KAVAZOĞLU VE MİŞAULİS’İN ANISI VE ONURUNA

GERÇEKLEŞTİRİLEN ETKİNLİKTE

CUMHURBAŞKANI DİMİTRİS HRİSTOFYAS

TARAFINDAN YAPILAN KONUŞMA

 

Dali, 13 Nisan 2008

------------------------------------

 

 

 

 

11 Nisan 1965 Kıbrıs için lanetli bir gün. Biri Kıbrıslıtürk, diğeri Kıbrıslırum, iki barış ve dostluk savaşçısının, Derviş Ali Kavazoğlu ile Kostas Mişaulis’in görev başında terörist TMT’nin kurşunları ile katledildikleri gün. 1974 trajedisinin ön mesajları olan toplumlar arası çatışmaların o endişeli yıllarında AKEL Merkez Komitesi üyesi Derviş Ali Kavazoğlu ulaştırabileceği her yere barış, dostluk ve iki toplumun kardeşliği mesajını ulaştırma görevini üstlenmişti. Şovenizme karşı, Kıbrıs’ı hedef alan yabancı komplolara karşı Kıbrıslırumların ile Kıbrıslıtürklerin ortak mücadele mesajını taşıma görevini üstlenmişti. İki toplumun birbirleriyle çatışmasını isteyen o dönemdeki atmosfere karşı Kavazoğlu tehlikeler ve tehditlerden korkmayan bambaşka bir sesti. O gerçek yurtseverliğin sesiydi.  Kavazoğlu halkımızın temiz vicdanıydı. Kavazoğlu fanatizmin ve hoşgörüsüzlüğün karanlıklarını aydınlatan meşaleydi. Taksim taşeronlarının susturulması gerektiğini düşündükleri ve onları rahatsız eden bir sesti.         

Ölüm onu görev yolunda buldu. O gün dostu, yoldaşı, ortak mücadele arkadaşı AKEL ve PEO kadrosu Kostas Mişaulis kendisine refakat ediyordu. Onlar aynı trajik kaderi paylaştılar. Beraber ölümsüzlüğe kavuştular. Kavazoğlu susturulmuş olabilir, ancak o Kostas Mişaulis ile birlikte mücadelenin sembolü oldu. Fanatizmin ve hoşgörüsüzlüğün propagandalarına karşı onların uğruna yaşamlarını verdikleri idealler daha güçlü bir şekilde ayakta kaldılar. Zamanla yeniden yakınlaşma için mücadele güçlendikçe, ortak vatanımızın kurtuluşu için mücadele yükseldikçe kahraman yoldaşlarımızın varlığını aramızda daha da canlı hissediyoruz. Onlar bu soylu mücadelenin öncüleri ve bayraktarlarıydı.     

Kavazoğlu ile Mişaulis emekçilerin partisi ve halk hareketi saflarında mücadeleye katıldılar ve çelikleştiler. Partimizi onurlandırdılar ve partimizin idealleri ve değerleri için büyük bir tutkuyla mücadele ettiler. Kavazoğlu ve Mişaulis tüm Kıbrıs halkına mâl oldular. Bunun için de onların katledilmelerinin yıl dönümlerinde, bu ülkeyi seven ve bu ülke için kaygılanan tüm ideolojik, siyasi alanlardan Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler onları anmak için toplanıyorlar.  

Kıbrıslıtürk vatandaşlarımızın bu anma ve onurlandırma etkinliğine katılımlarını sıcak bir şekilde selamlıyorum. Onların nezdinde Kıbrıstürk toplumuna saygımı ifade ediyorum.

Halk Hareketi’nin ve diğer siyasi güçlerin temsilcilerini, katılan herkesi selamlıyorum. Kavazoğlu ile Mişaulis’in uğruna yaşamlarını verdikleri idealleri paylaşmamızdan sevinç duyuyorum.

Kavazoğlu ile Mişaulis’in yolunda ilerleyen ve yıllar boyu onların ortak mücadele arkadaşı olan solun güzel insanlarını selamlıyorum.

