|
AKEL 20. KONGRE SİYASİ KARARI
AKEL’in 20. Kongresi 24-27 Kasım tarihleri arasında Lefkoşa’da
gerçekleştirildi. Kongre, uzun süre önce başlayan ve kongre sırasında da
devam eden kongre öncesi çalışmaların, parti içi ve kamuoyuna açık
yoldaşça diyaloğun, derin düşünce üretiminin bir ürünü oldu.
Kongre üretken, özgür ve demokratik tartışmalar sonrası, AKEL M.K. Genel
Sekreteri Dimitris Hristofyas’ın açış konuşmasını, Merkez Komitesi Kontrol
Komitesi’nin raporunu ve Parti M.K. Ekonomik Durum Raporu’nu onayladı.
Kongre yeni Merkez Komitesi ve Kontrol Komitesi yeni üyelerini seçti.
20. Kongre çalışmalarını tamamlarken, partinin önümüzdeki olağan
kongresine dek geçecek sürede izleyeceği politikanın parametrelerini
belirleyen aşağıdaki siyasi kararı da onayladı.
KKP-AKEL’İN 80. YILI
1. 20.
Kongre KKP-AKEL’in 80. yılı vesilesiyle gerçekleştirilen Olağanüstü
Kongre’nin bildirgesini bütünüyle benimsemektedir. KKP-AKEL’in kuruluşunun
80. yılı vesilesiyle, başta parti ve halk örgütleri veteranları olmak
üzere, üyelerine ve dostlarına, Kıbrıslı çalışanlara ve genel olarak
Kıbrıs halkına içten tebriklerini sunmaktadır. KKP-AKEL’in 80. yılı
partimiz, ülkemiz işçi hareketi ve Kıbrıs için önemli bir yıldönümüdür.
KKP-AKEL, halkımıza sunduğu hizmetler ve katkılarla, yaptığı
fedakarlıklar, verdiği kurbanlar ve mücadelelerle, emekçilerin haklarını
öne çıkaran ve savunan siyasal güç olarak, ilerlemenin gücü olarak;
Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk-Ermeni-Maronit-Latin, bütün Kıbrıslıların
beklentilerini, vizyonlarını ve çıkarlarını dile getiren parti olarak,
Kıbrıs ve Kıbrıs davası için mücadele eden parti olarak, Kıbrıs halkının
bilincinde layık olduğu değerli yeri kazanmıştır. Parti barış, demokrasi,
sosyal ilerleme ve sosyalizm için mücadele etmeye devam etmektedir.
2.
20. Kongre, KKK-AKEL’in 80. yıldönümü onuruna gerçekleştirilen ve 2006
yılı içinde doruğa çıkacak etkinliklerden duyduğu memnuniyeti ifade
etmektedir. Bütün parti örgütlerini, partimizin ve genel olarak sol
hareketin tarihini, katkılarını ve kazanımlarını ortaya koyma olanağını
veren bu etkinliklerin mümkün olan en büyük başarıyla gerçekleştirilmesi
için çalışmaya çağırmaktadır. Her zaman gündemde olan devrimci
ideolojimizi, partimizin bugünkü yenilenmiş ve çağdaş çehresini,
yurtsever, sorumlu, mücadeleci ve hakları talep eden niteliğini, gelecek
için vizyonlarını gösterelim.
3.
20. Kongre, AKEL’i daha da güçlendirerek, partinin 80. yıldönümüne, tüm
tarihine, Kıbrıs ve çalışanlar için yeni mücadelelerle sunduğu hizmete
layık bir şekilde onurlandıracağını beyan etmektedir. 20. Kongre, parti
üyelerini, partimizin kuruluşunun 80. yıldönümünü onurlandırarak; azim,
coşku ve fedakarlıkla siyasal, örgütsel ve diğer görevlerimize tam olarak
yanıt verecek şekilde çalışmaya çağırmaktadır.
4.
AKEL 20. Kongresi, 1955-62 döneminde haksız bir yere katledilen parti ve
daha genelde Halk Hareketi kadro ve üyelerinin Kıbrıs’ın özgürlüğünün
kahramanları olduğunu özel olarak vurgular. AKEL bu kişilerin
itibarlarının iade edilmesi mücadelesine devam etme yükümlülüğü alır.
UluslararasI Gelİşmeler ve UluslararasI İlerİCİ Hareket
-
Küçük ülkemizi de büyük derecede etkileyen dünyadaki genel durum göz
önüne alınmadan, Kıbrıs’taki gelişmeler tam olarak anlaşılamaz. 20.
Kongre, kapitalizmin emperyalist aşamasının saldırganlığının,
gericiliğinin ve yasadışılığının doruğunu teşkil eden, uluslararası
hukukun ihlal edilmesi ve uluslararası ilişkilerde güçlü olanın
dayatması ile ifade edilen, ülkelerin içerisinde de halka karşı neo-liberal
biçimiyle ifade edilen emperyalist “Yeni Dünya Düzeni”nin devam ettiği
ve güçlendiği tespitini yapmaktadır. Kongre, “Yeni Dünya Düzeni”ni, bu
“Düzen”in ifade ve temsil ettiklerini mahkum etmektedir.
-
Teröre karşı mücadele gerekçesiyle, bir yandan işgalci savaşlar
yaygınlaştırılmakta, diğer yandan ülkelerin içinde insan haklarını ve
siyasal özgürlükleri sınırlayan yasalar öne çıkarılarak dayatılmaktadır.
AKEL Kongresi, ulusal ve sınıfsal mücadelelerde silahlı mücadele biçimi
de dahil olmak üzere, her halkın çeşitli mücadele biçimlerini kullanma
hakkını tanımaktadır. Aynı zamanda da ulusal hakların talep edilmesinde,
ulusal kurtuluş ve toplumsal mücadelelerde terörün araç olarak
kullanılmasını mahkum etmektedir. Ayrıca çeşitli lider emperyalist
ülkenin uyguladığı devlet terörünü de mahkum etmekteyiz. Teröre karşı
koymak, BM çatısı altında ele alınması gereken kolektif bir meseledir.
Öncelikle teröre yol açan sebeplere, yani yoksulluğa, toplumsal
adaletsizliğe, ırkçılığa, dinsel fanatizme, ulusal baskıya ve
uluslararası hukukun ihlal edilmesinin her biçimine karşı konulması
gerekmektedir.
-
Kongre, uluslararası hukuka, devletlerin bağımsızlıklarına,
egemenliklerine ve toprak bütünlüklerine saygıya partinin desteğini
ifade etmektedir. Kültürel ve dinsel özelliklere saygıya desteğini ifade
etmektedir. BM’nin Amerikan hegemonyasından ya da genel olarak her hangi
bir hegemonya altında olmasından kurtulmasından yana tutumunu ortaya
koymaktadır. Kongre, uluslararası sorunlara karşı koymada BM’nin rolünün
güçlendirilmesinden yanadır.
-
Ekonomik küreselleşme süreci bugün gerçekleştirildiği biçimiyle büyük
sermayenin ve özellikle de gelişmiş ülkelerin çok uluslu şirketlerinin
çıkarlarına hizmet etmektedir. Kapitalist sistemin doğuşundan itibaren
sahip olduğu özellikleri olan adaletsizlik ve eşitsizlik,
küreselleşmeyle bugün daha da belirgin olmakta, milyonlarca insanın
yoksulluk ve sefalet yaşamasına neden olmaktadır.
-
Avrupa Birliği, Batı Avrupa büyük sermayesinin, giderek daha büyük
faaliyet alanını kapsamına almak için, iç olanaklarını genişletme
gereksiniminden ve ABD ve Japonya gibi kapitalist dünyanın diğer güçlü
kutupları karşısında Batı Avrupalıların siyasi ve ekonomik çıkarlarını
olabildiğince en fazla biçimde güçlendirme gereksiniminden yola çıkan,
kapitalist siyasi-ekonomik bütünleşmenin öne çıkarılan bir biçimi olmaya
devam etmektedir. Avrupa Birliği’nde neo-liberalizm egemendir. Avrupa
halklarının neo-liberalizme tepkisi AB Anayasası için yapılan
referandumlarda açık bir şekilde ifade edilmiştir.
-
Küreselleşme karşıtı hareket ve savaş karşıtı hareket, neo-liberalizm ve
“Yeni Dünya Düzeni” karşısında şüpheleri dile getirip umut veren
perspektifler sunmaktadırlar. Ancak henüz gelişmelerinin ilk adımlarında
bulunmaktadırlar. Sol ve ilerici toplumsal güçlerin görevi dünya
çapında, Avrupa düzeyinde, ulusal düzeyde sosyal forumlarla
işbirliklerini daha da geliştirmek için, doğru sınıfsal yönelimi
almaları için, halkların ve yurttaşların onayı olmaksızın birleşik bir
dünya ekonomik modelinin dayatılmasına karşı direnişte önemli rol
oynamaları için çaba göstermektir.
