Home  |  Açıklamalar   |  AKEL Larnaka ile CTP İskele İlçe Örgütleri Nazım Hikmet ve Yannis Ritsos’u Andı

AKEL Larnaka ile CTP İskele İlçe Örgütleri Nazım Hikmet ve Yannis Ritsos’u Andı

AKEL Larnaka ile CTP İskele İlçe Örgütleri sol mücadelenin ve dünya edebiyatının önemli isimleri Nazım Hikmet Ran ve Yannis Ritsos’u anma gecesi düzenlediler.

14 Mart Salı gecesi Larnaka’da düzenlenen geceye AKEL Larnaka ve CTP İskele İlçe Örgütlerinden çok sayıda kişi katılırken, gecede AKEL Larnaka İlçe Sekreteri Hristalla Andoniyu, AKEL Merkez Komitesi Örgütlenme Sekreteri Hristos Aleku ve CTP İskele İlçe Örgütü Başkanı Hüseyin Mülazim birer konuşma yaptılar. Gecede yer alan kültürel pogramda ise her iki şairin şiirleri okundu ayrıca Dora Sotiriu ve  Umut Albayrak şarkılarıyla sahne aldı.

AKEL Merkez Komitesi Örgütlenme Sekreteri Hristos Aleku tarafından yapılan konuşma:

Nâzım kardeşim, 
mavi gözlü Nâzım
mavi yüreğin
ve daha da mavi düşlerinle
sen ki karanlığa derin derin
baktığın zaman
en ufak bir kin duymadan
karanlığı bile mavileştirirsin

Nâzım 
grevci dok işçilerini gördüm
vinçler direkler şiirler arasında
çuvallar sandıklar güller arasında
ve büyük geminin yanında
bekleyen iki mavi ışık
demir almak üzereydi gemi
(Kim bilir hangi yolculuğa?)
kavgaydı bu sevdaydı bu
ve sen Nâzım kaptanıydın
sınırlardan öteye yönelen
bu yolculuğun
Nâzım 

Merhaba ölümsüz yoldaş Nazım.

Nazım Hikmet’in ölümünden 14 yıl sonra, Yannis Ritsos 1977’de yazdığı şiirinde bu mısralarla onu anıyordu. Bugün sınıfsal mücadelenin bu iki yılmaz savaşçısını, gerçek yurtsever ve hakiki enternasyonalist iki aydınlık insanı anıyoruz. Yaşamlarının sonuna kadar yaratıcılıklarını, sanatlarını insanlığa sömürüsüz bir gelecek için mücadele yolunu açmaya adayan inançlı iki komünist yoldaşı anıyoruz.

Nazım Hikmet 15 Ocak 1902’de Selanik’te doğdu. Şiir yazmaya daha orta öğrenim yıllarında başladı. Bu ilk şiirleri Fransız devriminden esinlenen ulusal kurtuluş mücadeleleri belgilerinden ve Mustafa Kemal’in burjuva demokratik devriminden ilham alan şiirlerdi. Hikmet Anadolu’daki Mustafa Kemal güçlerine katılmaya karar verdi. Yolda Almanya’dan yurtdışı edilen Spartaküsçü Türk öğrencilerle karşılaşan Nazım, Marks ve Engels hakkında bilgilendi. Ankara’ya doğru yaya ilerlerken Anadolu insanının korkunç yoksulluğuna tanık oldu ve ilk kez ülkesindeki sosyal sorunların büyüklüğünün bilincine vardı. Gördüklerinden esinlenerek, “Meşin kaplı kitap” eserini yazdı. I. Dünya Savaşı sırasında özellikle de savaşın ardından Mustafa Kemal’in burjuva devriminin başlangıçta propaganda ettiğinin aksine sınıfsal farklılıkları ortadan kaldırmadığı görülüyordu. Mustafa Kemal’le bizzat buluşmasının ardından Nazım da bunu anlamaya başladı. Rusya’daki devrimci hareketi öğrenmesi üzerine oraya gitmeye karar verdi. Sovyetler Birliği’ne gitmek için gemiye bindiği Trabzon’da (TKP’nin ilk Merkez Komitesi’ndeki) 15 Türk komünistin Karadeniz’de öldürüldüğünü öğrendi ve “On beşler için” şiirini yazdı.

