KAHRAMAN ŞEHİTLER

 DERVİŞ ALİ KAVAZOĞLU VE KOSTAS MİŞAULİS’İ

 ANMA TÖRENİNDE

AKEL MERKEZ KOMİTESİ GENEL SEKRETERİ

DİMİTRİS HRİSTOFYAS’IN YAPTIĞI KONUŞMA

Dali, 4 Nisan 2004

     

        Büyük kararların bu kritik saatinde, kahraman şehitlerimiz Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Mişaulis’in fedakarlıklarından güç ve azim almak için; onların uğrunda yaşadıkları, mücadele ettikleri, kendilerini feda ettikleri idealleri canlandırmak için    onların kabirlerine sevgi çiçeklerimizi koymaya gidiyoruz.

     TMT’nin katilleri hunhar cinayetleri ile, iki mücadele arkadaşımızla birlikte onların düşüncelerini de öldürebileceklerini sandılar. Kıbrıslırumların, Kıbrıslıtürklerin ortak mücadelesini durdurabileceklerini sandılar. Ama yanıldılar. Çünkü Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Mişaulis’in düşünceleri bütün halkın mücadele bayrağı oldu. Katiller yanıldılar, çünkü yoldaşlarımız yalnız değildiler. Yoldaşlarımız bir dostluk, karşılıklı anlayış ve saygı ordusunun öncüleriydiler.

     Yaşamda ve ölümde yan yana olan Kavazoğlu ve Mişaulis Kıbrıslırumların, Kıbrıslıtürklerin ortak vatanlarının kurtuluş için verdikleri mücadelenin sembolü oldular. Yeniden yakınlaşmanın sembolü oldular.

     39 yıl sonra , ülkemizin yaşadığı acılara karşın, onların fedakarlıklarının anlamı bugün de her zaman olduğu gibi gündemde. Onların fedakarlıklarının anlamı bizi sarıyor, harekete geçiriyor, bize ilham veriyor ve önderlik ediyor.

     İnsanları bölmek için değil, birleştirmek için, Sol hareket içerisinden böyle mücadelecilerin çıkmış olmalarından iftihar ve onur duyuyoruz.

     Bu yılki yurtsever etkinliğimizde Kıbrıslıtürk yurttaşlarımızın da yer aldıklarını görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Dost Özker Özgür’e ve bütün Kıbrıslıtürk dostlarımıza hoş geldiniz diyorum ve bu etkinliğin şu andan itibaren Kıbrıs’ın birleşik halkının etkinliği olmasını yürekten diliyorum.

     Yoldaşlarımızın katledildikleri, canlarını verdikleri yeri ziyaretimizde, Kıbrıs sorununun çözüm mesajını da getirebilmiş olsaydık, memnuniyetimiz çok daha büyük olacaktı. Kısa sürede bunun olmasını diliyoruz, bunu ümit ediyor, bunun için mücadele ediyoruz.   

     Yurttaşlar,

     New York anlaşması ani gelişmeleri gündeme getirdi.

     Emekçi Halkın İlerici Partisi AKEL’in ortaya koyduğu tutum başlangıcından itibaren çok net, çok açıktı. Kıbrıs sorununun çözümü, ülkemizin ve halkımızın yeniden birleşmesini sarsılmaz hedefimiz olarak, var olan bölünmüşlüğü kabul edilemez görerek, biz büyük bir “evet” demeyi istediğimizi ilan ettik. İki toplumun anlaşmasının sonucu olacak , Anan planı çerçevesindeki bir çözüme “Evet” demeye hazır olduğumuzu ilan ettik. Kıbrıslıtürk yurttaşlarımızla büyük ve tarihi bir uzlaşmaya hazır olduğumuzu defalarca vurguladık. Durumun olduğu gibi kalması için gerekçeler ve bahaneler aramadığımızı beyan ettik. 

     Büyük “evet”i diyebilmek ve halkımızı da buna çağırabilmek için , Birleşmiş Milletler Sekreterliği’ne , Amerikan ve İngiliz unsurlara, genel olarak uluslar arası unsura yoğun bir şekilde çağrılarda bulunduk. Cumhurbaşkanı Papadopulos’un ve Ulusal Konsey’in Anan planında somut iyileştirmelerin yapılması talebine olumlu cevap vererek yardımcı olmalarını istedik.  