-
Bütün dünyada Sol “Yeni Dünya Düzeni”nin ve küreselleşmenin
tahrikleriyle karşı karşıya bulunmaktadır. Sadece Sol güçler, alternatif
bir süre üzerinde çalışarak, bu alternatif süreci dünya ve halklara
sunabilirler. Halka ve emekçilere karşı bugün egemen olan soygun düzeni
insanlığın kaderi olamaz. Demokrasi, sosyal adalet ve insanı esas alan
sosyalizm ilkelerinin uygulanmasına götürecek olan değişimi çalışanlar
mücadeleleriyle sağlayacaklardır. Sol ve ilerici partilerin Avrupa ve
dünya çapında koordinasyon ve işbirliklerini güçlendirmek gerekmektedir
ve böylece Halk hareketi değişim mücadelesinde tekrar harekete geçirici
güç olabilecektir. AKEL, gücü oranında, bu yönde çalışmaya ve
insiyatifler üslenmeye devam edecektir.
-
Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne girmesinden sonra, AKEL Avrupa
Parlamentosu’nun Birleşik Sol-Kuzey Yeşil Sol Gurubu’nda tam üye olarak
yer almaktadır. Ayrıca Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Birleşik Sol
Gurubu’nda da yer almaya devam etmektedir. AKEL bu gruplar içerisindeki
faaliyeti ile daha demokratik ve toplumsal olarak daha adil bir
Avrupa’nın yaratılması için katkılarını sunmayı ve Kıbrıs sorunun adil
çözümü için tezlerimizi öne çıkarmayı hedeflemektedir.
-
Avrupa Sol Partisi’nin yaratılması konusunda da, AB ülkelerindeki Sol
partiler arasında daha iyi koordinasyon ve birlik gereksinimine yanıt
verebilecek bu partinin oluşturulması çabalarını AKEL daha
başlangıcından itibaren destekledi ve bu çabalarda yer aldı. Bu konuda,
Avrupa Sol Partisi’nin oluşturulması çabaları sürecinde gerçekten
koşullar oluşmadan bazı aceleci hareketlerin olduğu değerlendirilmesini
yapmaktayız. AKEL, Avrupa’da solun birliğinin sağlanmasının gerçek bir
gereksinim olduğu görüşündedir ve bu yönde her faaliyetin istikrarlı ve
emin adımlarla gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
KIBRIS Sorunu
-
Kongre, Kıbrıs sorununun istila, işgal, yabancı müdahaleler ve Kıbrıs
halkının tümünün insan haklarının çiğnenmesi sorunu olduğuna dair
partinin kesin tezini teyit etmektedir. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin
bağımsızlık ve toprak bütünlüğünün ihlal edilmesi konusudur. Silahların
şiddeti ile dayatılan “etnik temizlik” konusudur. Kıbrıs sorunu aynı
zamanda iki toplum arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi sorunudur.
-
1974’ten sonra Kıbrıs sorunun çözümü için ortaya konulan bütün çabalar
Türkiye’nin uzlaşmaz tutumuyla, iki ayrı devlet varlığı çözümünde ısrar
etmesiyle ve Kıbrıs üzerinde egemenlik hakları talep etmesiyle karşı
karşıya kaldılar. Bu yıllarda Kıbrısrum tarafınca yapılmış olan hatalar,
Kıbrıs sorunun çözümsüzlüğünün sürmesinde hiç bir biçimde Türkiye’yi ve
şoven Kıbrıstürk liderliğini suçsuz kılmamaktadır.
-
Türk tezleri her zaman Ankara’nın NATO’daki müttefikleri içerisinde
yankı bulmuştur ve gerek Kıbrıs sorunun ortaya çıkmasında, gerekse
sorunun sürmesinde bu müttefiklerin sorumlulukları büyüktür. 1990
yılından sonra Kıbrıs sorununda durum daha da zor hale gelmiştir. Bir
yandan Kıbrıs, Sovyetler Birliği, sosyalist ülkeler topluluğu ve
Bağlantısızlar Hareketi gibi geleneksel dostlarından ve
destekleyicilerinden mahrum kalmıştır. Diğer yandan da “Yeni Dünya
Düzeni” diye adlandırılan koşulların çerçevesinde Birleşmiş Milletler’in
Kıbrıs’la ilgili kararlarının öz ve biçiminden aşamalı bir şekilde sapma
kaydedilmiştir. Annan planı da bunun ürünüdür. Bu sapma konusunda ve
Kıbrıs sorunu ile ilgili yaratılan durum hakkında, DİSİ hükümetinin de
-hataları, eksiklikleri, çelişkileri, attığı geri adımlar ve üstlendiği
taahhütlerle- sorumluluğu yok değildir.
-
Annan Planı temelinde Kıbrıs sorunun çözümü girişimi, çözüm için ortaya
konulan en derli toplu çözüm girişimi oldu. Annan Planı bugüne kadar
ortaya konulmuş olan en anlamlı ve detaylı plandır. Ancak Plan’ı
yapanların iddia ettikleri gibi, adil ya da dengeli değildir. AKEL,
Annan Planı’nın olumlu ama olumsuz da unsurlar içerdiği
değerlendirmesini yaparak, neredeyse bütün siyasal güçlerin kabul ettiği
biçimde, bu planı müzakereler için zemin olarak kabul etti. Planın iki
toplum tarafından da kabul edilmesine izin verecek ve Kıbrıs sorununa
kalıcı ve işlerliği olacak bir çözümü sağlayacak şekilde gerekli
değişikliklerin yapılması için bütün gücüyle mücadele etti. Sıkışık
takvimler ve BM Genel Sekreteri’nin hakemliğini öngören işlem, iki
tarafın plan üzerinde özlü müzakere yapmasına ve üzerinde anlaşmaya
varılacak bir çözüme ulaşılmasına izin vermedi. BM Genel Sekreteri’nin
hakemliği adaletsizdi ve dengesiz bir şekilde Türk tezlerinden yana
oldu. AKEL Cumhurbaşkanı’nın Annan Planı ile ilgili konuşmasında dile
getirdiği bazı değerlendirmeleri, özellikle de “de facto taksimi ortadan
kaldırmayacağı, aksine bunu meşrulaştırıp derinleştireceği”
değerlendirmesini paylaşmadı. Böylesi bir değerlendirme olsaydı, o zaman
Plan’ın müzakere zemini olarak dahi kabul edilmemesi gerekirdi.
-
Partimizin 14 Nisan 2004 tarihinde gerçekleştirilen Konferansı,
Kıbrısrum toplumu içerisinde endişelere neden olan hususlar üzerinde
müzakere yapılması ve planın boşluklarının giderilmesi için zaman
verilmesi için referandumların ertelenmesini istedi. AKEL’in önerisi ne
yazık ki Türk tarafınca kabul edilmedi. Bu nedenle de AKEL halkı,
referanduma sunulduğu şekliyle Annan Planı aleyhine oy kullanmaya
çağırmak zorunda kaldı. AKEL, referandumun sonucunu tamamen saygıyla
karşıladı. Referandumdan sonra, partimizin politikası ve faaliyetleri
açısından göz önüne alınması gereken farklı koşullar ortaya çıktı. 20.
Kongre, partimizin aldığı tutumun Kıbrıs’ı çok zor bir durumdan
çıkardığı, müzakere sürecinin yeniden başlaması ve Kıbrıs sorununun
mümkün olan en kısa süre içerisinde çözümü perspektifini açık bıraktığı
değerlendirmesini yaparak; referandum öncesinde, referandum sırasında ve
sonrasında Merkez Komitesi’nin aldığı kararları ve tutumları
onaylamaktadır.