 

Sevgili yurttaşlar,

Kavazoğlu ve Mişaulis’in anısı ve onuruna bu yıl gerçekleştirilen etkinlikler diğer yıllardakinden farklı bir atmosferde gerçekleştiriliyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden başlayarak ve üstlendiğimiz girişimlerin sonucu olarak bugün Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin bir hareketlilik yaşanmaktadır. Sayın Talat ile buluşmamız, bu buluşmanın oluşturduğu birleştirici atmosfer ve buluşmada üzerinde anlaşmaya varılanlar, Lidra Caddesi’nin açılması, bu hafta içerisinde çalışmalarını başlatacak olan çalışma gruplarının ve teknik komitelerin oluşturulması ve uluslar arası faktörün de ilgisinin yeniden canlanması umut mesajları vermektedir. İyi bir başlangıç oldu. Devamın da iyi olmasını diliyorum ve ümit ediyorum. 21 Mart’ta üzerinde anlaştıklarımızdan da beklenildiği gibi,  önümüzdeki aylarda içinde iş üretmeleri için çalışma gruplarını ve teknik komiteleri destekleyeceğiz.  

Bugüne kadar çok kısa bir zaman süresi içerisinde başarılanları takdir ediyoruz ve kaydediyoruz. Ancak kendi kendimizi kandırmıyoruz. Güçlüklerin var olduğunu biliyoruz. İstila, yıllardır süren işgal ve ülkemizin bölünmesinin yarattığı verilerin değişiminin hiç de kolay olmadığının bilincindeyiz. Sadece Kıbrıslıtürk yurttaşlarımızla sorunumuz yoktur.    

Önümüzdeki süreçte güçlüklerle ve muhtemelen geriye dönüşlerle de karşılaşacağız. Kıbrıs sorununun çözüm yolunu açmak için kararlılık ve esneklikle, iyi niyet ve siyasi iradeyle bunlara karşı koymaya hazırız. Siyasi irademizi kanıtladık ve uluslar arası faktör bunu tanımakta ve takdir etmektedir. Kıbrıstürk liderliği tarafından da sürekli bir olumlu karşılık almayı diliyoruz ve ümit ediyoruz.

Zorluklara rağmen Kıbrıs sorununun çözümünün mümkün olduğuna derinden inanıyoruz. Yeter ki Kıbrıslırumlar, Kıbrıslıtürkler hepimiz düşüncelerimizde ve hareketlerimizde tek kriter olarak Kıbrıs ile halkımızın çıkarlarını öne koyalım. Yeter ki hepimiz bölünmenin yıkım olduğunu, oysa ülkemizin refah ve ilerlemesinin yeniden birleşmede olduğunu anlayalım.

Çözümün çerçevesi veridir. Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs’la ilgili kararları, iki bölgeli iki toplumlu federasyonu öngören Doruk Antlaşmaları, uluslararası hukuk ve Avrupa hukukudur. İki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümü Kıbrıs’ın ve halkımızın barış içinde geleceğini inşa edebileceğimiz ve etmemiz gereken tarihi bir uzlaşmadır. İki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümünün önkoşulu elbette ki siyasi eşitliktir. BM kararları siyasi eşitliğin yorumunu net bir şekilde sunmaktadır ve bu yorumu dayanak almaktan başka bir yol yoktur. Diğer yaklaşımlar kabul edilemezdir ve üretken yaklaşımlar değildir, sürtüşmeye götürür ve çözüme ulaşma hedefinden uzaklaştırır.  

Birçok kez belirttiğimiz gibi çözüm, işgali ve yerleşiklerin göç dalgasını son erdirmeli ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin askersizleştirilmesini öngörmelidir. Çözüm, göçmenlerin geri dönüş ve mülkiyet hakkı dâhil olmak üzere, tüm Kıbrıslıların insan haklarını ve temel özgürlüklerini güvence altına almalıdır. Çözüm, devleti, halkı, kurumları ve ekonomiyi yeniden birleştirmelidir. Kıbrıs sorununun çözümünün temel ilkeleri bunlardır ve bu ilkelerde ısrar edeceğiz, çünkü bu ilkeler sağlanmadan işlerliği olacak, yaşayabilir ve mevcut koşullar altında adil bir çözüme ulaşamayacağız.

Çözüm biz Kıbrıslılardan gelmeli, iki toplumun liderlikleri tarafından üzerinde anlaşmaya varılmalı ve iki toplum tarafından onaylanmalıdır. Başkaları tarafından bu veya şu biçimde dayatılan çözümlerin kabul edilir olamayacakları ve arzulanan sonuca götüremeyecekleri kanıtlanmıştır.

