KORKUSUZ VE ÇEKİNCESİZ YENİDEN YAKINLAŞMA

 

                                                                                                            Venizelos Zanettos

                                                                                                            AKEL M.K Polit Büro Üyesi

 

           Siyasal sorunumuzun bugünkü biçim ve boyutunu aldığı 26 yıldan beridir iki toplumun  yeniden yakınlaşması ortak vatanamızın geleceğinde oynadığı önemli rolün kimlerin ne kadar bilincinde olunduğundan bağımsız  her zaman dikkat merkezinde oldu.

Eğer bugüne dek iki tarafca da kabul edilen  anlaşmalar temelinde   ortak kabul edilebilir bir çözüm aracılığı ile gerçekten barış içinde bir arada yaşam koşullarını yaratmak istiyorsak bunun, bugünkü koşullarda yeniden yakınlaşma politikasının kabulünden geçtiğini kimse inkar edemez.

            1974 öncesi iki toplumun yüzyıllar süren uyyum içerisinde bir yaşam sürdüğü  çok iyi bilinmektedir ve doğal olarak bu yıllar içerisinde toplumların farkılıklarına saygı da gelişti.

AKEL, olaylar öncesi saflarında önemli sayıda Kıbrıslıtürkün bulunduğu  tek siyasi oluşumdu. Kıbrıslıtürk çalışanlar, Kıbrıslırum çalışanlar gibi AKEL’in  bünyesindekendi haklarının savunulduğunu, dininden ve konuştuğu dilden bağımsız olarak her çalışanın günlük mücadeleler içerisinde korunduğunu gördü.

Hem Kıbrıslırum hem de Kıbrıslıtürk ilericiler AKEL bünyesinde bir araya geldi çünkü Kıbısrum  ve Kıbrıstürk şovenistlere karşı bu şekilde kendilerini güven içerisinde gördüler.

AKEL yeniden yakınlaşma politikasını 1974 yılında keşfetmedi: Bu yönde çok eskiden  mücadele ediyordu. AKEL bu politikası nedeniyle hakaretlere uğradı, hakkında soruşturnalar açıldı ve yeniden yakınlaşma politkasından ortaya çıkan ilkelere bağlılığını ve bu ilkelerdeki ısrarını kan ile ödedi.

Kıbrıslıtürk vatandaşlarımız ile işbirliğinin sağlamlaştırılmasının  gerekliliği mücadelesinde yalnız değildik. Bizler bu mücadelede koşulları Kıbrıslırumlara göre çok daha zor olan Kıbrıslıtürklerin de AKEL saflarında  yer almasından dolayı  gurur duyuyoruz.

İçinde bulunduğumuz bu günlerde şovenizme ve karanlık güçlerin iki toplumu birbirinden uzaklaştırma çalışmalarına karşı Kıbrıslırumlar ile Kıbrıslıtürklerin ortak mücadelesinde sembole dönüşen Derviş Ali Kavazoğlu ile Kostas Mişaulis’i anıyoruz. Ne yazık ki cinayetler toplum arasında var olan  sorunları büyütme arzunda olanların en sevdikleri taktikti ve bu tür olaylarda sorumluluk her iki topluma da yükleniyordu.

AKEL “Kıbrıslıtürkler düşmanımız değildir. Kıbrıslıtürkler kardeşimizdir”  sloganı nedeniyle Kıbrıslırum şovenistlerden neler duymadı ki… Bu sloganın veya benzer içerikte başka sloganların duyulması ile birklikte  kin ve nefret yaratan hastalıklı bir milliyetçilik anlayışını ortaya seren  bitmez tükenmez  bir biçimde en kötü küfürlere muatap oldu. Bu insanlar Kıbrıs’ın  birleşik bir  halde tutulması  uğraşılarına verdikleri zararın bilincinde midirler? Kıbrıslıtürkleri çoğunluğa baş eğen bir azınlığa dönüştürmeyi arzulayan yaklaşımlarının  veya Kıbrıslıtükleri farklı dilleri ve dinleri nedeniyle doğaları gereği Kıbrıslırumların düşmanı kişiler olarak  gören yaklaşımlarının, vatanımızın kalıcı taksimine yol açtığını hiç düşündüler mi?

Bugün  önde gelen görev yeniden yakınlaşma ile ilgili sloganlara karşı bizi saran çeşitli olumsuz duygulardan kurtulmak ve bir toplumun diğerine saygı duyarak birlkkte yaşayacakları koşulları yaratmaktır.

Bu politika temelinde Kıbrıslıtürk vatandaşlarımız ile ilişki ve temasların geliştirilemsi yönünde ısrarlıyız. Diğer tarafa elimizi uzatarak samimi arzumuzu ifade ediyoruz. Bunu yaparken ayni zamanda şovenist duyguların korunmasının ülkemize getirdiği zararların bilincinde olmayanların ülkemizin tam yıkımı için uğraştığı mesajını veriyoruz. Denktaş ile Ankara'nın taksimci planlarına, herhangi bir tereddüte düşmeden, iki toplumun,  yabancı askerlerden ve müdahalalerden arındırılmış barış ve işbirliği köprüsü olacak ortak bir vatan yaratma arzusu ile karşılanmalıdır.

AKEL ve Yurtsever Birlik Hareketinin son görüşmesi ve bu görüşme sonrası bize Karpaz bölgesini ve buradaki mahzur durumda yaşayan Kıbrıslırumları ziyaret olanağının verilmesi, heyecanlı anlar yaşamamıza neden oldu. İşgal bölgesindeki sabırlı insanlarımızla ilk kez buluşmanın duygusallığının ötesinde bu ziyaret sırasında Kıbrıslıtürk vatandaşlarımızın da bizimle ayni endişeleri duyduklarını tespit ettik. Onlar da bizimle aynı endişeleri, sorunlar karşısında ayni düşünceleri ve aynı dilekleri ifade ettiler.

Ve bu ziyaret bizim için unutulmaz bir ziyaret olarak kalacaktır ve ülkemizin içinden geçtği bu kritik günlerde hepimiz için yeni adımların atılmasının kaynağı olacaktır.

 

Nisan - 2000 

 

 

 

 

                    ANA SAYFAYA DÖNÜŞ