|
11 Nisan 1965 Kıbrıs için lanetli bir gün. Biri Kıbrıslıtürk, diğeri
Kıbrıslırum, iki barış ve dostluk savaşçısının, Derviş Ali Kavazoğlu
ile Kostas Mişaulis’in görev başında terörist TMT’nin kurşunları ile
katledildikleri gün. 1974 trajedisinin ön mesajları olan toplumlar
arası çatışmaların o endişeli yıllarında AKEL Merkez Komitesi üyesi
Derviş Ali Kavazoğlu ulaştırabileceği her yere barış, dostluk ve iki
toplumun kardeşliği mesajını ulaştırma görevini üstlenmişti.
Şovenizme karşı, Kıbrıs’ı hedef alan yabancı komplolara karşı
Kıbrıslırumların ile Kıbrıslıtürklerin ortak mücadele mesajını
taşıma görevini üstlenmişti. İki toplumun birbirleriyle çatışmasını
isteyen o dönemdeki atmosfere karşı Kavazoğlu tehlikeler ve
tehditlerden korkmayan bambaşka bir sesti. O gerçek yurtseverliğin
sesiydi. Kavazoğlu halkımızın temiz vicdanıydı. Kavazoğlu
fanatizmin ve hoşgörüsüzlüğün karanlıklarını aydınlatan meşaleydi.
Taksim taşeronlarının susturulması gerektiğini düşündükleri ve
onları rahatsız eden bir sesti.
Ölüm onu görev yolunda buldu. O gün dostu, yoldaşı, ortak mücadele
arkadaşı AKEL ve PEO kadrosu Kostas Mişaulis kendisine refakat
ediyordu. Onlar aynı trajik kaderi paylaştılar. Beraber ölümsüzlüğe
kavuştular. Kavazoğlu susturulmuş olabilir, ancak o Kostas Mişaulis
ile birlikte mücadelenin sembolü oldu. Fanatizmin ve hoşgörüsüzlüğün
propagandalarına karşı onların uğruna yaşamlarını verdikleri
idealler daha güçlü bir şekilde ayakta kaldılar. Zamanla yeniden
yakınlaşma için mücadele güçlendikçe, ortak vatanımızın kurtuluşu
için mücadele yükseldikçe kahraman yoldaşlarımızın varlığını
aramızda daha da canlı hissediyoruz. Onlar bu soylu mücadelenin
öncüleri ve bayraktarlarıydı.
Kavazoğlu ile Mişaulis emekçilerin partisi ve halk hareketi
saflarında mücadeleye katıldılar ve çelikleştiler. Partimizi
onurlandırdılar ve partimizin idealleri ve değerleri için büyük bir
tutkuyla mücadele ettiler. Kavazoğlu ve Mişaulis tüm Kıbrıs halkına
mâl oldular. Bunun için de onların katledilmelerinin yıl
dönümlerinde, bu ülkeyi seven ve bu ülke için kaygılanan tüm
ideolojik, siyasi alanlardan Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler
onları anmak için toplanıyorlar.
Kıbrıslıtürk vatandaşlarımızın bu anma ve onurlandırma etkinliğine
katılımlarını sıcak bir şekilde selamlıyorum. Onların nezdinde
Kıbrıstürk toplumuna saygımı ifade ediyorum.
Halk Hareketi’nin ve diğer siyasi güçlerin temsilcilerini, katılan
herkesi selamlıyorum. Kavazoğlu ile Mişaulis’in uğruna yaşamlarını
verdikleri idealleri paylaşmamızdan sevinç duyuyorum.
Kavazoğlu ile Mişaulis’in yolunda ilerleyen ve yıllar boyu onların
ortak mücadele arkadaşı olan solun güzel insanlarını selamlıyorum.
Sevgili yurttaşlar,
Kavazoğlu ve Mişaulis’in anısı ve onuruna bu yıl gerçekleştirilen
etkinlikler diğer yıllardakinden farklı bir atmosferde
gerçekleştiriliyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden başlayarak ve
üstlendiğimiz girişimlerin sonucu olarak bugün Kıbrıs sorununun
çözümüne ilişkin bir hareketlilik yaşanmaktadır. Sayın Talat ile
buluşmamız, bu buluşmanın oluşturduğu birleştirici atmosfer ve
buluşmada üzerinde anlaşmaya varılanlar, Lidra Caddesi’nin açılması,
bu hafta içerisinde çalışmalarını başlatacak olan çalışma
gruplarının ve teknik komitelerin oluşturulması ve uluslar arası
faktörün de ilgisinin yeniden canlanması umut mesajları vermektedir.
