|
Yoldaşlar, dostlar,
İki kahraman yoldaşımız Kavazoğlu ve Mişaulis’in katledilmelerinin
yıldönümünün arifesinde bağımsızlıktan sonraki acılı yıllarda,
milliyetçiliğe, şovenizme, taksime, emperyalizme ve Kıbrıs’ı hedef
alan komplo planlarına karşı özgürlük ve ortak vatan uğruna
Kıbrıslırumların ve Kıbrıslıtürklerin kanları ve fedakârlıkları ile
yazılan bir dönemde yaşananlar hafızalarımızda canlanıyor.
Yaşananların silinmez bir biçimde her zaman için yaşamımıza ve
bilincimize mührünü vurduğunu aramızdan o trajik günleri yaşayanlar
bilmektedir. Ayrıca bunun yanı sıra bu fedakârlıkların layık
oldukları şekilde hem toplum, hem de devlet tarafından tanınmasıyla
bir gün haklılığı yönünde sonsuz istek ve arzumuzu da “ateşledi”.
Sevgili dostlar, yoldaşlar,
İşte bu yıl tam bunu, mücadelelerimizin haklılığını kutluyoruz.
Partimizin Genel Sekreteri’nin devletin en yüksek makamına seçilmesi
bilinçlerinin ve partisel görevlerinin gerektirdiği gibi, kolektif
iyilik için, daha iyi ve daha adil bir dünya için en değerli
nimetlerini, canlarını feda eden bu insanlara onur nişanıdır.
Dimitris Hristofyas’ın seçilmesi bu insanları en güzel bir şekilde
anmaktır. Irk, milliyet, renk ayrımı gözetmeksizin insanların barış
içerisinde bir arada olmaları için verdikleri mücadelenin ve
ideolojilerinin ideallerinin haklılığının kanıtıdır. Onların
fedakârlıkları iki toplum arasında özde yeniden yakınlaşma için yol
gösteren bir fenerdir. İşte bu Cumhurbaşkanlığı’nın felsefesinin
kalbinde bu var.
İki yoldaş, iki ortak mücadele arkadaşı 11 Nisan 1965 tarihinde
faşist TMT tarafından katledildiler. İki toplumun dostluğundan yana
partisel görevlerini yerine getirmeye giderken geçecekleri Lefkoşa –
Larnaka yolunun bir noktasında katiller onları bekliyordu. Toplumlar
arası çatışmaların o kanlı yıllarında, şovenler bir yandan kin ve
düşmanlık tohumları ekerek Kıbrıs’ın felakete doğru götürüyorlar,
diğer yandan ülkemizin bölünmesi için yaptıkları planların önünde
engel olarak gördükleri partimizin iki toplumun dostluğu için
faaliyetine darbe vurmaya çalışıyorlardı. Bu iki yoldaşımızınki gibi
cesur sesleri susturmayı isteyen şovenler, iki toplumun barış
içerisinde bir arada yaşamasından yana olan yurtsever ve ilerici
Kıbrıslıtürkleri ve Kıbrıslırumları terörize etmek, şovenizme ve
taksime karşı çıkan AKEL’in politikasına darbe vurmak
amacındaydılar.
Kıbrıs toplumu için tarihi anlar yaşadık ve yaşıyoruz. Yoldaş
Hristofyas’ın seçilmesi Kıbrıs toplumunun ileriye doğru büyük bir
adımıdır. Bir zamanlar kimilerinin pislik olarak gördükleri solun,
halk tarafından bugün hem Kıbrıs sorunun çözümünü, hem de iç
meselelerin idaresini üstlenmekle görevlendirildiği mesajını
vermektedir.
Toplumumuzun uzlaşma ve birlik için gerçekleştirdiği aşma artık bir
gerçekliktir ve geriye kalan çok arzu edilen çözüme ulaşmak için bu
iradeyi her tarafın göstermesidir. 2008 yılında dışarıdan ve içerden
baskılar altında halk Kıbrıs’ta solun liderine kurtuluş yolunu
açması için açık emri verdi
Dimitris Hristofyas’ın Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’na
seçilmesi Kıbrıs sorunun çözümü için önemli yeni beklentiler
yaratmaktadır. Görüşmelerin yeniden başlaması için içerde ve uluslar
arası alanda görülen hareketlilik çok cesaret verici bir unsurdur.
Bugün uluslararası toplumda bir iyimserlik ve verimlilik duygusu
var. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi bu
seçimi selamladılar ve görüşmelerin yeniden başlaması için BM Genel
Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi aracılığıyla derhal harekete
geçtiler. Ayrıca AB devlet ve hükümet başkanlarının Bahar
Konseyi’nde Dimitris Hristofyas’ın mevcudiyeti ile oldukça olumlu
bir hava egemen oldu. Seçim öncesi taahhütlerimiz halkla onur
anlaşmasıdır ve onları tutarlı bir şekilde yaşama geçireceğiz.
Elbette Kıbrıs sorunun çözümü sadece bizim iyi isteğimize bağlı
değil. Türkiye’nin rolü ve her dönemdeki Kıbrıstürk liderliği ile
ilişkileri bilinmektedir. Bizim sözümüz umut penceresini
açmaktır.
