yaşam koşullarının sürekli olarak iyileştirilmesini hedefleyecek ve insanı esas alacak bir politika için güvence olduğuna inanıyorum.

 

Bayanlar, baylar,

Cumhurbaşkanlığımız bütün Kıbrıslılar için Cumhurbaşkanlığı olacaktır. Her şey hakkında nihai kararı veren ve verecek olan halktan insanlardır, büyüklüğü önünde saygıyla eğildiğim egemen halktır.

 

 

 

 

                 

   ANA SAYFAYA DÖNÜŞ