Çözümün biz Kıbrıslılardan gelmesi gerektiğini vurgulamamız uluslararası faktörün özellikle de Birleşmiş Milletler’in rolünü reddettiğimiz anlamına gelmemektedir. Kıbrıs sorunu her zaman uluslararası bir sorundu, hele ki bugünkü küreselleşme döneminde. Daha önce belirttiğim ilkeler temelinde çözüme ulaşmamız için uluslar arası faktörün desteğine ihtiyacımız var. Türkiye üzerinde nüfuz uygulama ile ilgili olarak uluslar arası faktöre özellikle ihtiyacımız var. Pek çok sefer dediğimiz gibi, bir kez daha tekrar ediyoruz: eğer Ankara Kıbrıs sorununa ilişkin politikasını değiştirmezse, ne kadar iyi niyet gösterirsek gösterelim, çözüm yolunun açılması mümkün değildir. Uluslararası faktörü, BM’yi, Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi beş devleti, Kıbrıs’ın üyesi olduğu ve Türkiye’nin de üyesi olmayı hedeflediği Avrupa Birliği’ni dikkat ve nüfuzlarını Kıbrıs sorununda politika değiştirmesi için Ankara’ya yöneltmeye çağırıyoruz.

Türkiye’ye değinirken, oradaki gelişmelerin bizi endişelendirdiğini ifade etme ihityacını duyuyorum. Türkiye’deki iç çekişmenin hesabını Kıbrıs’ın ödememesini diliyoruz ve ümit ediyoruz. Türkiye’deki durumun istikrarlı, normal, olabildiğince demokratik olması  her şeyden önce kendi halkına ve  Kıbrıs sorununun çözümü mücadelesinin yararına da olacaktır.  

Üstlendiğimiz çabada iki toplum içinde de halk faktörünün kendi önemli rolünü oynayacağı görüşündeyiz. Kıbrıslırum, Kıbrıslıtürk, halkın desteğini bekliyoruz ve bu desteğe sahip olduğumuzu hissediyorum. Karşılıklı anlayışın geliştirilmesi çabasıyla Kıbrıslıtürk yurttaşlarımızla ve örgütlü yapılarla iletişim hatlarını açık tutacağız.

Kıbrıslırumların ve Kıbrıslıtürklerin yeniden yakınlaşması bugünkü koşullarda özel bir önem kazanmaktadır. Yeniden yakınlaşma çabalarını hükümet olarak destekleyeceğiz. İki toplumda da beyinleri ve bilinçleri zehirlemeye devam eden milliyetçilik ve şovenizme karşı mücadeleyi hedefleyen, iki toplumu birbirlerine yakınlaştırmayı amaçlayan her hareketle dayanışma içerisinde olacağız.

Siyasal güçlerin de oynayacakları önemli roller var. İç cephede egemen olan düşünce birliği atmosferi için memnuniyeti dile getirmek istiyorum. Kıbrıs sorununu kolektif olarak ele alan kurum olan Ulusal Konsey’in yakın bir zamanda yapılan oturumunda da bu atmosfer görüldü. İç cephede birliğin ilerlemesi için Cumhurbaşkanı olarak her çabada bulunacağım. Birlik, çözüm ve yeniden birleşme  mücadelemimizin başarısının ön koşuludur. Ulusal Konsey’in düzenli işleyişi, saygınlığının ve sonuç alıcılığının arttırılması taahhütlerini seçimler öncesinde üstlendim ve bu taahhütlerimi onurlandıracağım. Aynı zamanda Ulusal Konsey’de yer alanların tümünün, kurumu somut bir şekilde destekleme sorumluluğunun altını çiziyorum.

Sevgili yurttaşlar,

Kavazoğlu ve Mişaulis’in kabirlerini her yıl ziyaret ediyoruz ve onların yaşamlarını verdikleri mücadeleye devam etmek için, onların fedakârlıklarından güç, azim ve cesaret alıyoruz. Kıbrıs’ın kurtuluşunun,  halkımızın özgürlük ve kardeşlik içerisinde aydınlık bir geleceğe umutla bakabildiğinin sevinç dolu mesajını Kavazoğlu ve Mişaulis’e getireceğimiz o çok arzulanan gün için yaşıyoruz. O günün bir an önce gelmesi için her olanağı değerlendireceğiz, sıkı bir şekilde çalışacağız, yoğun bir şekilde mücadele edeceğiz. Çünkü giden nesillere, gelecek nesillere, kahraman yoldaşlarımız Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Mişaulis’e bu bizim borcumuzdur.

 

Kahramanlarımıza şan ve şeref!

 

 

 

 

                 

   ANA SAYFAYA DÖNÜŞ