     Bütün bu süre içinde, New York’tan bugüne kadar, AKEL Cumhurbaşkanı’nın yanında durdu. Anan planında değişikliklerin yapılarak, ortaya çıkacak sonucun kalıcı ve işlerliği olan bir çözüm olması için Cumhurbaşkanı ile birlikte, tutarlı bir şekilde, çetin mücadeleler verdik. Ciddiyet ve sorumlulukla yanında saf tutarak, müzakere gücünü arttırdık. Ulusal Konsey’in de desteğini alarak, Cumhurbaşkanı Papadopulos iyi niyet, siyasi irade ve kararlılıkla müzakerelerde bulundu.

     Bugünkü sonuçtan sorumlu olduğunu iddiasını içerebilecek açık yada üstü örtülü suçlamalar gerçekten uzaktır ve başkalarının kendi günahları için bahaneleridir.  Türk tarafı uzlaşmaz tutumunda inatla ısrar ettiği için, maalesef müzakere ilerlemedi. İki toplum arasında, istenen “al-ver” süreci özünde hiç gerçekleşmedi.

BM Genel Sekreteri’nin hakemlik anı gelince de , haklı olarak beklediğimiz sonuç, maalesef yine ortaya çıkmadı. Devletin işleyişi konusunda Kıbrısrum tarafı önemli derecede tatmin edildi , ancak bu sadece Kıbrıslırumların kazanımı olarak görülemez.  Çünkü işlerliği olan bir devlet bütün Kıbrıs halkı için bir kazanımdır.

     Diğer yandan ise, Türk tarafının Kıbrıslıtürkleri değil, önemli konularda Türkiye’yi gözeten taleplerinin çoğunluğu Anan planının nihai metin içerisine konuldu.  Türkiye’nin taleplerinden yana olan bu dengesiz sonuç, önceliğin Kıbrıs sorununun çözümünden ziyade, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme perspektifinin öne çıkarılmasına verildiği intibasını yaratmaktadır.  

     Bu sonuç bizi üzmekte ve düşündürmektedir. Ama bizim için sürpriz değildir.

     Bu, demokrasi, özgürlük, uluslararası hukuk ve insan haklarına saygıya dair  beyanlardan çok uzak olan yeni dünya düzeni diye adlandırılan durumun ürünüdür.

     1999 yılında meşhur “her şey masanın üzerine konulacak” sözüyle, Birleşmiş Milletler kararlarının ruhundan ve özünden çıkılmasının ürünüdür.

     Hala, son yıllarda ortaya konulmuş olan ve AKEL’in yoğun bir şekilde işaret ettiği, tehlikeleri konusunda uyardığı yanlış politikaların, yanlış değerlendirme ve tutumların acı meyvelerini topluyoruz. Elbette şimdi, kimlerin sorumlu olduğunun belirlenmesinin zamanı değildir.

     Şimdi somut olarak önümüzde bulunan sonuç karşısında tutumumuzu belirlemenin zamanıdır.

     Şimdi akli salim olarak, serinkanlı bir şekilde derinlemesine düşünerek, ortaya çıkmış olan Anan planını, olumlu yada olumsuz yönlerini abartmadan, mümkün olduğunca objektif olarak değerlendirme saatidir. 

     Şimdi memleketimizin bugünü ve yarını karşısında sorumluluğumuzu yerine getirme saatidir.

     AKEL’in karar alma süreci başlamıştır ve 14 Nisan’da son sözü söyleyecek olan Kıbrıs Konferansı’nın gerçekleştirilmesiyle tamamlanacaktır.   Zamanın darlığı , bütün parti içerisinde ve toplumla birlikte geniş bir tartışmanın gerçekleştirilebilmesine imkan sunmamaktadır. Diğer yandan da, zaman darlığına rağmen,  biz , duygusallıklardan, kendiliğindenciliklerden, basitleştirmelerden ve popülizmden uzak bir şekilde, planı objektif olarak ve derinlemesine inceleme konusunda görevimizi yerine getireceğiz.

     Bu , Kıbrıs sorununu oluşturan ve etkileyen yerel, bölgesel ve uluslar arası bütün unsurların değerlendirilmesidir.

     Bu, olası bir “evet” veya olası bir “hayır”ın sonuçlarının yada perspektiflerinin hesap edilmesidir.

     Tek kriterimiz , Kıbrıslırumların, Kıbrıslıtürklerin , bütün halkımızın ve memleketimizin çıkarları oldu ve bu böyle olmaya devam edecektir. Hedefimiz , iki toplumun geleceğe güven ve umut içerinde ilerlemelerine izin verecek koşullarda yurdumuzun barış içerisinde yeniden birleştirilmesi olmaya devam ediyor.  

     Bakışlarını AKEL’e çevirmiş olan halkımız, partimizin nihai tutumunu ortaya koymasını beklemektedir. AKEL’in sorumluluk içerisinde verimli bir diyalog gerçekleştirerek , bir kez daha halkımızın beklentilerine ve güvenine layık  doğru kararı alacağına duyduğum inancı ifade ediyorum.