Kıbrıs sorununda her adımın güçlükler içerisinden geçilerek
atılacağını tamamen biliyoruz. Cumhurbaşkanı’nın koyduğu
“kırmızıçizgilerin” net olmasının ve her hangi bir geri adımın söz
konusu olmamasının şu anda önemi var. Birincisi sonuç olarak
bağımsız ve birleşik devlet istiyoruz. Bu elbette ki Türk ordusunun,
yerleşiklerin adadan ayrılmasıyla ve özellikle hiç kimsenin tek
yanlı müdahale hakkına sahip olmaması için garantilerin
düzenlenmesiyle gerçekleşir. Birleşik devlet, bütün Kıbrıslıların
insan haklarının sağlanması, Birleşik ekonomiyi, işlerliği ve
adamızın tüm yurttaşlarının ulusal kökenlerini kabulü güvence altına
alacak mevcut koşullarda adil çözüm demektir.
Kıbrıs sorununun çözümünü Kıbrıs sorunun özüne yönelik tartışmaların
gerçekleştirilmesini; hem siyasi düzeyde, hem de vatandaşlar
düzeyinde iyi ilişkilerin geliştirilmesini, güveni ve iletişimi
artırıcı önlemlerin yaşama geçirilmesini içeren dörtlü paralel bir
süreç olarak algılıyoruz ve karşılıyoruz. Şu anda kesin olarak
diyebiliriz ki bu dörtlü süreç Cumhurbaşkanı tarafından ete ve
kemiğe büründürülmektedir ve ilerletilmektedir.
Lidra’nın açılması yeniden birleşme yönünde bir adım olarak
algılanmalıdır ve bu Kıbrıs sorununun çözümü değildir. Komiteler
toplanmaya başlar başlamaz gelişmeler olacaktır. Bizim anlayışımıza
göre tüm bu adımlar ve girişimler insanların ruhlarında ve
beyinlerinde özlü gelişmeleri de kabul yönünde uygun hazırlığı
yaratacak iyi adımlardır.
Türkiye’nin içinde ve Avrupa Birliği sürecinde var olan koşullar ve
yaşadığı gelişmeler nedeniyle ihtiyatlı bir iyimserliğin olması
tamamı ile haklıdır. Çünkü bir yandan Türkiye’nin tam üyelik süreci
bazı koşulları yaratabilirken, diğer taraftan bu ülkede varlığını
uzun bir süre koruması beklenen iç çatışma endişelere yol
açmaktadır. Erdoğan ile derin devlet arasında çatışma tek başına
Türkiye hükümetine yeterince zorluk yaratmakta ve bu kaçınılmaz bir
şekilde Kıbrıs sorununa da yansımaktadır.
Cumhurbaşkanının Kıbrıs sorununun adil, işler ve yaşayabilir çözüme
kavuşturulması için halkımızın tümünün beklentilerinin yaşama
geçmesine yönelik insani olanaklar içerisinde her şeyi yapacağından
eminiz. Fakat Kıbrıslıtürk vatandaşlarımızın tarafından da buna denk
düşen iyi niyet ve anlayışın gösterilmesi gerektiği, Kıbrıs
sorununda çıkmazın uzamasının Kıbrıslırumların-Kıbrıslıtürklerin,
tüm Kıbrıs halkının çıkarlarını yaraladığı anlaşılmalıdır.
Yoldaşlar,
Biz AKEL’cilerin bu çabayı desteklememizin önemi var. Partisel
görevimiz Cumhurbaşkanı ve hükümeti desteklemenin ötesinde, ikinci
bir iddiayı da kazanmamızı bize dayatmaktadır. Hükümet ile
çakışmaksızın, halkın beklentisi olan AKEL’in parti olarak kimliğini
ve karakterini korumalıyız. Hükümetin çalışmalarını sabote etmeden,
tam aksine destek vererek değerlendireceğiz. Eğer görüş ayrılıkları
çıkarsa bunları da ifade edeceğiz. Liderimizin Cumhurbaşkanlığı’na
seçilmesiyle üstlendiğimiz bu ikili görevin işleyebilmesi için parti
birlik içinde, güçlü ve doğru yönelimde olmaya devam etmelidir.
Bunun için de hem örgütlü bir yapı olarak partinin, hem de
kadroların ve üyelerin dikkat ve sabırla çalışmaları gerekmektedir,
çünkü bu hükümet kesin olarak Kıbrıs halkının bugüne dek tanıdığı
hükümetlerden farklı olacaktır. Net olan olgu Cumhurbaşkanının
AKEL’in programını uygulayacak olmamasıdır. Cumhurbaşkanının
uygulayacağı program seçildiği program olacaktır. Parti bu programı
elbette ki kendi kongre kararları temelinde desteklemektedir ve
hükümet programında öngörülmeyen ve gündeme gelebilecek konulara
ilişkin talep eden politikalarını devam ettirecektir. Bir yandan
işgalin devam ettiği, diğer yandan AB’ye üye devlet olarak katılımın
yarattığı koşullarda mevcut hükümet somut bir çerçeve içerisinde
hareket edecektir.
AKEL ve daha geniş halk hareketi barışçıl yeniden birleşme, işgalden
kurtulma, uluslararası hukuk ve Avrupa ilkelerine, Doruk
Antlaşmaları’na ve BM kararlarına dayalı iki bölgeli, iki toplumlu
federal çerçevede çözüm için mücadeleye devam edecektir.
Uluslararası sol hareketin ışıklarının üzerimize döndüğünün
bilincindeyiz ve iyi bir örneği yansıtmaya çalışacağız.
Kahramanlarımız Derviş Ali Kavazoğlu ile Kostas Mişaulis’in
fedakârlıklarını onların mücadelelerine devam ederek ve onların
vizyona sadık kalarak anıyoruz.
Kahramanlarımıza şan ve şeref!
Yaşasın Kıbrıs’ımız!
Yaşasın
ΑΚΕL! |