1921’de Sovyetler Birliği’ne vardı. Doğu Emekçileri Üniversitesi’nde tahsile başladı. Daha sonra Moskova’ya giderek siyasal ve sosyal bilimler okudu. Lenin’in vefatını yaşadı ve cenazesinde onur alayında yer aldı. Türkiye’ye dönerek Komünist Partisi’ne üye oldu. 1925’te Komünist Partisi’ne yakınlığı bilinen “Aydınlık” ve “Orak Çekiç” dergilerinde çalışmaya başladı. Yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince, büyük maceralardan sonra tekrar Sovyetler Birliği’ne gitti. 1928’de gizlice Türkiye’ye dönmesinin ardından yakalandı. Hapishane yıllarında halktan insanlarla ilişkileri Nazım’ın dilini ve şiiri olgunlaştırdı, daha özlü ve sade hale getirdi. Çok önemli eserlerini o yıllarda yazdı. En önemli eserlerinden “Memleketimden İnsan Manzaraları”nı 1941’de Bursa cezaevinde yazmaya başladı.

Nazım Hikmet milliyetçiliğe ve şovenizme karşı kosmopolit bir anlayışla değil, gerçek bir yurtsever ve enternasyonalist olarak mücadele etti. O “Sermayenin egemenliği uluslararasıdır. Bütün ülkelerin işçilerinin kurtuluşları için mücadelesi de uluslararası sermayeye karşı işçilerin ortak mücadelesi olduğu takdirde başarıya ulaşacaktır” diyen Leninist görüşü benimsemişti. 1952’de Varşova radyosu Dünya Barış Konseyi’nin üyesi olan Hikmet’in Yunanistan halkına şu mektubunu yayınlıyordu: “Yunanlı kardeşler, bir gerçek ve diğeri sahte olmak üzere, iki Türkiye, iki Yunanistan var… Biri zindanlarda acı çeken Beloyannis’in ve binlerce Yunan yurtseverin Yunanistan’ıdır. Bu, Yunan halkının vatanı, gerçek Yunanistan’dır. Gerçek Türkiye, Türk halkının Türkiyesi’dir, zindanlarda çürüyen binlerce Türk yurtseverin Türkiyesi’dir… Halkımın temsilcisi olarak, size diyorum ki: Türk halkı Yunan halkını sevmekte ve kahramanca başarılarından dolayı hayranlık duymaktadır. Türk mücadeleciler hapishanelerdeyken dahi, halkınızın ve halk ordunuzun kurtuluş mücadelesinden haberleri öğrenmektedirler. Yunanistan’da yaşananları izlerken gözleri yaşarmaktadır…

Büyük Türk şair 3 Haziran 1963’te yaşama gözlerini kapadığında ardında şu “vasiyeti” bıraktı:

“Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,

– öyle gibi de görünüyor –

Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni

ve de uyarına gelirse,

tepemde bir de çınar olursa

taş maş da istemez hani…”

Hikmet’in hayatıyla ortak özelliklerle dolu bir hayat yaşadı Yannis Ritsos. 1909’un 1 Mayıs’ında Monemvasya’da doğan Ritsos, ulusal direnişe katıldığında şiirsel ve siyasi olarak olgun bir kişilikti. Sol görüşlerinden dolayı 1948-1952 arasında çeşitli adalara sürgüne gönderildi. 1948’de Limnos, 1949’da Makronisos, 1950-51’de Ayos Evstratios adalarına sürgün edildi. 1952 Ağustosunda serbest bırakılmasının ardından Birleşik Demokratik Sol partisine katıldı.

İşçi sınıfının mücadelelerinden ilham alarak yazdığı eserleri geniş halk kitleleri tarafından kucaklandı. 1936 Mayısında Selanik tütün işçileri ücret artışı talebiyle greve gittiler. Polis işçilerin yürüyüşünü yasakladı. 9 Mayıs’ta yerel makamlarla göstericiler arasında yaşanan olaylarda göstericilerden on ikisi yaşamını yitirdi, onlarcası yaralandı. Selanik halkı ayaklandı ve grev isyana dönüştü. Gösteride öldürülen oğlu Tasos Tusis’in yanı başında diz çöküp ağıt yakan anasının ertesi gün Rizospastis gazetesinde resminden etkilenen Ritsos, en güzel şiirlerinden biri olan “Epitafyos” (Mezar Yazıtı) eserinin ilk mısralarını yazmaya başladı. Ritsos’un Theodorakis tarafından ilk bestelenen şiirleri arasında yer alan “Epitafyos” 10.000 baskı yaptı. Metaksas diktatörlüğünün organları “Halk Kitapçısı”nı basarak, bu kitabın baskılarına el koydular ve bunları başka yazarların kitaplarıyla birlikte Atina’da yaktılar.