-
Referandumlardan sonraki sürede, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karşı
saldırıların savuşturulması ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yasallığının
savunulması için, Cumhurbaşkanı ve diğer güçlerle işbirliği içerisinde
partimiz sıkı bir biçimde çalıştı. İşgalci oluşumun konumunun
yükseltilmesi teşebbüslerinin savuşturulması ve Kıbrısrum tarafının
tezlerinin anlaşılması için çalışmaktadır. Bunun yanı sıra, partimiz,
Kıbrısrum tarafının üzerinde değişiklikler yapılmasını arzu ettiği Annan
Planı’nın bölümlerinin kodlanması ve bu kodlamanın Ulusal Konsey’de en
geniş kabulü görmesi için yaratıcı bir şekilde çalıştı. Arzu edilen
değişikliklerin kodlanması ve bunların BM Genel Sekreteri’ne
bildirilmesi olumsuz havanın değişmesine katkıda bulundu. Bu aşamada
Kıbrısrum tarafının tezlerinin hiyerarşik bir sıralamaya konulması
yönünde Amerikalılar ve başkaları tarafından öne sürülen talep kabul
edilemez. Kıbrısrum tarafının tezlerinin olası bir hiyerarşik sıralamaya
konulması, yeni müzakerenin toplu gelişimi göz önüne alınarak,
müzakereler çerçevesinde yapılabilir.
-
AKEL, iç cephede ortaya çıkan iki uç akıma karşı konulması için çok
doğru bir şekilde çalıştı. Bu akımlardan biri, Plan’ın reddedilmesinin
yol açacağı olası etkiler hakkında felaket tellallığı yaparak, Kıbrıs
sorununda var olan durumun sürmesinin yaratacağı tehlikeleri de gerekçe
olarak gösterip, halkın yargısını göz ardı edip, özünde Plan’ın
referanduma sunulduğu şekliyle tekrar gündeme getirilmesinden yana bir
tutum ortaya koymaktadır. Diğer akım ise, referandumdaki % 76’lık oranı
gerekçe göstererek, net olmayan sözde bir “Avrupa çözümü” adına Plan’ın
ve iki toplumlu, iki bölgeli federasyon çözümünün reddedilmesini talep
etmektedir. Kongre, bu iki akımın da yıkıcı oldukları değerlendirmesini
yapmakta ve yeni Merkez Komitesi’ni bu akımların gizledikleri
tehlikelere işaret etmeye ve bu akımlara karşı koymayı sürdürmeye
çağırmaktadır.
-
Başlıca Amerikalılar ve İngilizler tarafından ortaya konulmaya devam
eden tepkilere rağmen,
a)
Annan Planı’nın olduğu haliyle yeniden getirilmesinde ısrar etmenin
hiç bir yere götürmediği,
b)
Kıbrısrum toplumunu da tatmin edecek değişikliklerin yapılması
gerektiği,
c)
Yeni insiyatifin iyi hazırlanması gerektiği,
d)
Boğucu takvimlerin ve hakemliklerin olmaması gerektiği
genel olarak kabul edilmektedir. Kıbrıs sorununda bundan sonraki adımların
neler olacağı ve ne zaman ortaya konulacağına karar vermesi BM Genel
Sekreteri’ne kalmıştır.
-
AKEL 20. Kongresi, Kıbrıs sorununun içinde bulunduğu aşamada,
partimizin, Cumhurbaşkanı ve Ulusal Konsey ile işbirliği içinde
müzakerelerin Birleşmiş Milletler çerçevesinde yeniden başlamasının
koşullarını yaratmak için çalışmaya devam edeceğini vurgular. Doğru
önkoşulların yaratılmasının çok büyük önem taşımaktadır çünkü yeni bir
başarısızlığın Kıbrıs sorununda güçlü yara açacak olması bir veridir.
Boğucu takvimler olmaksızın, ama aynı zamanda Kıbrıs sorunun çözümünü
zamanın derinliklerine götüren sonu gelmez görüşmeler de olmaksızın,
özlü müzakerelerin en kısa süre içerisinde yeniden başlamasını
arzulamaktayız. İşgalin “oldu-bitti”lerini zamanın kalıcı kıldığının
bilincindeyiz. Hem çözümün kısa süre içerisinde sağlanması, hem de
çözümün içeriği bizi ilgilendirmektedir. Hakemliklerden uzak bir
şekilde, üzerinde anlaşmaya varılacak çözüme götürecek müzakerelerin
yeniden başlamasını hedefliyoruz. BM Genel Sekreteri’nin planında,
Kıbrıslırumların da planı kabul etmesine izin verecek, koşulların
elverdiği oranda adil, kalıcı ve işlerliği olan bir çözüme götürecek
özlü değişikliklerin yapılması gerektiği konusunda ikna etmek için
çalışıyoruz. Arzu ettiğimiz değişiklikler, parametreleri üzerinde
çözümün aranacağı planın ne felsefesini değiştiriyor, ne de Kıbrıstürk
toplumunun haklarını ortadan kaldırıyorlar. Biz, yabancılara değil,
Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk, tüm Kıbrıslılara hizmet edecek bir çözümü
hedefliyoruz.
-
Çözümün anahtarı Ankara’da olmaya devam etmektedir. Hem Türk hükümeti,
hem de Kıbrıstürk liderliğinin en azından bu aşamada önceliklerinin,
referandumda takındıkları tavırdan kazanç sağlama ve işgal altındaki
bölgedeki rejiminin konumunu uluslararası düzeyde yükseltme olduğu
görünümünü vermektedir. Türkiye, Annan Planı’nın oluşturulması ve daha
sonra geçen yılki hakemliğin aracılığıyla Kıbrıs ve Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk,
bütün Kıbrıs halkı aleyhine avantajlarını korumayı, ve hatta avantajlar
elde etmeyi başardı. Bu hususlarda ısrar, soruna doğru ve karşılıklı
olarak kabul edilebilir bir çözüm bulunmasına götüremez. Türkiye’nin
Kıbrıs sorununa ilişkin felsefesini değiştirmesi Türkiye’nin de
çıkarınadır.
-
Türkiye’nin felsefesini değiştirmekle yükümlü olması ve müteakiben
Kıbrıs sorunun çözüm yolunun açılması için, uluslararası faktör ve
özellikle Amerikan-İngiliz unsuru Ankara’nın yatıştırılması politikasına
son vermelidir. İşgalci rejimin konumunun yükseltilmesi yönünde
Ankara’nın ve Kıbrıstürk liderliğinin beklentilerini ve bölücü akımları
beslemeyi durdurmaları ve Kıbrıs sorunun çözümü için işbirliği içinde
çalışmaları yükümlülüğünü onlara sürekli olarak göstermeleri
gerekmektedir.
-
Kıbrıs sorunu uluslararası bir sorun olarak BM çerçevesi içerisinde
kalmalıdır. AKEL, Kıbrıs sorununa çözüm aranacak yerin, Kıbrıs’ın
davasına mümkün en geniş desteği arayabileceği ve bulabileceği Birleşmiş
Milletler Organizasyonu olduğu tezinde ısrar etmektedir. Aynı zamanda,
Kıbrıs’ın tam üyesi olduğu ve Türkiye’nin içinde yer almayı istediği
Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorunun çözüm çabalarında önemli rol
oynayabileceğini ve oynaması gerektiğini AKEL vurgulamaktadır. Konuya
doğru yaklaşım zemini budur. Birleşmiş Milletler’in yerine Avrupa
Birliği’nin geçmesini hedefleyen olası tartışmalar ve tutumlar, sadece
zarara yol açabilir.
-
1 Mayıs 2004 tarihinden itibaren Kıbrıs Cumhuriyeti bütün topraklarıyla
Avrupa Birliği’nin eşit üye devletidir. Diğer yandan Türkiye de, AB’ye
girmek için resmi tam üyelik müzakerelerine 3 Ekim tarihinden itibaren
başlamıştır. Kıbrıs’ın AB’ye girmesi, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne
girme arzusu ile bağlantılı olarak olumlu bir konjonktür yaratmaktadır.
Kıbrıs sorunun çözümü için bu konjonktürü değerlendirmeye devam
etmeliyiz. Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımadığı ve Kıbrıs
Cumhuriyeti’ni de kapsayacak şekilde Ankara Protokolü’nü uygulama
yükümlülüğünün olmadığı yönündeki beyanına yanıt veren AB açıklaması ile
Türkiye’nin müzakere çerçevesi, somut koşullar içersinde AKEL tarafından
Kıbrıs için tatmin edici olarak değerlendirilmektedir. Bu tatmin edici
sonuca ulaşabilmek için Kıbrıs çetin mücadeleler verdi ve bu gelişme
sürecinde partimizin katkısı önemliydi. Türkiye, AB ve dolayısıyla
Kıbrıs Cumhuriyeti karşısında belirli yükümlülükleri üstlendi. Bu
yükümlülükler doğru değerlendirildiği takdirde, Ankara’yı Kıbrıs sorunun
çözümü için teşvik edecek işleyişe sahip olacaklardır.
