|
|
|
![]() |
![]() |
|
|
|
|
KIBRISTÜRK TOPLUMU (19. Kongre tezlerinden) AKEL’in Kıbrıstürk toplumunun yaşam koşulları ve gelişmesine olan ilgisi sadece Kıbrıs sorununa federal çözüm bulunması için görüşme yapacak iki temel toplumdan biri olmasından değil fakat aynı zamanda partimizin tüm Kıbrıslıları ve tüm Kıbrıs halkını ifade etmesinden kaynaklanıyor. Kıbrıslıtürklerin yaşam koşulları olumsuz olmaya devam ediyor: Yasadışı devlette denenen çeşitli hükümetler Kıbrıstürk toplumunun karşı karşıya olduğunu ekonomik, sosyal sorunlara çözüm getiremediler. İşsizlik kıbrıslıtürkleri göçe zorlayan boyutlarda devam ediyor. Son dönemlerde yapılan açıklamalarda ifade edildiğine göre 50 bin Kıbrıslıtürk adayı terk etti ve bunların önemli bir kısmını öğrenimlerini tamamladıktan sonra Türkiye’de kalan üniversite öğrencileri oluşturuyor. Kıbrıstürk toplumunun bugün en büyük sorunu Türkiye tarafından siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda aşamalı bir şekilde Türkiye’ye entegre edilmesidir. Nüfus yapısının Türkiye’den getirilenler lehine değişimi ve işgal ordusunun varlığı Türk politikasının ileri götürülmesinde kullanılıyor. Türkiye’nin Kıbrıstürk toplumuna müdahaleleri “cumhurbaşkanlığı seçimlerinde” doruk noktasına ulaştı ve bu arada işgal bölgesindeki “hükümetin” de Türkiye’de alınan kararları yaşama geçirdiği görüldü. Ekonomik alanda Türk lirasının resmi para birimi olarak kullanılması ve büyük alt yapı yatırımlarının Türkiye tarafından planlanması ve üretim sektörlerinin sektörlerin yıkıma sürüklenmesi, kamu memurlarının ekonomik açıdan aktif nüfusun 1/3’ünü oluşturması Kıbrıstürk toplumunun Türkiye’ye bağımlılığını getiriyor. Sosyal alanda Kıbrıslı kimlik tüm alanlarda saldırılara hedef olmaktadır. Türkiye’den gelen gazetelerin Kıbrıstürk gazetelerinden fazla satılması önemli bir göstergedir. Ne yazık ki Kıbrıs sorununa barışçıl bir çözüm bulunmasından yana Kıbrıslıtürk ilerici güçlerinin seçim güçlerinin azalması bu sorunlara karşı durulmasında erteleyici bir işlev görüyor. Bu ifade ettiklerimizden bağımsız olarak, Türkiye’nin Kıbrıs’la ilgili devlet politikasını da küçümsemeden ve Türkiye’deki hükümetlerin eğilimini de dikkate aldıktan sonra Kıbrıstürk toplumu içerisinde zor koşullarda konfederasyonu ret ederek, Türkiye’nin işgal bölgesini kendisine bağlamasına karşı duran ve Kıbrıs’ın ve halkımızın yeniden birleşmesini arzulayan federasyondan yana önemli güçler vardır.
MİLLİYETÇİLİĞE KARŞI MÜCADELE VE YENİDEN YAKINLAŞMA Milliyetçilik ile şovenizm halkımızı çarpan trajedinin en önemli sorumlularındandır. Bu trajediyi yaratan diğer faktörler İngiliz sömürgeciliğinin “ böl ve yönet” politikası, Ankara’daki askeri ve siyasi çevrelerin yayılmacı politikası, Amerikan emperyalizminin politikası içerden yardım olmasa hedeflerine belki de ulaşamayacaktı. Şovenizm, yabancı arzulara set çekecek ve gerçek bağımsızlığı koruyacak olan Kıbrıslırumlar ile Kıbrıslıtürklerin ortak cephesinin oluşumuna da engel oluşturdu. Milliyetçilik ne yazık ki her iki toplum da geçmişte işlenen ve şimdi ,işlenmeye devam edilen bir fenomendir. Kıbrıstürk toplumunda işgal rejiminin resmi ideolojisidir. Kıbrısrum toplumunda özellikle sağın ve aşırı sağın erke gelmesi ile “macera ve yıkıma götürmesi kesin olan “milliyetçi değerlerlerde” bir patlama gözlemlendi. Kıbrısrum toplumunda milliyetçilik genelde aşırı eylemlerle ifade edilmese dahi daha az tehlikeli olarak görülmemelidir ve tam da bu nedenden dolayı halk tarafından daha zor tespit edilip reddedilmektedir. Kıbrısrum ve Kıbrıstürk toplumu arasındaki ilişkiler Kıbrıs sorunun özlü unsur alanlarından biridir. İki toplum arasındaki ayrılığı derinleştirecek- milliyetçilik belirleyici faktörlerden biridir- taksimin kalıcılaşması yönünde işlev görür. Taksime karşı mücadele, yeniden yakınlaşma gerçek bir yurtseverliktir. Milliyetçiliğe karşı yeniden yakınlaşma için