İyi bir başlangıç oldu. Devamın da iyi olmasını diliyorum ve ümit
ediyorum. 21 Mart’ta üzerinde anlaştıklarımızdan da beklenildiği
gibi, önümüzdeki aylarda içinde iş üretmeleri için çalışma
gruplarını ve teknik komiteleri destekleyeceğiz.
Bugüne kadar çok kısa bir zaman süresi içerisinde başarılanları
takdir ediyoruz ve kaydediyoruz. Ancak kendi kendimizi
kandırmıyoruz. Güçlüklerin var olduğunu biliyoruz. İstila, yıllardır
süren işgal ve ülkemizin bölünmesinin yarattığı verilerin
değişiminin hiç de kolay olmadığının bilincindeyiz. Sadece
Kıbrıslıtürk yurttaşlarımızla sorunumuz yoktur.
Önümüzdeki süreçte güçlüklerle ve muhtemelen geriye dönüşlerle de
karşılaşacağız. Kıbrıs sorununun çözüm yolunu açmak için kararlılık
ve esneklikle, iyi niyet ve siyasi iradeyle bunlara karşı koymaya
hazırız. Siyasi irademizi kanıtladık ve uluslar arası faktör bunu
tanımakta ve takdir etmektedir. Kıbrıstürk liderliği tarafından da
sürekli bir olumlu karşılık almayı diliyoruz ve ümit ediyoruz.
Zorluklara rağmen Kıbrıs sorununun çözümünün mümkün olduğuna
derinden inanıyoruz. Yeter ki Kıbrıslırumlar, Kıbrıslıtürkler
hepimiz düşüncelerimizde ve hareketlerimizde tek kriter olarak
Kıbrıs ile halkımızın çıkarlarını öne koyalım. Yeter ki hepimiz
bölünmenin yıkım olduğunu, oysa ülkemizin refah ve ilerlemesinin
yeniden birleşmede olduğunu anlayalım.
Çözümün çerçevesi veridir. Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs’la ilgili
kararları, iki bölgeli iki toplumlu federasyonu öngören Doruk
Antlaşmaları, uluslararası hukuk ve Avrupa hukukudur. İki bölgeli,
iki toplumlu federasyon çözümü Kıbrıs’ın ve halkımızın barış içinde
geleceğini inşa edebileceğimiz ve etmemiz gereken tarihi bir
uzlaşmadır. İki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümünün önkoşulu
elbette ki siyasi eşitliktir. BM kararları
siyasi eşitliğin yorumunu net bir şekilde sunmaktadır ve bu yorumu
dayanak almaktan başka bir yol yoktur. Diğer yaklaşımlar
kabul edilemezdir ve üretken yaklaşımlar değildir, sürtüşmeye
götürür ve çözüme ulaşma hedefinden uzaklaştırır.
Birçok kez belirttiğimiz gibi çözüm, işgali ve yerleşiklerin göç
dalgasını son erdirmeli ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin
askersizleştirilmesini öngörmelidir. Çözüm, göçmenlerin geri dönüş
ve mülkiyet hakkı dâhil olmak üzere, tüm Kıbrıslıların insan
haklarını ve temel özgürlüklerini güvence altına almalıdır. Çözüm,
devleti, halkı, kurumları ve ekonomiyi yeniden birleştirmelidir.
Kıbrıs sorununun çözümünün temel ilkeleri bunlardır ve bu ilkelerde
ısrar edeceğiz, çünkü bu ilkeler sağlanmadan işlerliği olacak,
yaşayabilir ve mevcut koşullar altında adil bir çözüme
ulaşamayacağız.
Çözüm biz Kıbrıslılardan gelmeli, iki toplumun liderlikleri
tarafından üzerinde anlaşmaya varılmalı ve iki toplum tarafından
onaylanmalıdır. Başkaları tarafından bu veya şu biçimde dayatılan
çözümlerin kabul edilir olamayacakları ve arzulanan sonuca
götüremeyecekleri kanıtlanmıştır.
Çözümün biz Kıbrıslılardan gelmesi gerektiğini vurgulamamız
uluslararası faktörün özellikle de Birleşmiş Milletler’in rolünü
reddettiğimiz anlamına gelmemektedir. Kıbrıs sorunu her zaman
uluslararası bir sorundu, hele ki bugünkü küreselleşme döneminde.