-
AKEL Kıbrıs sorununa, iki bölgeli, iki toplumlu federasyonu öngören BM
kararları ile 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmaları temelinde barışçıl bir
çözüm bulunması için bütün gücüyle mücadele etmeye devam edecektir. İki
bölgeli, iki toplumlu federasyon Kıbrıslırumların, Kıbrıslıtürklerin
buluştuğu noktadır ve uluslararası destek de görmektedir. Bunun olası
terki daha iyi çözüme değil, yeni maceralara götürür.
·
Çözüm, uluslararası hukukla, insan haklarına ilişkin uluslararası
anlaşmalarla ve Topluluk müktesebatıyla uyumlu olmalıdır.
·
İki bölgeli, iki toplumu Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir tek
egemenliği, uluslararası kimliği ve vatandaşlığı olmalıdır.
·
Çözüm Türk işgal ordularının ve yerleşiklerin adadan ayrılmasını öngörmelidir. Hiç bir yabancı ülkeye tek yanlı müdahale hakkı
vermeksizin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin askersizleşmesini öngörmelidir.
Kıbrıs’ın askersizleştirilmesi son hedef olarak varlığını koruyor.
·
Çözüm, herhangi bir yabancı ülkeye tek yanlı müdahale hakkı vermeksizin,
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına, birliğine, toprak bütünlüğüne ve
egemenliğine saygı göstermelidir.
·
Göçmenlerin evlerine ve mal varlıklarına dönüş hakkı da dahil olmak üzere,
bütün Kıbrıslıların insan haklarını ve temel özgürlüklerini sağlamalı ve
güvence altına almalıdır. Kıbrıs sorununun çözümü tartışmaları
çerçevesinde siyasi avantaj elde etmeyi hedefleyen yeni bir oldu-bitti
olarak Kıbrısrum malları üzerine yasadışı inşa çalışmalarını mahkum
ediyoruz.
·
AKEL, Birleşmiş Milletler kararlarında belirtildiği gibi federasyon
çerçevesinde iki toplumun siyasal eşitliğini tutarlı bir şekilde
desteklemektedir.
Yenİden YakInlaşma ve KIBRIStürk Toplumu
-
İşbirliği, barış içinde bir arada yaşama, tüm çocuklarına mutlu bir
yaşam sağlayacak olan ortak vatan için mücadele, AKEL için hiç bir zaman
partisel çıkar ya da dışa gösteri amacıyla bağlantılı olarak değişen
siyasi bir trend olmadı. Bu politika, AKEL için 80 yıllık yaşam ve
faaliyetinde yol gösterici pusulası olan ve olmaya devam eden
Marksizm-Leninizm ve bilimsel sosyalizm ideolojisinden kaynaklanıyor.
AKEL’in Kıbrıstürk toplumu ile ilişkileri yoldaşlarımız Kavazoğlu ile
Mişaulis’in yaşamlarını feda etmeleri ile doruk noktasına ulaşan
özverileri ile gerçekleştirilen ortak sınıf ve siyasi mücadelelerde inşa
edildi. Bu nedenden dolayı yeniden yakınlaşma, Kıbrıs sorunun çözümü ve
Kıbrıslırumlar ile Kıbrıslıtürkler’in ortak vatanı inşaalarında
partimizin politikasında önemli bir yere sahiptir. Partimiz, yeniden
yakınlaşmayı halkımızın işgale karşı mücadelesinin ayrılmaz bir parçası
olarak görür ve bunun sonucu olarak yeniden yakınlaşmaya siyasi ve
sosyal bir içerik verir. Yeniden yakınlaşmayı, bazı çalışmalarla
önyargılara karşı mücadele ve bir toplumun diğer topluma karşı
psikolojisini değiştirme olarak gören ve onu işgale karşı mücadeleden
ayrılmasını öngören yeniden yakınlaşma anlayışlarını ret ediyoruz.
Yeniden yakınlaşmayı yabancı merkezlerin güdümüne sokma yönünde her tür
uğraşı reddediyoruz. Yeniden yakınlaşma Kıbrıslıların, Kıbnrıslırumların
ve Kıbrıslıtürklerin ve onları ifade eden örgütlerin davasıdır. Kongre,
partinin yeniden yakınlaşma politikasını terk ettiği yönündeki iddialara
kararlı bir şekilde karşı çıkar.
-
İster milliyetçi-şoven sloganlarla, ister federasyon çözümünün reddi
yoluyla, ister Kıbrıstürk toplumunun bazı ilerici güçlerinin yasa dışı
devletin yapılarına düşkünlüğü ve hatta savunması yoluyla, ister
memleketimiz için bir felaket olan “etnik temizliği” kabul etme yoluyla
ifade edilen milliyetçiliğin ve şovenizmin karşısında, yeniden
yakınlaşma karşı hareket olarak sürdürülmelidir. AKEL ve Halk Hareketi
verdikleri mücadele ile yeniden yakınlaşma politikasını öne sürdüler ve
bu politikanın kabul edilip yerleşmesine büyük katkı sağladılar. AKEL ve
Halk Hareketi yeniden yakınlaşmanın öncüsü olamaya devam edecektir.
-
AKEL, Türkiye’nin işgal bölgesindeki belirleyici rolünü göz ardı
etmeksizin Kıbrıs sorununun çözümünde Kıbrıstürk toplumuna ve onun
rolüne büyük önem veriyor. Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler,
vatanımızın yeniden birleşmesi mücadelesinde nesnel olarak
müttefiktirler.
-
20. Kongre, taksimin ve şovenizmin en başta gelen sözcüsü olan
Denktaş’ın Kıbrıslıtürklerin liderliği konumundan uzaklaştırılmasını
selamlar. Bu değişim, en azından bugüne dek Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk,
Kıbrıs halkının beklentilerini haklı çıkarmadı. Cumhuriyetçi Türk
Partisi liderliğinin zaman içerisinde geçmişte üzerinde birlikte
çalıştığımız Kıbrıs sorununda ortak tezlerden uzaklaştığı görülüyor.
Bugünkü Kıbrıstürk liderliği, işgalin oluşumları ile aşırı bir şekilde
çakışıyor ve onları aşırı bir şevkle savunuyor. Yasadışı devletin
uluslararası alanda statüsünün yükseltilmesi uğraşısı, Kıbrıstürk
toplumunun ekonomik kalkınması için yapılan faaliyetlerle Kıbrıs
Cumhuriyeti’ne karşı siyasi kazançlar elde edilmesi girişimleri,
pratikte daha da artan bir hızla yeni oldu bittiler yaratılmaya devam
edilmesi –özellikle de mülkiyet konusunda- ve Cumhurbaşkanı
Papadopulos’a, AKEL liderliğine ve genelde siyasi liderliğe yönelik sık
sık yapılan yakışıksız saldırılar Kıbrıs sorununu çözüm uğraşılarını
kolaylaştırmaz.
-
Uluslararası ve AB hukuku temelinde olması ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin göz
ardı edilmemesi kaydıyla, AKEL başından itibaren Kıbrıslıtürklerin
ekonomik durumlarının, yaşam düzeylerinin geliştirilmesinden yana tavır
aldı. Bu çerçeve
çerçevede AKEL, Kıbrıslıtürklerin
desteklenmesi ve iki toplum arasında -ekonomik ilişkiler de dahil olmak
üzere- ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Cumhuriyet hükümeti
tarafından alınan önlemleri selamlamaktadır. AKEL, daha başka
önlemler için de zemin olduğu düşüncesiyle, bu önlemlerin daha iyi
uygulanması için çalışmaya devam edecektir. AKEL, sendikal hareketle
işbirliği içinde özgür bölgede çalışan Kıbrıslıtürklerin Kıbrıslırum
meslektaşları ile aynı koşullarda istihdam edilmesi ve sömürüye kurban
edilmemeleri için mücadeleye devam edecektir.
-
Ankara ile tamamen aynı yönde bir hatta gelen Kıbrıstürk liderliğinin,
en azından bu aşamada, Kıbrıs sorunun çözümünü değil, Kıbrıslıtürklerin
sözde tecridinin kaldırılmasını ve bunun aracılığıyla sözde devletin
uluslararası düzeyde konumunun yükseltilmesini birincil öncelik olarak
ortaya koyduğu görünümünü vermektedir. Görüşmelerin yeniden başlamasının
önkoşullarının yaratılması için Kıbrıstürk liderliği Kıbrıs sorunun
çözüm önceliğini sözde değil pratikte göstermelidir. Aynı zamanda
Kıbrıstürk liderliği tarafından Kıbrısrum toplumunun endişeleri ve
tartışmaya sunduğu konular hakkında anlayış gösterilmelidir.