mücadele her şeyden önce AKEL’in derin yurtseverliğinden kaynaklanmaktadır. Aradığımız çözümün tüm Kıbrıs ve tüm Kıbrıslılar için olduğu yönünde her iki toplumun da ikna edilmesi bir zorunluluktur. Hepimiz etnik kimliğimiz, dilimizi ve geleneklerimizi savunduğumuz kadar ve hatta daha da büyük bir güçle Kıbrıslı olarak ortak kimliğimizi, ortak geleneklerimizi ve ortak tarihimizi de savunmalıyız. İki toplum arasında güven ortamının yaratılması yalnız başına çözüme yol açmazsa da endişelerin, düşüncelerin bir toplumun diğer toplumdan beklentilerinin anlaşılmasına katkı sağlar ve bu şekilde Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm perspektifini güçlendirir. İki toplum arasındaki temaslar ve daha da önemlisi ortak etkinlikler devletin ve Kıbrıs halkının birliği duygusunu güçlendirir ve Denktaş’ın ve sözde “temiz çözümleri”, kıbrıslırumlar ile Kıbrıslıtürklerin birlikte yaşayamayacağı, birbirlerinden ölümüne nefret ettikleri ve ayrı yaşamaları gerektiği yönündeki görüşleri savunanların politika ve propagandasını engeller. Kıbrıslıtürklerin gelişmeleri etkileme olanağı büyük oranda Kıbrısrum tarafının tavrına bağlıdır. Eğer Kıbrıslırumların eylemleri kendi yasal haklarını d tanıdıkları için Kıbrıslıtürklerin güvenini kazanırsa, eğer Denktaş’ın propagandalarının bize yüklediklerinin bizimle herhangi bir ilgisi olmadığı yönünde onları ikna edebilirsek o zaman Kıbrıs lehine büyük bir baskı unsuru yaratılacak ve bu olgu da ne Ankara ne de işgal rejimi tarafından göz ardı edilmeyecektir. Yeniden yakınlaşma politikası Kıbrıslıtürklere yönelik somut girişim ve eylemleri dayatmaktadır. Farklı bir durumda bu politika, açıklamalar ve sloganlar düzeyinde kalacaktır. Bu yöndeki politika ayni zamanda adil ve kalıcı bir çözüm hedefi ile ortaya koyduğumuz bütünsel politika ile uyumlaştırılmalıdır. Sorunun askerileştirilmesi, milliyetçi ayaklanmalar, enosis söylemi ve federasyona yönelik saldırılar, yeniden yakınlaşmanın altını oymakla kalmaz ayni zamanda işgalden kurtulma ve vatanımızın yeniden birleşmesi perspektifli mücadeleye de zarar verir. Partimiz yerleşmesinde öncü rol oynadığı yeniden yakınlaşma politikasının çok uzun yıllar süren ardıcıl mücadeleler sonrası kendi dinamiklerini yaratmaya başladığı değerlendirmesi yapar. Kıbrıslıtürk partiler ve örgütlerle buluşmalar, sanat grupları değişimi, ortak etkinlikler, seminerler ve ortak yayınlar ve daha başka girişimlerin aracılığı ile Sol hareket, iki toplum arasında bağların canlandırılması ve güçlendirilmesi uğraşılarına en baştan kendi damgasını vurmuştur. Yeniden yakınlaşma etkinliklerine yığınsal katılımı, milliyetçiliğe ve iki toplum arasında iletişimi zorunlu görenlere hakaret edenlere ve yeniden yakınlaşma hareketini kendi mandası altına almaya çalışan yabancı merkezlere bir yanıt olarak değerlendiriyoruz. Yeniden yakınlaşmaya bizim müdahalemiz, bu hareketin siyasal içeriğini ortadan kaldırmaya ve Kıbrıs sorununu iki toplum arasında giderilmesi gereken psikolojik bir sorun olarak gören ve apolitik bir içerikle ileri götürmeye çalışanlara pratik bir yanıtı oluşturur. AKEL olarak geçmişte somut yeniden yakınlaşma önerilerimiz oldu. Yeniden yakınlaşmanın hükümetin izlediği politikanın ayrılmaz bir parçası olması ve siyasi liderlik ve halkın büyük çoğunluğu tarafından benimsenip ileri götürülmesi için mücadele ettik. Kıbrıslıtükler ve Kıbrıslırumlar, siyasi partiler, örgütler arasında ikili ve çok yönlü buluşmaların kamuoyu tarafından iki toplumun temaslarında gerekli bir adım olarak kabul edilmesi yönünde çalıştık. 1991 yılında bu yönde Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk siyasi partiler toplantılarına getirdiğimiz somut önerilerin büyük bir kısmı kabul edildi. Şimdi bu önerilerin ve diğer örgütler ile örgütlü kesimlerin önerilerinin daha kararlı bir şekilde yaşama nasıl geçirebileceğine bakacağız. |
|
||
|
ANA SAYFAYA DÖNÜŞ
|
||