Yannis Ritsos Yunan halkının bilincinde, kültürel yaşamın en siyasi şairi olarak yer etti. Tüm yaşamı boyunca sosyal mücadelelerle ve komünist hareketle özdeşleşmiş olan Yannis Ritsos daha genç yaşlarda Yunanistan Komünist Partisi’ne üye olmuştu. İlericilerin, solcuların, komünistlerin uğradığı kovuşturmalara tıpkı Nazım Hikmet gibi o da uğradı.

İki şairin dostluğu 1955’te başladı. Yıllar sonra Ritsos Nazım Hikmet’in şiirlerini Yunanistan’da yayınladığında önsözüne şunları yazdı: “Nazım Hikmet “entellektüel” diye adlandırdıklarımıza hiç benzemezdi. O duygularını muğlak kavramsal söylemlerle dile getirmeye harcamazdı. O duygularını yaşardı. İnsanlar, olaylar karşısında ne yapacağını bilemez bir durumda olmaz, kendisini “yabancı” ya da “özel bir kişi” hissetmezdi. Onun mücadelesinin, sanatının belirgin bir hedefi vardı. O kendini korumaya yönelik bir iç gereksinim hissetmezdi. O başkalarını koruyarak, kendisini koruyor ve büyük bir cesaretle mücadele ediyordu”.

Bu iki şairin eserleri hakkında sosyal, estetik ya da ahlaki açıdan yorumlara, izahat ve analizlere gerek yok. Lafı dolandırmadan, imalarda bulunmadan, her şey dobra dobra, her şey açık. Onların şiirleri bağlı kaldığı konuyu heyecan ve coşkuyla dile getirmektedir. Onların iyimserliği yaşam hakkında belirsiz bir sevinçten, metafizik bir saflıktan kaynaklanmıyordu; bilakis insanlığın tarih boyunca verdiği dev mücadelelerden esinlenerek, sömürüsüz bir topluma ulaşma mücadelesinden kaynaklanıyordu.

Onların eserleri güncel olmaya devam ediyor; sadece Türk ve Yunan halklarının değil, bütün dünya halklarının mücadelelerine ilham vermeye devam ediyor.

Yoldaşlar, dostlar,

Bu etkinliğin gerçekleştirildiği bu dönem ve etkinliğin içeriği, Kıbrıs sorununda yaşanan duruma da kısaca değinmemi gerektiriyor. Bugün çok zor bir durumla karşı karşıya olduğumuz saklanamayacak bir gerçektir. Geçen yıl içerisinde yüreklerimizi umutla dolduran, cesaret verici bir atmosfer mevcuttu. En azından, çözüm ve yeniden birleşmenin gerçek anlamını dile getirenlerin yürekleri bunca yıldır uğrunda mücadele ettiğimiz hedefe ulaşabilme umuduyla doluydu. Ta ki yurdumuzda milliyetçiliğin sadece var olmaya devam ettiğini değil, nice fedakârlıklarla inşa edilenleri yıkabilecek kadar hala daha güçlü olduğunu gösteren olay yaşanana kadar. Biz o olayın ardından ortaya çıkan ve devam eden tepkilerin boyutunu haklı kılmadığı görüşündeyiz. Nitekim partimizin Genel Sekreteri derhal yaptığı açıklamalarıyla ve gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında üstlendiği inisiyatiflerle bu olayın aşılması ve süreç canlı tutularak müzakerelere devam edilmesi yönünde ikna etmeye çalıştı. İki tarafın da birbirlerine sorumluluk yükleme çabasına odaklanmasının taraflar arasındaki mesafenin büyümesine, müzakerelerin çökmesine ve bunun da Türkiye’ye değil, yurdumuza ve halkımıza zarar vereceğini net bir biçimde ortaya koyduk. Böylesi bir durumda geçmişte yaşananları bir kez daha yaşayacağız. Bir başarısızlık hakkında bahaneler, gerekçeler bulmanın en kolay yol olduğunu herkes biliyor ve önemli olan bu değildir. Önemli olan, başarısızlığı önlemektir. Dostlar, bu olumsuz tablonun aşılması imkânı hala daha vardır. Karşılaştığımız tüm engellere ve güçlüklere rağmen, biz ellerimizi kaldırıp teslim olmayacağız. Yurdumuzun ve halkımızın yeniden birleşmesi için mücadelemize devam edeceğiz. İçinde bulunduğumuz bu aşamada mücadele, müzakerelerin devam etmesi çabası demektir; sürecin canlı tutulması çabası demektir. Çünkü süreç canlı oldukça, umut da canlı olmaya devam edecektir. Böylesi durumlarda yükün hep bizim omuzlarımıza düştüğünü, Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk Sol parti ve örgütlerin omuzlarında olduğunu biliyoruz. Bu hiç de tesadüfi değildir.  Çünkü bizim inançlarımız, ilkelerimiz, mücadelelerimiz ne esen rüzgârın yönüne göre değişkendir,  ne de geçici çıkarlar peşindedir. Çünkü bizim inançlarımızın, ilkelerimizin, mücadelelerimizin derin ve sağlam temelleri var.  Bu temellerin dayanağı ideolojimizdir, daha çocukluk yıllarımızdan itibaren edindiğimiz duyarlılıklarımızdır. Bunun için bu kez de bu yükü biz üstleneceğiz.