-
Kongre, AKEL’in CTP dahil Kıbrıslıtürk siyasi partilerle
gerçekleştirdiği diyaloğu, karşılıklı olarak tezlerin ve endişelerin
anlaşılması uğraşısı içinde, müzakerelerin yeniden başlaması için daha
iyi koşulların yaratılmasında önemli bir katkı olarak görmektedir.
-
Kongre, Kıbrıslırum, Kıbrıslıtürk sıradan insanlar arasındaki temasları
ve örgütlü grup ve toplulukların ortak etkinliklerinin, ortak unsurların
ve iki toplumun özelliklerinin anlaşılmasına katkı sağladığı
değerlendirmesi yapar. Bu temaslar aynı zamanda aralarındaki var olan ön
yargıların terk edilmesine de katkı sağlar.
PARTİ VE BİRLİĞİ
-
Partinin mücadelelerinin, başarılarının ve gücünün sonucu Kıbrıs’ta
çalışanların kazanımları, demokrasinin işleyişi ve yaşamın pek çok
alanıyla ilgili olarak var olan durum örnek alınacak değerdedir. 19.
Kongre’den sonra geçen süre içerisinde partinin gönüllü ve profesyonel
mekanizması pek çok siyasal ve örgütsel görevi başarı ile yerine
getirmeye çağrıldı. Gözlemlenen tüm zorluklara ve sorunlara rağmen;
parti mekanizmasının üzerine düşen görevleri başarılı bir biçimde yerine
getirdiğini 20. Kongre saptamaktadır. Özellikle çeşitli seçimlerde
yapılan çalışmaların, 2001 Milletvekilliği Seçimleri’nde ve 2003
Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde zaferle sonuçlandığı kaydedildi. Ayrıca
yıllık örgütsel planın hedefleri, parti ve halk hareketinin üyelerinin
ve sempatizanlarının etkinliği ile ana ve yardımcı büroların
faaliyetlerinde olumlu adımlar kaydedildi.
-
Ancak parti mekanizmasının işleyişinde bazı ciddi zaaflar ve eksiklikler
de yaşandı. Rehavet, kariyer düşkünlüğü, gönüllü çalışmalara
katkılardaki azalma şeklindeki olgular partinin saflarında görülmeye
devam etmektedir ve bu olumsuz olgular faaliyetimizi nicel ve nitel
olarak yükseltme çabasının önünde engelleyici unsurlardır. Kapitalist
toplumun türettiği ve beslediği bu tür olgularla AKEL uzlaşmaz. Bunlara
karşı koyma için çabalar ortaya konulduysa da önemli başarıların
kaydedildiği söylenemez.
-
Çoğu zaman zor, çetin ve stresli olan örgütsel çalışmanın siyasi ve
ideolojik öneminin kavranılması için daha fazla çaba ortaya
konulmalıdır. Gönüllü ve profesyonel mekanizmanın güçlendirilmesi için
gecikmeden harekete geçmeliyiz. Yeni üyeler, onların doğru uyumunun
sağlanması, bütün alanlardaki kadro ve üyelerin siyasal ve ideolojik
düzeylerinin güçlendirilmesi gibi, partinin diğer faaliyetleri ile aynı
zamanda bu önemli konuda ilerleme gerçekleştirilmelidir.
-
Partinin, çalışanlarla ve genel olarak halkla bağlantı halkası, önemli
kararların alınması sürecinde özlü bir araç , partinin kararlarını
yaşama geçirme aracı olan Parti Taban Örgütü’ne, sadece yönlendirici
organlar tarafından değil, ister parti mekanizması içerisinde, ister
kamu makamlarında görev yapan bütün düzeylerdeki parti kadroları
tarafından daha fazla dikkat gösterilmesi gerekmektedir.
-
Olumsuz olgularla mücadele çabası, bu olguların yol açtıkları sorunların
çözümü gereksinimi partinin işleyiş ve verimliliğinin aşamalı ve çok
yönlü bir biçimde nitel olarak iyileştirilmesiyle bağlantılıdır. 20.
Kongre bu tespitleri yaparak, 20. Kongre ile 21. Kongre arasındaki
sürede, partinin örgütsel durumunun ve olası tüzüksel değişikliklerin
ele alınacağı Olağanüstü Kongre’nin gerçekleştirilmesine karar
vermektedir. Bu nedenle de, partimizin 21. Kongresi öncesinde olumlu ve
önemli bir rol oynayabilecek olan Tüm Kıbrıs Örgüt Konferansı’nın iki
kongre arasında gerçekleştirilmesi yararlı olacaktır.
-
AKEL’in 1990 yılındaki 17. Kongresi’nden itibaren partinin faaliyeti
ülkenin neredeyse bütün siyasal, sosyal ve kültürel alanlarına yayıldı.
Bütün bu alanları kapsayan kitlesel örgütlenmelerdeki çalışmalarımız
daha da arttı ve yoğunlaştı. Kongre, çeşitli kitlesel örgütlenmelerdeki
faaliyetlerimizin olumlu sonuçlarını takdirle kaydetti. Partimizin
mesleki-sendikal alanlardaki örgütlenmeleri kayda değer başarılar elde
etmektedirler. Ancak aynı zamanda, Kıbrıs toplumunun AKEL’den beklediği
derecede katkıda bulunmamıza izin vermeyen bazı eksikliklerin ve
zaafların olduğunu da Kongre tespit etmektedir. Faaliyetimizi geliştirme
olanağı ve ayrıca daha pek çok yeni alanlarda örgütlenme gereksinimi de
vardır. Merkez Komitesi yardımcı büroalrının daha örgütlü ve daha
sistemli çalışma için düzeylerinin yükseltilemsi de bir gerekiliktir.
Partinin kurumsal organlardaki temsilcilerinin olumlu katkılarının
gözlemlenmesinin yanı sıra daha iyi anlaşma ve koordinasyon sağlama
gereksinimi kendini hissettirmektedir.
-
Partinin birliği en büyük kazanımız ve sahip olduğumuz en güçlü
silahtır. 19. Kongreden bugüne kadar geçen beş yılda partinin kolektif
kararlarının ihlal edilmeleri olguları maalesef yoğunlaşmıştır. Bu tür
olgularla seçimlerde ve özellikle de 2004 Nisan referandumunda
karşılaştık. Kolektif kararların ihlal edilmesi ideolojik eğitim
alanında bir boşluğu göstermektedir ve bunun aşılması gerekir. Önemli
konularda kararlar almaya çağrıldığımız zor anlarda, partinin birliğinin
daha da gerekli olduğu sıralarda, üzerine düşenleri yerine getirmekte
herkes başarılı olamadı. Kimileri şahsi bilinçlerini, partinin kolektif
bilincinin üzerine koydu ve bu şekilde partinin politikasının ve
mücadelesinin birlik ve sonuç vericiliğinde sorun doğmasına yol açtılar.
-
Kongre çalışma, mücadele ve davranışlarımız alanlarındaki olumsuz
olgulara karşı olduğu gibi, bu olumsuz olguya karşı mücadele etmeye
partiyi çağırmaktadır. Sadece bu şekilde partinin kararlarının öne
çıkarılması, güçlüklere karşı koyup birlik içerisinde ilerlemesi sürekli
kılınacaktır. Hepimizin partimizin örgütsel ilkelerine, komünist ahlakın
faziletlerine sadakat göstermesi gereklidir.
-
Partimizin organları olumsuz olgular karşısında tolerans
göstermemelidirler. Yoldaşça ikna ederek ve bunun yanı sıra gerektiğinde
gerekli önlemleri alarak, tüzüğümüzde de belirtildiği ve kolektif
organlarımızın yorumladığı gibi partinin birliği, politikası ve ilkeleri
korunmalıdır.
-
Parti kadro ve üyelerinin ideolojik eğitimi temel görevlerimizden biri
olmaya devam etmektedir. Burjuva ideolojisi, emperyalist “Yeni Dünya
Düzeni” ve çok uluslu şirketlerin küreselleşmesi ideolojiden
uzaklaşmayı, sağ ve sol arasında sınırların kaybolduğuna dair
düşünceleri, apolitikleşmeyi, kozmopolitizmi, örgütlü mücadelenin
değerini kavramayan anlayışları öne çıkarmaktadırlar. Bu durum olumsuz
olgulara yol açarak, partisel yaşantımızı da etkilemektedir. Bu tür
olumsuz olgulara karşı başarı ile mücadele için temel bir unsur
ideolojik çalışmaları yoğunlaştırmaktır.