Daha önce belirttiğim ilkeler temelinde çözüme ulaşmamız için
uluslar arası faktörün desteğine ihtiyacımız var. Türkiye üzerinde
nüfuz uygulama ile ilgili olarak uluslar arası faktöre özellikle
ihtiyacımız var. Pek çok sefer dediğimiz gibi, bir kez daha tekrar
ediyoruz: eğer Ankara Kıbrıs sorununa ilişkin politikasını
değiştirmezse, ne kadar iyi niyet gösterirsek gösterelim, çözüm
yolunun açılması mümkün değildir. Uluslararası faktörü, BM’yi,
Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi beş devleti, Kıbrıs’ın üyesi olduğu
ve Türkiye’nin de üyesi olmayı hedeflediği Avrupa Birliği’ni dikkat
ve nüfuzlarını Kıbrıs sorununda politika değiştirmesi için Ankara’ya
yöneltmeye çağırıyoruz.
Türkiye’ye değinirken, oradaki gelişmelerin bizi endişelendirdiğini
ifade etme ihityacını duyuyorum. Türkiye’deki iç çekişmenin hesabını
Kıbrıs’ın ödememesini diliyoruz ve ümit ediyoruz. Türkiye’deki
durumun istikrarlı, normal, olabildiğince demokratik olması her
şeyden önce kendi halkına ve Kıbrıs sorununun çözümü mücadelesinin
yararına da olacaktır.
Üstlendiğimiz çabada iki toplum içinde de halk faktörünün kendi
önemli rolünü oynayacağı görüşündeyiz. Kıbrıslırum, Kıbrıslıtürk,
halkın desteğini bekliyoruz ve bu desteğe sahip olduğumuzu
hissediyorum. Karşılıklı anlayışın geliştirilmesi çabasıyla
Kıbrıslıtürk yurttaşlarımızla ve örgütlü yapılarla iletişim
hatlarını açık tutacağız.
Kıbrıslırumların ve Kıbrıslıtürklerin yeniden yakınlaşması bugünkü
koşullarda özel bir önem kazanmaktadır. Yeniden yakınlaşma
çabalarını hükümet olarak destekleyeceğiz. İki toplumda da beyinleri
ve bilinçleri zehirlemeye devam eden milliyetçilik ve şovenizme
karşı mücadeleyi hedefleyen, iki toplumu birbirlerine
yakınlaştırmayı amaçlayan her hareketle dayanışma içerisinde
olacağız.
Siyasal güçlerin de oynayacakları önemli roller var. İç cephede
egemen olan düşünce birliği atmosferi için memnuniyeti dile getirmek
istiyorum. Kıbrıs sorununu kolektif olarak ele alan kurum olan
Ulusal Konsey’in yakın bir zamanda yapılan oturumunda da bu atmosfer
görüldü. İç cephede birliğin ilerlemesi için Cumhurbaşkanı olarak
her çabada bulunacağım. Birlik, çözüm ve yeniden birleşme
mücadelemimizin başarısının ön koşuludur. Ulusal Konsey’in düzenli
işleyişi, saygınlığının ve sonuç alıcılığının arttırılması
taahhütlerini seçimler öncesinde üstlendim ve bu taahhütlerimi
onurlandıracağım. Aynı zamanda Ulusal Konsey’de yer alanların
tümünün, kurumu somut bir şekilde destekleme sorumluluğunun altını
çiziyorum.
Sevgili yurttaşlar,
Kavazoğlu ve Mişaulis’in kabirlerini her yıl ziyaret ediyoruz ve
onların yaşamlarını verdikleri mücadeleye devam etmek için, onların
fedakârlıklarından güç, azim ve cesaret alıyoruz. Kıbrıs’ın
kurtuluşunun, halkımızın özgürlük ve kardeşlik içerisinde aydınlık
bir geleceğe umutla bakabildiğinin sevinç dolu mesajını Kavazoğlu ve
Mişaulis’e getireceğimiz o çok arzulanan gün için yaşıyoruz. O günün
bir an önce gelmesi için her olanağı değerlendireceğiz, sıkı bir
şekilde çalışacağız, yoğun bir şekilde mücadele edeceğiz. Çünkü
giden nesillere, gelecek nesillere, kahraman yoldaşlarımız Derviş
Ali Kavazoğlu ve Kostas Mişaulis’e bu bizim borcumuzdur.
Kahramanlarımıza şan ve şeref!
|