Nitekim Nazım Hikmet ve Yannis Ritsos da böyle yaparlardı. Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Mişaulis de böyle yaparlardı. Milliyetçilik ve şovenizme karşı savaşanların, barış ve demokrasi için mücadele edenlerin tümü böyle yaparlardı.

Çünkü Yannis Ritsos’un da bilgece ve çok yerinde dediği gibi “biz şarkılarımızı insanlardan ayırt edilmek için, insanları ayırmak için söylemiyoruz; kardeşim, biz şarkılarımızı, şiirlerimizi insanları birleştirmek için söylüyoruz”.

AKEL Larnaka İlçe Sekreteri Hristalla Andoniyu tarafından yapılan konuşma:

“Bir tek inanç, bir tek hukuk, bir tek hak / ırgatın işi”

Bu mısraları henüz 17 yaşındayken yazan büyük Türk şair: Nazım Hikmet.

O yargılandı ve 40 yıl hapse mahkûm edildi. Onun tek suçu, bazıları bu akşamki sunumda da yer alan şiirleri yazması ve komünist düşüncelerinin olmasıydı.

Lenin Barış Ödülü’ne layık görülmüş başka bir büyük şair: Yannis Ritsos.

“erken kararmasın anaların yüreği

ölümle yan yana yatmasın her gece çocuklar

nereye varacak ki?

çekiç ve saban yapmak için

eriteceğiz top mermilerini bir gün”

İşgale karşı direnişin ve mücadelenin büyük şairi Ritsos.

Şiirlerini insanları birleştirmek için yazan Nazım Hikmet ve Yannis Ritsos’un anısına gerçekleştirdiğimiz bu akşamki iki toplumlu etkinliğe AKEL Larnaka İlçe Komitesi adına hepinize hoş geldiniz diyorum.

26. İlçe Kongremizin onuruna gerçekleştirdiğimiz bu etkinliği özel bir mutlulukla birlikte organize ettiğimiz CTP İskele Örgütü’nden yoldaşlarımıza yürekten hoş geldiniz diyorum.

Birlikte bu sunumu Larnaka’da tekrarlamayı kararlaştırdık. Çünkü böylesi etkinlikler aracılığıyla daha da güçleniyoruz. Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler olarak önümüzdeki zorlu yolu birlikte yürümek için, birlikte ilerlemek için daha hazır, daha kararlı oluyoruz.

Yurdumuzun ve halkımızın yeniden birleşmesi arzumuz dinmeksizin sürüyor. Bunun için de, BM Güvenlik Konseyi’nin kararlarında belirtildiği şekilde siyasi eşitliğin, tek egemenliğin, tek vatandaşlığın, tek uluslararası kimliğin olacağı iki bölgeli iki toplumlu federasyon çözümü için ilkesel tezlerimizi dayanak alarak mücadelemizi sürdürüyoruz.

Yurdumuz aleyhine yabancı dayatmaların uygulanmasının aracı ve her zaman Kıbrıs’ımızın başındaki bela olan milliyetçiliğe ve şovenizme karşı bütün gücümüzle direniyoruz.

Çok arzuladığımız çözüme ulaşmak için çabalarımız devam etmelidir, bunun için de AKEL bu yönde inisiyatifler üstlendi ve üstlenmeye devam ediyor.

Kimileri hiç utanmaksızın tarihimizi tahrif etme çabalarını sürdürüyorlar ve artık çok tehlikeliler.

Bunun için de bizim görevimiz daha da zor, daha da ciddi olmaktadır.

Halkımızın ve yurdumuzun her türden düşmanının, emperyalistlerin ve milliyetçilerin dayatmalarına karşı direnme sorumluluğu bizim omuzlarımızdadır.

Bizi kucaklayan deniz ve gökyüzümüz, bastığımız toprak ve soluduğumuz hava bizi birleştiriyor.