-
Marksist-Leninist dünya görüşünün temel ilkeleri, sosyalizm anlayışımız,
enternasyonalizm, dünya ilerici hareketi içerisindeki çağdaş düşünceler,
milliyetçiliğe ve şovenizme karşı mücadele, partimizin işleyişini
düzenleyen örgütsel ilkeler ideolojik çalışmalarımızın merkezinde
olmalıdır. İdeolojimizi mücadeleci bir şekilde savunmak; burjuva
ideolojisinin geliştirdiği açmazları, tezatları ve yanılgıları ortaya
koymak; neo-liberalizmin halk karşıtı niteliğini argümanlarla
sergilemek; milliyetçiliğe ve şovenizme karşı, kültürün
yozlaştırılmasına ve kozmopolitizme karşı mücadele etmek Kıbrıs’ın özel
koşullarında sadece ideolojik değil, dev siyasal öneme de sahiptir.
-
Kongre, teknolojinin sunduğu olanaklar da değerlendirilerek, ideolojik
çalışmalarımızı yoğunlaştırmak ve geliştirmek için ortaya konulan
çabaları takdir etmektedir. Tüm bunlara rağmen, ideolojik
faaliyetlerimizi arzu ettiğimiz ve koşulların gerektirdiği düzeye
çıkaramamış olduğumuz bir gerçekliktir. Daha örgütlü ve programlı bir
şekilde, sürekli olarak çaba içerisinde olmak gerekmektedir. Ayrıca
uluslararası ilişkilerimizi de daha iyi değerlendirmemiz gerekmektedir.
İdeolojik alandaki faaliyetimiz daha dışa açık bir şekilde
gerçekleştirilmeli, mesajlarımızın daha geniş halk katmanlarına
ulaşmasını hedeflenmelidir.
-
KKP-AKEL’in 80. yıldönümünün ideolojik alanda da değerlendirilmesi
gerekir. Partimizin yıllar boyu verdiği mücadeleler, büyük
fedakarlıkları ve değerli katkıları her AKEL’cinin ve Kıbrıs’ta yaşayan
her ilerici insanın edinmesi gereken ve zamanın yıpratamadığı önemdeki
dersleri içermektedirler.
-
Merkez Komitesi’nin periyodik teorik siyasi yayın organı olan “Neos
Dimokratis” (Yeni Demokrat) dergisinin gerekliliğine ilişkin tüm
tespitlere rağmen, dergi özünde faal bir durumda bulunmamaktadır. Teorik
ve siyasi yayın organımızın rolü, düzenli olarak yayınlanması ve
içeriğinin geliştirilmesi konusu birincil önemdeki görevimiz olarak
önümüzde durmaktadır ve bu konu yeni Merkez Komitesi’ni çok ciddi ve
somut olarak ilgilendirmelidir.
-
İhtiyat günlük parti çalışmamızın bir parçasıdır. Büyük bir siyasal
parti olarak AKEL’in politikasını ve taktiklerini doğru bir şekilde
oluşturması için çeşitli gelişmeler hakkında sürekli olarak bilgi sahibi
olması gerekir. Diğer yandan kendisine ve kadrolarına karşı ortaya
çıkabilecek olası faaliyetlerin önüne geçebilecek konumda da olması
gerekir. Aynı zamanda yarı işgal ve tehlike tehditleri altındaki bir
ülkede faaliyet gösteren bir parti olarak, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin
güvenliğini ilgilendiren konularda da ihtiyatlı olmayı borç biliyoruz.
Kongre, hepimizin görevi olan partisel ve siyasal ihtiyatın
yoğunlaştırılması ve geliştirilmesinin gerekli olduğunu vurgulamaktadır.
-
Ciddiyet, sorumluluk, tezlerin argümanlarla ortaya konulması, diğer
siyasal güçlere saygı ve kolektiflik AKEL Sol Yeni Güçler Meclis
Gurubu’nun Meclis içerisindeki mevcudiyetini karakterize eden
unsurlardır. Kongre, Meclis Gurubu’muzun mevcudiyetini ve faaliyetini
yekünen olumlu olarak değerlendirdiğini ifade etmektedir ve aynı zamanda
daha da geliştirme olanaklarının var olduğu tespitini yapmaktadır.
-
Yüzlerce sorunun özellikle ele alınarak çözülmesiyle bağlantılı olarak,
AKEL-Sol-Yeni Güçler Meclis Gurubu’nun üyeleri bütün hizmet süreleri
boyunca Meclis dışında da faaliyetlerini özlü ve çok yönlü bir biçimde
geliştirdiler. Kongre, Meclis Gurubu’muzun üyelerinin kentlerle,
köylerle, örgütlü toplumsal kesimlerle, ama birey olarak yurttaşla da
temaslarını genel hatlarıyla tatmin edici düzeyde bularak,
milletvekillerimizi halkla temaslarını daha da arttırmaya ve halkımızın
sorunları üzerine daha fazla yoğunlaşmaya çağırmaktadır. Kongre, Meclis
çalışma gurubunun faaliyetlerinin sonucunu olumlu olarak
değerlendirmekte ve aynı zamanda bu kurumun faaliyetinin
geliştirilmesinin olanaklarına işaret ederek, bu olanakların
değerlendirilmesi gerektiğini kaydetmektedir.
-
Kongre, AKEL Merkez Komitesi Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Cumhuriyeti
Meclis Başkanlığı’na seçilmesinin Kıbrıs siyasal yaşamı açısından tarihi
bir olay olduğu tespitini yapmaktadır. Bu gelişmeyle, Cumhuriyet’in
yüksek makamlarına seçilmelerinde başka alanlardan şahsiyetleri
işbirlikleri çerçevesinde AKEL’in sadece desteklediği değil, kendisi
için de haklı olarak talepte bulunduğu yeni bir dönem başlamıştır. AKEL
Merkez Komitesi Genel Sekreteri’nin Meclis Başkanı olması, partimizin ve
uzun yıllar süren mücadelelerinin haklılığını göstermektedir.
-
Meclis Başkanlığı son beş yıl boyunca uyumlu bir şekilde faaliyet
gösterdi ve ortak anlayışları öne çıkardı. Yabancı parlamentolarla
mükemmel ilişkiler geliştirdi. Ülkemiz için zor bir dönemde Parlamenter
diplomasinin hizmetlerini Kıbrıs’ın davasına sunarak, Parlamenter
diplomasiyi daha da geliştirdi. Meclis Başkanlığı’nın inisiyatifleriyle
Meclis yurttaşla iletişim istikrarlı hale geldi ve kültür gibi çeşitli
alanlarda çok yönlü etkinlikler geliştirildi. Meclis’teki çalışma
koşulları iyileştirildi. Bilimsel Yardımcı’nın kurumsallaşması gündeme
getirildi. Yaşlılar Meclisi, Gençler Meclisi, Çocuklar Meclisi gibi bir
dizi yeni tanınmaya başlanan kurumlar desteklendi. Partimiz, hem Kıbrıs
devletinin yüksek kurumlarında başarıyla yer alma yeteneğini gösterdi,
hem de önemli çalışmalarıyla bu kurumları yükseltti.
-
AKEL, 2004 Haziran ayından itibaren, Avrupa Parlamentosu’nda ve Avrupa
Birleşik Sol – Kuzey Yeşil Sol Siyasal Gurubu’nda yer almaktadır. AKEL
için Avrupa Parlamentosu’nda yer almak Kıbrıs sorununun öne çıkarılması
için mücadelenin, neo-liberal politikalara ve AB’nin demokrasiyi
sınırlayıcı bazı kararlarına karşı koyma mücadelesinin bir parçasıdır.
Geniş emekçi kitlelerin lehine, halktan yana tezlerin öne çıkarılması
mücadelesinin bir parçasını teşkil etmektedir. 20. Kongre, hem Avrupa
Parlamentosu, hem de Avrupa Birleşik Sol – Kuzey Yeşil Sol siyasi gurubu
içerisinde faaliyetin bir yıllık tecrübelerini değerlendirerek;
gücümüzün ve güçlüklerin bilincinde olarak, partimizin bu düzeydeki
faaliyetlerini ve sonuç alıcılığını daha da geliştirme olanaklarına
sahip olduğu tespitini yapmaktadır.
-
Kongre, partinin günlük ifade organı olarak “Haravgi”nin önemini
vurgulayarak, son beş yıl içerisinde gazetenin hem içeriğinde, hem de
biçiminde ciddi ve özlü değişiklikler yapıldığını ve gazetenin yeni,
modern bir çehre kazanmasına yeni biçiminin de yardımcı olduğunu tespit
etmektedir. Ancak gazetenin içerik ve görünümündeki iyileşmeye
okunmasında artış maalesef refakat etmedi. Daha geneldeki olumsuz
gevşeme olgusu, gazete dağıtımcılarının kaybıyla ortaya çıkan sorunlar
ve medya araçlarının ve özellikle de elektronik medya araçlarının
çokluğu “Haravgi”nin tirajının arttırılması konusunu olumsuz yönde
etkilemektedir.
