KAVAZOĞLU ve MİŞAULİS’in onuruna

Akropolis parti örgütünün gerçekleştirdiği etkinlikte

AKEL Meclis Grubu Sözcüsü Nikos Katsuridis

tarafından yapılan konuşma

 

10 Nisan 2008

 

 

 

 

 

 

Yoldaşlar, dostlar,

İki kahraman yoldaşımız Kavazoğlu ve Mişaulis’in katledilmelerinin yıldönümünün arifesinde bağımsızlıktan sonraki acılı yıllarda, milliyetçiliğe, şovenizme, taksime, emperyalizme ve Kıbrıs’ı hedef alan komplo planlarına karşı özgürlük ve ortak vatan uğruna Kıbrıslırumların ve Kıbrıslıtürklerin kanları ve fedakârlıkları ile yazılan bir dönemde yaşananlar hafızalarımızda canlanıyor. Yaşananların silinmez bir biçimde her zaman için yaşamımıza ve bilincimize mührünü vurduğunu aramızdan o trajik günleri yaşayanlar bilmektedir. Ayrıca bunun yanı sıra bu fedakârlıkların layık oldukları şekilde hem toplum, hem de devlet tarafından tanınmasıyla bir gün haklılığı yönünde sonsuz istek ve arzumuzu da “ateşledi”.  

 

Sevgili dostlar, yoldaşlar,

İşte bu yıl tam bunu, mücadelelerimizin haklılığını kutluyoruz. Partimizin Genel Sekreteri’nin devletin en yüksek makamına seçilmesi bilinçlerinin ve partisel görevlerinin gerektirdiği gibi, kolektif iyilik için, daha iyi ve daha adil bir dünya için en değerli nimetlerini, canlarını feda eden bu insanlara onur nişanıdır. Dimitris Hristofyas’ın seçilmesi bu insanları en güzel bir şekilde anmaktır. Irk, milliyet, renk ayrımı gözetmeksizin insanların barış içerisinde bir arada olmaları için verdikleri mücadelenin ve ideolojilerinin ideallerinin haklılığının kanıtıdır. Onların fedakârlıkları iki toplum arasında özde yeniden yakınlaşma için yol gösteren bir fenerdir. İşte bu Cumhurbaşkanlığı’nın felsefesinin kalbinde bu var.

İki yoldaş, iki ortak mücadele arkadaşı 11 Nisan 1965 tarihinde faşist TMT tarafından katledildiler. İki toplumun dostluğundan yana partisel görevlerini yerine getirmeye giderken geçecekleri Lefkoşa – Larnaka yolunun bir noktasında katiller onları bekliyordu. Toplumlar arası çatışmaların o kanlı yıllarında, şovenler bir yandan kin ve düşmanlık tohumları ekerek Kıbrıs’ın felakete doğru götürüyorlar, diğer yandan ülkemizin bölünmesi için yaptıkları planların önünde engel olarak gördükleri partimizin iki toplumun dostluğu için faaliyetine darbe vurmaya çalışıyorlardı. Bu iki yoldaşımızınki gibi cesur sesleri susturmayı isteyen şovenler, iki toplumun barış içerisinde bir arada yaşamasından yana olan yurtsever ve ilerici Kıbrıslıtürkleri ve Kıbrıslırumları terörize etmek, şovenizme ve taksime karşı çıkan AKEL’in politikasına darbe vurmak amacındaydılar.    

Kıbrıs toplumu için tarihi anlar yaşadık ve yaşıyoruz. Yoldaş Hristofyas’ın seçilmesi Kıbrıs toplumunun ileriye doğru büyük bir adımıdır. Bir zamanlar kimilerinin pislik olarak gördükleri solun, halk tarafından bugün hem Kıbrıs sorunun çözümünü, hem de iç meselelerin idaresini üstlenmekle görevlendirildiği mesajını vermektedir.

Toplumumuzun uzlaşma ve birlik için gerçekleştirdiği aşma artık bir gerçekliktir ve geriye kalan çok arzu edilen çözüme ulaşmak için bu iradeyi her tarafın göstermesidir. 2008 yılında dışarıdan ve içerden baskılar altında halk Kıbrıs’ta solun liderine kurtuluş yolunu açması için açık emri verdi

Dimitris Hristofyas’ın Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesi Kıbrıs sorunun çözümü için önemli yeni beklentiler yaratmaktadır. Görüşmelerin yeniden başlaması için içerde ve uluslar arası alanda görülen hareketlilik çok cesaret verici bir unsurdur.  Bugün uluslararası toplumda bir iyimserlik ve verimlilik duygusu var. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi bu seçimi selamladılar ve görüşmelerin yeniden başlaması için BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi aracılığıyla derhal harekete geçtiler.  Ayrıca AB devlet ve hükümet başkanlarının Bahar Konseyi’nde Dimitris Hristofyas’ın mevcudiyeti ile oldukça olumlu bir hava egemen oldu.  Seçim öncesi taahhütlerimiz halkla onur anlaşmasıdır ve onları tutarlı bir şekilde yaşama geçireceğiz. Elbette Kıbrıs sorunun çözümü sadece bizim iyi isteğimize bağlı değil. Türkiye’nin rolü ve her dönemdeki Kıbrıstürk liderliği ile ilişkileri bilinmektedir. Bizim sözümüz umut penceresini açmaktır.   