Aynı gökyüzü, aynı deniz.

İhanete uğrayan, ama bizim adamızın, Kıbrıs’ımızın gökyüzü ve denizi.

Bu akşam bir araya gelerek, Yannis Ritsos ve Nazım Hikmet’i saygıyla anıyoruz. Halkımızı ve Kıbrıs’ımızı yeniden birleştirmek için bu akşam onların şiirlerini, şarkı haline getirilen eserlerini birlikte dinliyoruz.

Etkinliğimize katılımınız için hepinize teşekkür ederiz.

Bu etkinliğin hazırlanmasına ve başarısına katkıda bulunan herkese teşekkür ederiz.

Yoldaş Dora Sotiriu’ya, Umut Albayrak’a ve birazdan izleyeceğiniz sunumda yer alan herkese yürekten teşekkürlerimizi sunuyoruz.

CTP İskele İlçe Örgütü Başkanı Hüseyin Mülazim tarafından yapılan konuşma:

Değerli Yoldaşlar ve Dostlar;

CTP ve AKEL ilçe örgütlerinin bu akşam birlikte gerçekleştirdikleri Nazım Hikmet’i ve Yannis Ritsos’u anma gecesine hoş geldiniz.

Kurulduğu günden beri emek ve barış mücadelesi veren iki kardeş, iki yoldaş parti olarak Birleşik Federal Kıbrıs’ı yaratana kadar çalışmalarımız devam etmelidir. Emperyalistlerin Kıbrıslılara dayattığı böl-yönet politikaları Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlara büyük acılar yaşatmış, yaşatmaya da devam etmektedir.

Biz ilericilere ve özellikle CTP ve AKEL’e düşen görev, BM parametreleri çerçevesinde, 1977-79 doruk antlaşmaları ve son yıllarda varılan mutabakatlar özellikle Talat – Hristofyas arasında 23 Mayıs ve 1 Temmuz 2008’de, Eroğlu – Anastasiadis arasında 11 Şubat 2014’te üzerinde uzlaşılan tek yurttaşlık, tek egemenlik ve tek uluslararası kimliğe ve siyasi eşitliğe dayalı iki toplumlu iki bölgeli Birleşik Federal Kıbrıs’ı yaratmaktır.

Çocuklarımıza, torunlarımıza ve gelecek nesillere özgür, bağımsız, demokratik ve insan haklarına saygılı, savaşsız, sömürüsüz bir Kıbrıs bırakmak biz ilericilerin vaz geçilmez görevidir.

Değerli yoldaşlar, müzakerelerde yaşanan olumsuzluklar müzakereleri kesintiye uğratmıştır. İki toplum lider basın üzerinden birbirlerini suçlama oyunlarından vazgeçip müzakere masasına dönmelidirler. Hiç bir mazeret ve gerekçe ortak vatanımızın birleştirilmesinden daha değerli olamaz. İki toplum liderinin öncelikle Kıbrıslıların çıkarlarını savunmalarını ve bölünmüş adamızı birleştirmek için samimi olarak masaya yeniden dönmeleri gerektiğini savunuyoruz.

Bu akşam Nazım Hikmet ve Yannis Ritsos’u anarken, onların şiirleri ile verdikleri mücadele yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Onlar hapse atıldılar, vatanlarından sürgün edildiler, baskı ve zulüm yaşadılar. Ama asla teslim olmadılar.

Ne yazmaktan, ne okumaktan, ne de mücadeleden vazgeçtiler. Halkların kardeşliğinin önemini, ezilen halkların tek çıkış yolunun barış olduğunu şiirleriyle, şarkılara ve türkülere dönüşen eserleriyle bütün dünyaya haykırdılar, halen daha da haykırmaya devam ediyorlar. Bu iki büyük usta şiirlerini insanları, ülkeleri bölmek için değil, birleştirmek için yazıp, söylediler.

Bu akşamki etkinliğimize özverili çalışmaları ile katkı koyan şair, müzisyen ve sanatçılarımıza ayrıca etkinliğimize izleyici olarak katılan tüm yoldaşlarımıza, dostlarımıza teşekkürü borç bilirim…

Yaşasın ortak vatan mücadelemiz!

Yaşasın Birleşik Federal Kıbrıs ve barış mücadelemiz!

PREV

Damianu: Bazıları Gelecek Nesilleri Düşüneceğine Sadece Gelecek Seçimleri Düşünüyor

NEXT

Irkçılık ve Faşizm Karşıtı Etkinlikte AKEL M.K. Genel Sekreteri Andros Kiprianu Tarafından Yapılan Konuşma