-
“Haravgi”yi her gün satın alıp okuma, inceleme gereksiniminin kavranması
daimi bir ideolojik-politik görevdir. İfade organımızın yayılmasını ve
okunmasının artmasını sağlamak, önemli siyasal ve ideolojik içeriğe
sahip olan örgütsel bir görevdir. “Haravgi”nin okunmasını arttırmak
merkezi, bölgesel ve yerel, bütün parti organlarının ve parti üyelerinin
tümünün sürekli olarak dikkatlerinin merkezinde bulunmalıdır.
-
Toplumsal gelişmeye ve siyasetin analizinin, partinin tezlerinin ve
önerilerinin, bilgilendirmenin çağdaş gereklerine yanıt verebilmesi için
“Haravgi”nin içeriğinin ve görünümünün sürekli olarak geliştirilmesi
şarttır. Kongre, “Haravgi”nin içeriğinin, kalitesinin ve görünümünün
sürekli olarak daha da iyileşmesi için gazete idaresini ve bütün
emekçilerini bu yönde çalışmaya çağırmaktadır.
KIBRIS EkonomİSİ
-
Kıbrıs ekonomisi artık kendi özellikleri ile Avrupa Birliği ve
küreselleşme çerçevesinde gelişmektedir. Küreselleşme, sosyo-ekonomik
kalkınma için prototip örnek olarak kapitalist yeni muhafazakar model
“neo-liberalizm”i dayatıyor. Bu model ne yazık ki bugün Avrupa
Birliği’nde egemendir. AKEL birlikte var olacak, birbirini tamamlayacak
ve kamu sektörünün özel sektörle işbirliği yapacağı çağdaş bir ekonomi
için mücadele etmektedir. İnsan merkezli ve geniş halk yığınlarının
gereksinimleriyle uyumlaştırılmış bir ekonomi istemektedir.
-
Kliridis’in on yıllık hükümet dönemi neo-liberal muhafazakar
yaklaşımlarla karakterize edilebilir ve ekonomi politikasında genel
hatları ile büyük sermayenin hedefleri ve öncelikleri ile çakıştı.
Avrupa Birliği müktesabatına uyum amacıyla müzakereler, normal ve
kontrol altında bir uyum çerçevesinde halk yığınlarının ve ekonominin
yaşamsal öneme sahip alanlarının çıkarlarının korunabilmesi için daha
kararlı ve sonuç alıcı bir müzakereyi zayıflatarak bu politikanın
gölgesi altında yapıldı.
-
Ülkedeki hükümet değişikliği, farklı bir politika, sosyal felsefe ve
hükümetin programı aracılığı ile izlenen politikanın önemli yanlarında
ifadesini bulan koşullar yarattı.
-
Yeni hükümet Kıbrıs ekonomisinde savaş sonrası Kıbrıs ekonomisinin
gelişim evresinde ilk kez görülen büyük kamu açıkları, kamu borçlarında
artış ve 1974 sonrası üretim artışının en düşük noktada olduğu yaklaşık
sıfır kalkınma hızında durgun bir ekonomi devraldı. Tüm bunlara karşı
Kongre, bugün ekonominin gözle görülür daha yüksek bir kalkınma hızı
yakaladığını ve kamu açıklarının önemli oranda düşürülmesi ve kamu
borçlarında iyileşme ile kamu ekonomisinde ciddi disiplin sağlandığı
tespiti yapar. Bu başarıların özellikle halk kesimlerine zarar verecek
ve kalkınma uğraşılarını olumsuz etkileyecek önlemler alınmaksızın
sağlanması önemlidir.
-
Fakat bu koşullar altında hükümetin programında yer alan ve değişimi
destekleyen halk kesimlerinin arzularına tam olarak yanıt verecek olan
ve AKEL’in de istediği ve talep ettiği ekonomik ve sosyal önlemler o
kadar görülür olmadı. Bugün var olan ekonomik koşulların iyileşmesi,
AKEL’ in hükümetin programının lafzına ve ruhuna uygun olarak hayata
geçirilmesi için, uğruna sistemli olarak çalışmaya devam edeceği önemli
sosyal politikalar için önlemlerin alınmasını dayatmaktadır.
Ekonomİk ve Sosyal Sorunlar
-
AKEL 20. Kongresi, büyük oranda solun mücadeleleri sonucu başarılan
ekonomik kalkınma ve ilerlemeye rağmen Kıbrıs’ın önemli ekonomik ve
sosyal sorunla karşı karşıya olduğu tespiti yapar Bunlardan bazıları
özellikle de DİSİ hükümetinin büyük sermayeye hizmet etmek çabası ile
aynı zamanda kapitalist bütünleşme ve Avrupa Birliği’nde egemen olan
büyük sermayenin başı bozukluğu koşullarında müzakere yeteneği
göstermemesi nedeniyle Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne tam üyeliği sonrası
daha da artmıştır. En temel sorunlardan bazıları şunlardır:
-
Ekonominin özellikle turizm başta olmak üzere hizmet sektöründe tek yönlü
olarak gelişmesi.
-
Üretken alanın sürekli yıkıma uğraması ve fason sanayinin maddi temelinin
çağdaşlaştırılması gereksinimi
-
Kamu açıkları ve kamu borçları.
-
Sosyal tecridi getiren yoksulluk görüntüsü
-
Arazi fiyatlarının sürekli artışı ve konut sorununu daha da artıran konut
birim fiyatlarının yükselişi.
-
Düşük düzeyde seyretmeye devam etse de işsizlik. Bu alan özel bir dikkat
gerektirmektedir.
-
Tarım ekonomisinde sorunların artması.
Tüm bu sorunlara ve bu sorunların ele alınışına yönelik olarak parti ve
daha genelde Halk Hareketi tezler üzerinde çalışmış, bunlara çözüm bulma
mücadelesi vermiş ve bu sorunlara karşı durmak için politikalar oluşturmak
için hükümetle sürekli temas halinde olmuştur.
-
Yabancı işçi istihdamı, özellikle el emeği gerektiren mesleklere talep
ve AB’ye yeni üye olan ülkelerden çalışanların serbest dolaşımı hakkı
nedeniyle yığınsal bir hal almıştır. Ucuz iş gücü olarak kullanılan
yabancı uyrukluların ağır ve çoğu kez insanlık dışı sömürüsü etik açıdan
kabul edilemez ve mahkum edilmelidir. Bu aynı zamanda toplu
sözleşmelerde elde edilen çalışma koşulların altının oyulması yönünde de
bir işlev görmektedir. AKEL, ülkede yasal olarak çalışan emekçilerin (AB
üyesi olanların ve olmayanların) istihdam koşullarının toplu
sözleşmelerde öngörüldüğü gibi olması için sendikal hareketle birlikte
çalışmaya devam edecektir. AKEL enternasyonalist bir parti olarak bu
insanların sömürülmeleri çabalarına ve her tür yabancı düşmanlığı ve
ırkçılığa engel olma mücadelesi verecektir.
-
Kaçak istihdam devletin meselesidir. Yasaların sert bir şekilde
uygulanması ve yasaları çiğneyen işverenlere ceza uygulanması devletin
bir yükümlülüğüdür. Yerli işgücünün var olduğu alanlarda yabancı
çalışanlar için izin verme ertelenmeli ve buna paralel olarak yabancı
çalışanlara izin kriterleri yenilenmelidir.
-
AKEl 20. Kongresi, toplumun da söz hakkı olması ve açıklık içinde
işlemleri için kilise mallarının kullanımı ve kontrolü için bağımsız bir
komitenin oluşturulmasını acil bir gereklilik olarak görür. Kilisenin iş
yaşamındaki faaliyetlerine vergi konmalıdır.
ÇALIŞANLAR VE SENDİKAL HAREKET
-
Kongre, ülkede hükümet değişiminin, DİSİ’nin ve hükümetinin on yıllık
hükümet süresince çalışanlara yönelik neo-liberal saldırılarını
geriletmeyi başardığı tespiti yapar. Çalışanlar ve sendikal hareket için
daha uygun koşullar yaratıldı. Taraflar arasındaki uzlaşmazlıkların
giderilmesi yöntemlerinde, toplu sözleşmelerin yenilenmesinde, sosyal
diyaloğa saygıda ve toplu sözleşme müzakereleri ile üç taraflı
işbirliğinin ele alınışında da gözle görülür bir iyileşme sağlanmıştır
-
Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne tam üyeliği AKEL’in daha önceden öngörmüş ve
uyarmış olduğu gibi çalışanları ve onların kazanımlarını etkileyen
sosyal ve ekonomik alanda yeni koşullar yarattı. Avrupa Birliği’nin
politikaları ne yazık ki Avrupa alanında egemen olan neo-liberal
felsefeleri yansıtır. Bu olgu işverenleri çalışanlara ve onların
haklarına karşı saldırıda cesaretlendirmektedir.
