|
|
|
![]() |
![]() |
|
|
|
|
|
Felsefi fukaralığına karşı Avrupa’da ırkçılık ile milliyetçiliğin, ırkçı ve milliyetçi partilerin yükselmesi (örneğin Haider’in Özgürlük partisinin Avusturya’daki hükümete katılması) eğitim ve öğrenimin rolünü yeniden gündeme getiriyor. Çok kültürlü toplum yaratılması gerektiği yönündeki büyük laflara karşı, egemen sınıfların sınıfsal çıkarları, derin ekonomik ve sosyal dengesizlikler, işsizliğin uzun süreli olarak yüksek oranlarda kalması halklar arasında, fakat ayni zamanda ayni ülkenin vatandaşları arasında yeni ve daha büyük ayrılık duvarlarının önkoşullarını ve ideolojik temelini yaratıyor. Duvarların aşılması ve yıkılması için insanların bilincinde var olan ön yargıların kırılması bugün en gerekli olgudur. Ve eğitim ve öğretimin oynayabileceği özel önem de buradadır. Eğitim ve öğretim insanların sosyal bilinçlerinin biçimlendirilmesinde önemli bir rol oynar. Günümüzde eğitim Kıbrıs’ta da bu rolü oynarken ne yazık ki ayrılıkçılığı, kini, şovenizmi ve milliyetçiliği geliştiriyor , ama diğer yandan da yakınlaşmaya, barışa, dostluğa ve işbirliğine Kıbrıslırumlar ile Kıbrıslıtürkler arasında yeniden yakınlaşma ve anlayışa katkı sağlayabilir. Avrupa’nın birçok ülkesinde eğitimde, ulus merkezci bir eğitimden çok kültürlü bir karaktere geçiş amaçlı önlemler ve değişiklikler yaşama geçirilmeye çalışılıyor. Kıbrıs’ta ise bunun tam tersi yönde bir işleyiş var. Her iki toplumda da okullar şovenizmin, kinin ve fanatizmin işlendiği alanlara dönüştürülüyor. Kıbrıs tarihinin tek yanlı ve sübjektif olarak öğretilmesi ile her iki toplumdan gençler daha küçük yaşlardan diğer uluslun barbarlığını öğreniyor. Öğrencilere eğitim araçları, ders programları ve ulusal günler aracılığı ile lise ve yüksek öğrenimde, kıbrıslırumlar ile Kıbrıslıtürklerin çatışması öğretiliyor ve iki toplumun uyum içerisinde birlikte yaşadığı, geleneksel dostluk ve işbirliklerini gösteren tarihsel olaylar saklanıyor. İlerici güçler yeni kuşakların biçimlendirilmesine katkı sağlayan eğitim çerçevesinde karşılıklı anlayış, barış, dostluk, ve iki toplumun yeniden yakınlaşması ve işbirliği ruhunu ileri götürecek önlemleri yaşama geçirme doğrultusunda sürekli bir çalışma içerisinde olmalıdır. AKEL geçmişte bu yönde birçok kez öneriler hazırladı. Bu önerilerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: 1. Kıbrıs tarihinin yakın dönemi nesnel ve bilimsel temeller üzerinden öğretilmelidir. Gençler yakın tarihimizi eleştirisel bir gözle görecek bir şekilde eğitilmelidir. Tarihin yanlış algılanışı beraberinde yanlış bir bilinci de getirir ve bu bilinç, devamında milliyetçiliği ve şövenizmi azdırır. Yeniden yakınlaşma, yakın tarihe ve çeşitli olaylarda toplumların birbirlerine yaklaşımına özeleştirisel bir yaklaşımını zorunlu kılar. Bu önerinin yaşama geçmesi için iki toplumlu bir komitenin kurulması ve toplumların okullarında okuttukları eğitim kitaplarının tekrar ele alınması önemlidir. 2. Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk sanatçıların sanat yapıtlarının, şiir ve diğer edebiyat eserleri çevrilerek okul programlarına dahil edilmelidir. Buna paralel olarak iki toplumun sanatçılarının karşılıklı olarak birbirlerini daha iyi anlayabilmelerine katkı için şiir kitapları ve diğer yapıtlar sistemli ve planlı bir şekilde karşılıklı dolarak çevrilmelidir. 3. Çokuluslu devletlerde bu devletleri oluşturan tüm etnik toplumların dillerinin öğretilmesi anlaşılır bir şeydi. Bizim ülkemizde diğer toplumun dilinin öğretilmesi hala daha bir tabudur. Karşılıklı olarak toplumlarda Yunanca ile Türkçenin öğretilmesini acil bir gereklilik olarak görüyoruz. 4. Son yılarda eğitimcilerin, yüksek okul ve lise öğrencilerinin toplantılar gerçekleştirdiklerini görüyoruz. İlerici güçler bu uğraşıların daha da gelişmesini ve sistemli bir hal alarak,
Dünyamızın her noktasında olduğu gibi Kıbrıs’ta da farklı etnik kökenli olan, farklı diller konuşan, farklı din ve kültürden insanlar barış içinde daha iyi bir gelecek için bir arada var olabilirler. Bir arada olamayacak olanlar milliyetçiliklerdir. Şubat - 2000
|
|
||
|
ANA SAYFAYA DÖNÜŞ
|
||