Kıbrıs sorununda her adımın güçlükler içerisinden geçilerek atılacağını tamamen biliyoruz. Cumhurbaşkanı’nın koyduğu “kırmızıçizgilerin” net olmasının ve her hangi bir geri adımın söz konusu olmamasının şu anda önemi var.  Birincisi sonuç olarak bağımsız ve birleşik devlet istiyoruz. Bu elbette ki Türk ordusunun, yerleşiklerin adadan ayrılmasıyla ve özellikle hiç kimsenin tek yanlı müdahale hakkına sahip olmaması için garantilerin düzenlenmesiyle gerçekleşir.  Birleşik devlet, bütün Kıbrıslıların insan haklarının sağlanması, Birleşik ekonomiyi, işlerliği ve adamızın tüm yurttaşlarının ulusal kökenlerini kabulü güvence altına alacak mevcut koşullarda adil çözüm demektir. 

Kıbrıs sorununun çözümünü Kıbrıs sorunun özüne yönelik tartışmaların gerçekleştirilmesini; hem siyasi düzeyde, hem de vatandaşlar düzeyinde iyi ilişkilerin geliştirilmesini,  güveni ve iletişimi artırıcı önlemlerin yaşama geçirilmesini içeren dörtlü paralel bir süreç olarak algılıyoruz ve karşılıyoruz. Şu anda kesin olarak diyebiliriz ki bu dörtlü süreç Cumhurbaşkanı tarafından ete ve kemiğe büründürülmektedir ve ilerletilmektedir.

Lidra’nın açılması yeniden birleşme yönünde bir adım olarak algılanmalıdır ve bu Kıbrıs sorununun çözümü değildir. Komiteler toplanmaya başlar başlamaz gelişmeler olacaktır. Bizim anlayışımıza göre tüm bu adımlar ve girişimler insanların ruhlarında ve beyinlerinde özlü gelişmeleri de kabul yönünde uygun hazırlığı yaratacak iyi adımlardır.

Türkiye’nin içinde ve Avrupa Birliği sürecinde var olan koşullar ve yaşadığı gelişmeler nedeniyle ihtiyatlı bir iyimserliğin olması tamamı ile haklıdır. Çünkü bir yandan Türkiye’nin tam üyelik süreci bazı koşulları yaratabilirken, diğer taraftan bu ülkede varlığını uzun bir süre koruması beklenen iç çatışma endişelere yol açmaktadır. Erdoğan ile derin devlet arasında çatışma tek başına Türkiye hükümetine yeterince zorluk yaratmakta ve bu kaçınılmaz bir şekilde Kıbrıs sorununa da yansımaktadır.  

Cumhurbaşkanının Kıbrıs sorununun adil, işler ve yaşayabilir çözüme kavuşturulması için halkımızın tümünün beklentilerinin yaşama geçmesine yönelik insani olanaklar içerisinde her şeyi yapacağından eminiz. Fakat Kıbrıslıtürk vatandaşlarımızın tarafından da buna denk düşen iyi niyet ve anlayışın gösterilmesi gerektiği, Kıbrıs sorununda çıkmazın uzamasının Kıbrıslırumların-Kıbrıslıtürklerin, tüm Kıbrıs halkının çıkarlarını yaraladığı anlaşılmalıdır.

 

Yoldaşlar,

Biz AKEL’cilerin bu çabayı desteklememizin önemi var. Partisel görevimiz Cumhurbaşkanı ve hükümeti desteklemenin ötesinde, ikinci bir iddiayı da kazanmamızı bize dayatmaktadır. Hükümet ile çakışmaksızın, halkın beklentisi olan AKEL’in parti olarak kimliğini ve karakterini korumalıyız. Hükümetin çalışmalarını sabote etmeden, tam aksine destek vererek değerlendireceğiz. Eğer görüş ayrılıkları çıkarsa bunları da ifade edeceğiz. Liderimizin Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesiyle üstlendiğimiz bu ikili görevin işleyebilmesi için parti birlik içinde, güçlü ve doğru yönelimde olmaya devam etmelidir. Bunun için de hem örgütlü bir yapı olarak partinin, hem de kadroların ve üyelerin dikkat ve sabırla çalışmaları gerekmektedir, çünkü bu hükümet kesin olarak Kıbrıs halkının bugüne dek tanıdığı hükümetlerden farklı olacaktır. Net olan olgu Cumhurbaşkanının AKEL’in programını uygulayacak olmamasıdır. Cumhurbaşkanının uygulayacağı program seçildiği program olacaktır. Parti bu programı elbette ki kendi kongre kararları temelinde desteklemektedir ve hükümet programında öngörülmeyen ve gündeme gelebilecek konulara ilişkin talep eden politikalarını devam ettirecektir. Bir yandan işgalin devam ettiği, diğer yandan AB’ye üye devlet olarak katılımın yarattığı koşullarda mevcut hükümet somut bir çerçeve içerisinde hareket edecektir.

AKEL ve daha geniş halk hareketi barışçıl yeniden birleşme, işgalden kurtulma, uluslararası hukuk ve Avrupa ilkelerine, Doruk Antlaşmaları’na ve BM kararlarına dayalı iki bölgeli, iki toplumlu federal çerçevede çözüm için mücadeleye devam edecektir. 

Uluslararası sol hareketin ışıklarının üzerimize döndüğünün bilincindeyiz ve iyi bir örneği yansıtmaya çalışacağız.

Kahramanlarımız Derviş Ali Kavazoğlu ile Kostas Mişaulis’in fedakârlıklarını onların mücadelelerine devam ederek ve onların vizyona sadık kalarak anıyoruz.

 

Kahramanlarımıza şan ve şeref!

Yaşasın Kıbrıs’ımız!

Yaşasın ΑΚΕL! 

 

 

 

                 

   ANA SAYFAYA DÖNÜŞ