-
Bu koşular altında AKEL 20. Kongresi, ekonomik, sosyal ve sendikal
kazanımlarını ve ekonomik gelişme çerçevesinde haklarını adil ve mantıki
oranda talep etmek için sınıfsal sendikal hareketin rolünün her geçen
gün daha da gerekli, özlü olduğu değerlendirmesi yapmaktadır. Kıbrıslı
çalışanların partisi sınıfsal sendikal hareketin yanında emekçi insanlar
için mücadelede mücadele arkadaşı olmaya devam edecektir. Kongre,
kazanımların korunması ve daha da geliştirilmesinin sendikal
mücadelelerinde birlikten ve özellikle de öncü sınıfsal sendikal örgüt
PEO’da örgütlenmekten ve örgütlü mücadeleden geçtiğini vurgulayarak
onları selamlar. Kongre, AKEL’lileri çalışmaları ve örnek davranışları
ile çalışanlara ilham verip onları yönlendirmeye davet eder.
-
AKEL 20. Kongresi kamu açıklarının önemli oranda azaldığını ve
ekonominin yükselmeye başladığını memnuniyetle tespit eder. Durumun
iyileşmesi hükümetin nüfusun dar gelirli kesimlerinin yükünü azaltmayı
ve çalışanların konumunu iyileştirmeyi hedefleyen daha etkin sosyal bir
politika izlemesinin koşularını yaratıyor. Hükümetin geçen Ekim ayındaki
açıklaması, bu politikanın ifadesiydi. .
-
AKEL, sınıfsal sendikal hareketle birlikte aşağıdaki hedeflerin
başarılması için mücadeleye devam edecektir.
-
Hükümetin programının tam olarak uygulanması
-
İşverenlerin saldırılarına sonuç alıcı direniş gösterilmesi
-
Çalışanların örgütlenme hakkını güçlendirecek kurumsal ve yasal önlemlerin
ileri götürülmesi
-
Devletin sosyal karakterinin ve sosyal sigorta sisteminin savunulması
-
Ekonomik kalkınmanın sonuçlarının daha adil dağılımı
-
İşçi karşıtlığının ve çalışanların yaşam ve çalışma koşullarının onlarca
yıl geriye götürülmesinin ifadesi olan neo-liberalimze karşı mücadeleyi
güçlendirmek için Avrupa’daki diğer sol ilerici partilerle koordine bir
şekilde çalışmaya gidilmesi
-
Hayat Pahalılığı Ödeneği hesaplamalarının DİSİ hükümetinin buna kuşa
çevirmesi öncesi haline getirilmesi amacı varlığını korumaya devam ediyor.
(...)
BarIş ve DayanIşma Hareketİ
-
Sözde “Yeni Dünya Düzeni” koşullarında Barış ve Dayanışma Hareketi’nin
rolü daha da önem kazanmıştır. Dünyada savaş karşıtı hareket yükseliş
içindedir. Neo-liberal küreselleşmeye karşı hareket ile paralel faaliyet
göstermektedir. AKEL, dünyada ve Kıbrıs’ta barışın hakim olması, adanın
yabancı askeri üslerden arındırılması ve tam askersizleşme için verilen
mücadelede, ulusal bağımsızlık, özgürlük, ve sosyal ilerleme için
mücadele eden halklarla dayanışmanın gelişmesi için ortak uzun
mücadelelerde sınanan ilişkiler kurduğu Dünya Barış Konseyi’nin (DSF)
eylemlerine her zaman olduğu gibi katılmakta ve desteklemektedir. 20.
Kongre, DSF’ yi, girişimlerini ve yeni koşullar altında yeniden
yapılanma çalışmalarını destekleme kararlılığını ifade eder. AKEL,
emperyalist dayatmalara karşı mücadele eden halkların aynı biçimde
Dayanışma Komitesi’nin çalışmalarını da desteklemeye devam edecektir.
EğİTİM - öğreTİm
-
DİSİ hükümetinin Kıbrıs sorununda izlediği politikanın sonucu olarak
eğitim sistemi de tehlikeli bir çıkmaza girdi. AKEL, Kıbrıs eğitiminin
çıkmazdan ve içinde bulunduğu krizden kurtulması, çağdaş gereksinimlere
yanıt verebilmesi için hem yapısal hem de içerik olarak köklü
değişikliklerle reformların; tutuculuğa ve gericiliğe karşı cephe
açacak, yeniyi ve değişimi getirecek bir reformun gerekli olduğunu
yıllardır savunmaktadır. Değişim hükümeti, seçim öncesi ilan ettiği
taahhütleri yaşama geçirerek, strateji ve vizyonla eğitimin bütün
düzeylerini kapsayacak olan bütünsel bir Eğitim Reformu’nu öne
çıkarmaktadır. AKEL 20. Kongresi, Eğitim Reformu’nun yaşama geçirilmesi
ve başarılı olması için çalışmamızı eğitim alanındaki başlıca görevimiz
olarak görür.
-
Eğitimdeki reformlarının ötesinde, programında üstlendiği taahhütleri
yerine getirmede Değişim hükümeti tarafından önemli adımlar atıldı.
Neler yapıldığını değerlendiren AKEL 20. Kongresi, hükümetin eğitim
alanındaki programının daha kararlı ve daha hızlı bir şekilde yaşama
geçirilmesi gerektiği görüşünü taşımaktadır. Ağırlık ve öncelik bugün
vatanımıızn bölünmesine yol açan gerçek olaylara dayalı , çağdaş Kıbrıs
tarihinin doğru, bütünsel ve nesnel olarak öğretimine verilmelidir.
-
Devlet tarafından sunulan çağdaş demokratik bir eğitimin sağlanması
vizyonu temelinde eğitim sisteminde bütünsel ilerici reform ve eğitim
sisteminin bütün düzeylerinde herkesin serbestçe ulaşabileceği eğitim
AKEL için toplumun çağdaşlaşmasının, yaşam düzeyinin yükseltilmesinin,
kültürel ve sosyal marjinalleşmeden kaçınılmasının, sosyal ve eğitsel
eşitsizliklerin giderilmesinin önkoşullarını teşkil etmektedir.
(...)
-
- - - - - - - - - - - - - -
AKEL 20. Kongresi yeni Merkez Komitesi’ne, partinin tüm kadro ve üyelerine
hitap ederek, onları bütün güçleriyle ve AKEL’ci şevkiyle, coşku ve
fedakarlıkla, kararlı ve sistematik bir şekilde yukarıdaki kararın yaşama
geçirilmesi için mücadele etmeye çağırmaktadır. Partinin birliğinin daha
da güçlendirilmesi için partinin programı, tüzüksel ilkeleri ve kararları
temelinde çalışmaya çağırmaktadır.
Kongre partimizin dostlarına da hitap ederek, onları daha iyi bir gelecek
mücadelesinde yer alıp partiyi desteklemeye devam etmeye çağırmaktadır.
Kongremizin kararları etrafında birliğimiz ve bu kararların pratikte
yaşama geçirilmesi KKP-AKEL’in 80. yılını onurlandıran en önemli ifade
olacaktır. Kıbrıs’la ilgili olarak yaşananlarda her zaman Kıbrıs’ın,
halkımızın ve çalışanların çıkarlarını temel alarak belirleyici rol
oynamaya devam etmesi için AKEL ve Halk Hareketi’ni daha da
güçlendirecektir.
NOT: AKEL Merkez Komitesi'nin
20. Kongre siyasi kararı yukarıda yer alan başlıkların dışında İç İdare,
Köylüler ve Köylü Hareketi, Kadınlar ve Kadın Hareketi, Gençlik ve Gençlik
Hareketi , Kooperatif Hareketi, Emekliler, Orta Katmanlar, Çok çocuklu
Aileler, Göçmenler, Kayıplar, Englavlarda yaşayanlar, Mağdur durumda
olanlar, Kültür, Sağlık, Uyuşturucu maddelere karşı mücadele, Atletizm,
Yerel Yönetimler, Ekoloji ve Çevre, Yurt Dışındaki ve Yurda dönen
Kıbrıslılar gibi başka başlıklarını da içermektedir.
SAYFA BAŞINA DÖNÜŞ

|