     Siyasal güçlerin tümü aynı tutumu almaları çok iyi olurdu. Ancak bunun mümkün olmadığı görülüyor. Görüşlerin , değerlendirmelerin ve argümanların medeni ve demokratik çerçeve içerisinde karşı karşıya konulmasını ve böylece halkın mümkün olan en iyi kararı almasına yardımcı olabilmemizi diliyor ve ümit ediyorum. 

     Tutkular ve fanatizm, hakaretler ve aşırılıklar Kıbrıs’ın davasına zarar veren şeylerdir ve bunların yeri yoktur. Memleket başka maceralara dayanamaz.  Son aylardaki gelişmeleri kullanan milliyetçiliğin iğrenç yüzü, hem işgal altındaki bölgelerde, maalesef hem de özgür bölgelerde tekrar görünmeye başladı. Haklı olarak var olan hayal kırıklığı ve üzüntü duygularını kullanan, sömüren milliyetçilik zehrini özellikle genç insanların bilinçlerine akıtmak için, her tür güvensizlik hissini değerlendirmeye, kullanmaya çalışmaktadır. Bazıları kasıtlı olarak zemini hazırlıyorlar, Kıbrıs’ın yaşadığı acılara neden olan kafa yapılarına dönüş hayalleri kurmaktalar.  Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağını hor görenler, Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağı ile alay edenler, şimdi ona sahip çıktıkları bahanesiyle, onun adına çirkinlikler yapıyorlar.    

     Biz tehlike çanını çalıyoruz.

     Şayet Anan planı gerekçesiyle, Kıbrıs toplmunun milliyetçiliğin bataklığına sürüklenmesine izin vermemiz trajik ve feci olacaktır. AKEL ve geniş olarak halk hareketi, ideallerine ve değerlerine inançla, Kavazoğlu ve Mişaulis’in hayatlarını feda ettikleri ideallere sadık olarak , yeniden yakınlaşma davasına inanarak, her zaman milliyetçilik ve şovenizmin karşısında dikilecek ve kin, düşmanlık ve hoşgörüsüzlüğe karşı mücadelesini sürdürecektir.

     Sevgili dostlar,

     Şimdi herkes Kıbrıs halkının karar verme saati diyor. Uluslar arası unsur da bu mesajı veriyor. Herkes, halkımıza ve halkımızın kaderini belirleme, karar verme hakkına saygı göstermelidir.   Halkımızın duygularına ve saygınlığına saygı duymalılar. Uluslar arası alanda ve Avrupa Birliği’nde de , BM Genel Sekreteri’nin hakemliği ile nihai şeklini alan planın hemen onaylanmasını savunan güçlerin var olduğunu biliyoruz.   Bu öğeyi de göz önüne tutmaktayız. Ancak , tehditler ve şantajlar altında halkın karar vermeye çağrıldığı intibasını yaratacak baskıcı yol göstermelerden kaçınılması iyi olacaktır. Böylesi koşullar altında alınan kararlar yararlı, başarılı olmamaktadır. Kıbrıs sorununun çözümünü samimi olarak gerçekten isteyenlerin bunu göz önünde tutmaları gerekmektedir. 

     Kıbrıslıtürk yurttaşlar,

     Kıbrıs’ın barış içerisinde yeniden birleşmesi için, işgalden kurtulmak için, iki bölgeli iki toplumlu federasyon çerçevesinde siyasal eşitlik ve halkımızın insan haklarına saygıyla Kıbrıs sorununun çözümü için, AKEL ve daha geniş olarak halk hareketinin mücadele bayrağını asla indirmeyeceğini toplumunuza duyurmanızı rica ediyoruz.

     AKEL ve halk hareketi, Avrupa Birliği içinde, refah içerisinde gelişen ortak vatanımızı inşa etmek için en sağlam temel olan yeniden yakınlaşmanın her zaman bayraktarı olacaklardır.

     Güvenlik ve barış içerisinde yaşamak Kıbrıslırum, Kıbrıslıtürk , bütün halkımızın hakkıdır.  Bu hakkı ortak mücadelemizle güvence altına alacağız.

     Kahraman şehitlerimiz Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Mişaulis’i , mücadelelerine devam ederek , onların idealleri için mücadele ederek, onların vizyonuna sadık kalarak  anıyoruz.

    

     Kahramanlarımıza şan ve şeref !

     Yaşasın Kıbrıs’ımız !

 

 

                    ANA SAYFAYA DÖNÜŞ